20 Ağustos 2019 Salı

Dünya'nın Sonu

  
   O gün hava çok sıcaktı.Sanki ateşin içindeydim.. Bu arada adım İlker. Yatağımdan çıkar çıkmaz televizyonu açtım, birde ne göreyim ! Sıcaklık 60 derece olmuş, kum fırtınası çıkmıştı.

   Bu demek oluyordu ki, tüm Dünya çöle dönüşüyordu. Buna bir çözüm bulmak için arkadaşım Ümit ile buluşmam gerekiyordu.

   Ümit'lere gidince bir de ne göreyim ! Ümitler eve fıskiye kurmuşlardı. Ümit'in ailesi zaten hep garip şeyler yapıyor.

   Mesela kışın üşüyoruz diye evde ateş yakmışlardı. Daha doğrusu evi yakmışlardı. Neyse biz asıl konuya dönelim.

   Ümit'e akşam erken yatmasını, çünkü sabah erken kalkmamız gerektiğini söyledim.

   Sabah olunca Ümit'i evin önünde beklemeye başladım. Yarım saat sonra Ümit altı damacana su ile gelmişti. Yola çıkmadan önce Ümit'e ''niye altı damacana su getirdin'' ? diye sordum. Ümit bu su bile az gelir dedi.

   Neyse biz yine Ümit'in gariplikleri ile uğraşmayalım...Yolculuğumuza yeni başlamıştık ama iki damacana su çoktan bitmişti.

   Ümit'le yürürken bazı yerlerde bir iki metrelik çukurlar gördük. Bu çukurlar ağzına kadar çöp doluydu. Bu manzara beni çok üzdü. Bu yüzden ormana doğru gitmeye karar verdik.

   Ormanda az önceki yerden farklı değildi. Hiç ağaç kalmamış, kalanlar ise alev alev yanıyordu. Koca gölde ise bir damla su kalmamıştı. Suyumuzda bitti bitecekti. Su almak için ormanın yakınında ki bir çeşmeye gittik. Malesef orada da su yoktu.

   Aklıma su bulabileceğimiz tek bir yer geliyordu. Orası da Karadeniz'di. Ormanın olduğu yer Karadeniz'e yakın olduğu için, çok şanslıydık. Yine diğer yerlerde olduğu gibi, orada da hiç su kalmamıştı. Kalan tek şey balık kılçıklarından ibaretti. Bu yüzden Karadeniz'den ayrılıp başka bir yöne giderken bir kaç insanın iskeletini gördük. Çoğunun elinde çakmak gibi yakıcı aletler vardı. Bazı yanıcı aletler ise patlamıştı. Ümit ile bu gördüğümüz manzara karşısında çok şaşırmış ve Dünya'yı çöle, insanların dönüştürdüğünü öğrenmiştik.

   Gökyüzüne bakınca ozon tabakasının yok olduğunu fark ettik. Bu tam bir felaketti.

   Tüm Dünya yok olacaktı ! Bu yüzden hızlı adımlarla eve doğru koşmaya başladık. Evimizin önüne geldiğimizde evimizin kül olduğunu gördük. Ozon tabakası ben ve Ümit'i yok edecekti. Erimemize saniyeler kalmıştı. Ve şimdi bizi eritecekti ki, annemin kalk deyişini duydum ve uyandım...

E.B.K

Bu Hikayeyi 11 yaşında, geleceğin belkide bir yazarı olabilecek genç bir arkadaş yazmıştır.

Hikaye Öykü
Dünya Son

Dünya Son
Hikaye Öykü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

30 Ağustos Zafer Bayramı