18 Mart 2019 Pazartesi

18 Mart Çanakkale Zaferi'ni Anma Günü

   Büyük Milletler tarihi destanları ile anılırlar ve yetişen yeni nesillere bu destanlar çok iyi anlatılır ki, geleceğe sağlam adımlarla yürüsünler. Eğer yeni yetişen nesiller gelecekte başarılı olmak istiyorlarsa, geçmişini çok iyi bilmeli, geçmişte dedeleri nelerle karşılaşmış, Vatanları için neler yapmış öğrenmelidirler. Tarih tekerrürden ibarettir sözü gereği, eğer geçmişimizi iyi öğrenmezsek, ileride bizimde başımıza benzer olaylar gelebilir. Büyük Türk Tarihi'nde nice destanlarımız vardır, bunlardan biri Çanakkale Destanı'mızdır.

   Çanakkale Savaşları Deniz ve Kara olmak üzere 2 bölüm halinde olmuştur. Birincisi  19 şubat 2015 te başlayıp, 18 Mart 2015 te biten Çanakkale Deniz Zaferi'mizdir. İkincisi ise 25 Nisan 1915'te başlayıp 9 Ocak 1916'da biten Çanakkale Kara Savaşı'dır. Sonuçta Çanakkale Savaşları 1915 şubat'ında başlayıp, 1916 Ocak'ında bitmiştir.

   ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI;

   Çok büyük farklı emelleri olan İtilaf devletleri (İngiltere, Fransa, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Kanada Güçleri) İstanbul'u alarak, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının kontrolünü ele geçirmek istiyorlardı. Böylece Rusya'ya bir yol açmak, Almanya'nın müttefiki olan Osmanlı'yı savaş dışına itip, İttifak devletlerini zayıflatmak istemişlerdir. Bunu başarmak içinde Çanakkale Boğazını hedef olarak gözlerine kestirmişlerdi.

   19 Şubatta İngiliz Donanması, Türk muhafızlarının bir anlık dalgınlığından faydalanıp, Boğazı geçip, İstanbul'a yaklaşmışlardı. Adalar civarında 1 ay bekleyen donanma, Osmanlı Devleti'nin aldığı önlemler sayesinde, çareyi kaçmakta bulmuşlar, kendilerini Çanakkale Boğazının ötesine atmışlardı. Donanma'da 100'e yakın irili ufaklı gemi vardı. Aslında donanma hiç bir savunma ile karşılaşmadan, kolayca boğazdan geçeceğini sanıyordu. Hatta o kadar kendilerine inanmışlardı ki, İngiliz seyahat acentası İstanbul'a gezi turlarının planını bile yapmıştı. Churchill şunu zannediyordu, bu kadar gemisi olan donanmayı gören Türkler, topları bırakıp kaçacaktı ! Kısaca evde yaptıkları hesap, çarşılarına uymadı.

   Donanmada bulunan askerlerden bir grubu 4 Mart günü Seddülbahir ve Kumkale'ye çıkartma yapıp, toplarımızı imha etmek istedi, ancak Türk Askeri'nin güçlü savunmasıyla zayiat vererek gemilerine geri döndüler. Donanma 18 martta hücuma tekrar geçti.Eğer itilaf devletleri Çanakkale'yi geçerse diye, İstanbul'da hazırlıklarda yapılmaya başlanmıştı, İstanbul sonuna kadar savunulacaktı. Hatta İstanbul'un işgal edilmesi durumunda padişah ve saray halkının Anadolu'ya nakledilmesinin planları yapılmıştı ama II.Abdülhamid bunu reddetti ve şöyle dedi; Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u alırken Bizans imparatoru surlarda can verdi, ben ondan daha az haysiyetli değilim, hiç bir yere gitmiyorum.

   18 Mart günü içinde Queen Elizabeth gibi son model gemilerin bulunduğu donanma, 316 adet topuyla saldırıya geçti, bizde ise 73 top vardı. Osmanlı 7 ve 8 martta denize Nusret tarafından mayınlar döşemişti, bunu farkedemeyen donanmanın 3 zırhlısı batmıştı, diğer gemilerinden bazılarıda zarar görmüştü, itilaf devletleri adeta şok geçiriyordu. Türk askerinde o kadar büyük bir yürek vardı ki cesaretleri had safhada idi. O gün topun birinin vinci bozulmuştu, tam o anda Seyit Onbaşı tam 215 kiloluk mermiyi sırtlayıp, topa götürmüştü ve bu topla atılan mermi sayesinde gemi hasar alıp, sonra geri giderken mayına çarpıp, batmıştı. Böylece batan gemilerde bulunan toplar ve mürettebatla itilaf devletleri büyük hasara uğramıştı. Böylece Osmanlı Devleti büyük bir Zafer kazanmıştı ve bu Destan Türk milletine büyük moral olmuştu.

   ÇANAKKALE KARA SAVAŞLARI;

   Deniz'de büyük hezimet yaşayan itilaf devletleri, gözünü kara savaşına dikmişti. İtilaf devletlerinde savaş bakanı Lord Kitchener'di. Sefer kuvvetleri komutanlığına ise General Sir Lan Hamilton atanmıştı. İtilaf devletleri 25 Nisan'da Seddülbahir'den Bolayır'a kadar bombardımana başlamıştı. Ayrıca Arıburnu Sırtlarında da düşmanın ilerlemesi başlamıştı. Savaş ilerlerken önemli nokta Kilitbayır'ı kontrol altına almak için, Kocaçimen ve Conk Bayırı'nı ele geçirmek istemeleri olacaktı.

   İtilaf devletleri bir çok muharebe yaparak Seddülbahir Cephesi'nde Türk birliklerini yenemeyeceklerini anladılar ve daha sonra General Sir Lan Hamilton bu cephede hiç bir askeri harekata girilmemesi emrini, askerlerine verdi.

   Arıburnu Cephesi'nde ise Anzaklar çıkartma yapmıştı. 19.tümen komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal çıkartma başladığı zamanlarda 57. Alay ve topçu bataryası ile Conk Bayırı'na hareket etmişti. Mustafa Kemal burada şu sözü söylemiştir,  '' Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir''. Mustafa Kemal'in yaptığı taarruzlarla Kılıçbayır ve Cesaret Tepe alınmıştır. Sonuçta itilaf devletleri bu cepheden de umduklarını bulamamışlardır.

   Daha sonra Anafartalar Cepheleri'nde savaşlar olmuştur ve itilaf devletleri umduklarını yine elde edememişlerdir. Daha sonraları General Lan Hamilton görevden alınmıştır, yerine gelen General Charles Monro ise gerekli incelemeleri yaparak orduların geri çekilmesi gerektiğini savaş bakanına iletmiştir. Oda emirleriyle yavaş yavaş orduları geri çekmiştir. Böylece Gelibolu Muharebeleri, Osmanlı'nın Zafer'leri ile sonuçlanmıştır.

Çanakkale Destanı
Dur Yolcu Çanakkale

Çanakkale Zaferi
Seyit Onbaşı

Kurmay Yarbay
Mustafa Kemal

Çanakkale Zaferi
18 Mart Çanakkale Zaferi



Kaynaklar; tarihiolaylarcom, starcomtr, duryolcucom, atamgovtr

12 Mart 2019 Salı

12 Mart İstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü


   Para her zaman kazanılabilir, kazandığınız paralarla her zaman bir ev, araba, giysi vs alabilirsiniz. Ama Vatan para ile alınmaz, şehitlerin kanıyla alınmıştır. Bir milletin bağımsızlığı demek, İstiklâl'i demektir. İstiklâl'i olmayan milletler her zaman esaret altında olur.

   1921 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Milli bir Marş'a ihtiyaç olduğunu bildirip bir yarışma düzenlemiştir. Bu yarışmaya 724 adet şiir başvurup, birinciye de para ödülü vardı. Ödülden rahatsız olan Mehmet Âkif Ersoy yarışmaya katılmak istemedi. Daha sonra Bakanın ısrarı ve ödül verilmeyeceğinin garanti edilmesinden sonra, oda Kahraman Ordumuza konulu şiirini 48 saat içinde hazırladı ve gönderdi. Değerlendirme sonucunda 12 Mart 1921 günü bu şiir, İstiklâl Marşı olarak kabul edildi.

   Sonra Ali Rıfat Çağatay tarafından bir beste yapılıp, bu beste 1930'a kadar kullanıldı. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Orkestra Şefi olan Zeki ÜNGÖR'ün hazırladığı beste bugünlere kadar kullanılmaktadır.

   Mehmet Akif ERSOY, hasta olup kendini ziyaret eden gazetecilerden birinin sorusu üzerine şunu demiştir;
-Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın !

   Evet, İstiklâl Marşı bağımsızlığın sembolüdür. Bu yüzden bir daha Marş İnşaAllah yazılmaz, çünkü eğer bir başka Marş yazılacaksa, bağımsızlık tehlikeye girmiş demektir.

   7 Mart 2008 yılında Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik gereği 12 Mart günü, İstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü olarak kabul edilip, yürürlüğe girmiştir. İstiklâl Marşı'nı hem kendimizin hem de çocuklarımızın çok okuyup, iyice anlayıp, geleceğe bu yönde hazırlanmamız dileklerimizle...


İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl.
Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın;
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerîhamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyyet;
Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Âkif ERSOY

Beste: Osman Zeki Üngör

İstiklal
Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Âkif Ersoy
İstiklal Marşı

Mehmet Âkif Ersoy
İstiklâl Marşı

İstiklâl Marşı
Kahraman Ordumuza


Kaynaklar;  wwwkulturturizmgovtr, wwwtccbgovtr

8 Mart 2019 Cuma

Dünya Kadınlar Günü

   Anneler, Kızlar, Ablalar, Teyzeler, Halalar, Yengeler...Hepsinin ortak özelliği ise, Türkiye nüfusunun % 49,8 i olan Kadınlardır.

   Dünya'daki değişik tabiat olaylarına baktığımızda gördüğümüz denge olayı, Kadın ve Erkek Oranında da görmekteyiz. Allah C.C. tabiatı ve insanları yaratırken öyle güzel bir denge kurmuş ki, ne kadar şükretsek azdır. Bu dengeyle doğa ve insanlar  Dünya'da mutlu bir şekilde yaşamaktadırlar. Eğer dengeler biraz farklı olsa, herşey çok farklı olabilir. 

   Yüce yaradan Kadınlarımıza öyle özellikler vermiş ki, gelecek nesiller onlara emanet edilmiştir. Küçük bir kız çocuğu büyüyüp anne olduğunda bu sefer o, kendisini yetiştiren annesi gibi, kendi evladını yetiştirmek için tüm gücüyle çalışır.

   Toplumumuzda ev içi tüm sorumluluklar neredeyse Kadınlara verilmiştir. Kadınlar çocuklarına bakarlar, evi temizlerler, yemek yaparlar, bulaşıkları yıkarlar, çamaşırları temizlerler ..vs.. Bunu evde kimi zaman 1 kadın yapar, kimi zaman da başka genç kızlar varsa anneleriyle beraber hep birlikte tüm kadınlar yaparlar.

   Kadınlar ailesi için her türlü fedakârlığı yapan, Vatanı içinse gözünü kırpmayan insanlardır. Zamanında 20 yaşındayken Vatanı için gözünü kırpmadan, küçük erkek çocuğunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak, cepheye giden Büyük Türk Kadını Nene Hatun bizim kadınlarımızın en büyük örnek alacağı kişilerden birisidir.

   Kadınlar çocukların ilk eğiticisi, öğreticisi bir bakıma ilk hayat öğretmenidir. Çocuklar ilk bilgileri kadınlardan alır (annesi, ablası, teyzesi, halası, yengesi). Bu yüzden kadınların sorumluluğu, toplumun nüfus olarak % 49,8 i gözükmesine rağmen, çocuklara verdiği öğreticilikten dolayı bir bakıma % 60 gibi büyük bir orana sahiptirler toplumda.

   Büyük topluluklar kadınlarına saygılı olup, onları el üstünde tutanlardır. Böyle topluluklar her zaman, geleceğe sağlam adımlarla bakarlar. Gelecek nesillere büyük bir ülke bırakmak istiyorsak, kadınları sadece yılda 1 kere değil, her gün hatırlamalı, her gün saygılı olmalı ve her gün kıymet bilmeliyiz. Bir gün değil, her gün Kadınlar Günü olması dileğimizle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu, mutlu ve huzurlu olması dileklerimizle...

8 Mart
Dünya Kadınlar Günü

Kadınlar Günü
8 Mart Kadınlar Günü

8 Mart
Kadınlar Günü

Kutlu Olsun
Kadınlar Günü Kutlu Olsun

7 Mart 2019 Perşembe

Regaib Kandili

   Anlam olarak Rağbet etmek, talep etmek anlamlarına gelen ve arapça bir kelimenin çoğulu olan Regaib kelimesi, ismini mübarek gecelerden birine vermiştir, Regaib Gecesi. Şimdi bu mübarek geceyi detaylı şekilde biraz anlatalım.

   Regaib Gecesi üç ayların ilk mübarek gecesi olup, Recep ayının ilk Perşembe gününün gecesini Cuma'ya bağlayan gecesidir. Bu gece Allah C.C.'den dua isteyenlerin duaları kabul olabilir, af isteyenler affedilebilir. Bu gece kılınan namazlara, bugün tutulan oruçlara, bugün verilen sadakalara sayısız sevaplar verilebilir. Regaib Kandili, rahmet ve mağfiret gecesi olarak kabul edilmektedir.

   Bu mübarek gecede neler yaparsak daha iyi olur, onları yazalım;

- Bol bol Kur'an-ı Kerim okuyup, dinleyin
- Peygamber efendimiz Hz.Muhammed Mustafa'ya (S.A.S)  bol Salatü Selam getirin
- Kılabildiğiniz kadar kaza namazı, nafile namazlar kılın
- Kendinizi hesaba çekin. Dünya'ya niçin geldim, ne için yaşıyorum, nasıl gideceğim bu dünyadan ?
- Geçmişte neler yaptığınızı sorgulayın ve geleceğin planını yapın
- Tevbe istiğfar yapın
- Yakın çevrenizle helalleşin
- Küsler varsa barıştırın, dertlilerin dertlerine çareler bulmaya çalışın
- Herkese bol dua edin
- Fakir, yetim ve zorda kalmışlara yardımlar yapın
-  Okuyabildiğiniz kadar dini kitaplar okuyun
- Bugün mümkün mertebe namazları cemaatle kılın
- Türbeleri ve mezarlıkları ziyaret edip, Kur'an-ı Kerim okuyun
- Hayatta yaşayan büyüklerinizi ziyaret edip, hal ve hatır sorun
- Gündüzleri oruç tutun
- Mümkünse sabaha kadar ibadet yapın

   Hayatınızda her gece uyuyabilirsiniz, ama böyle gecelerin sayısı azdır. Dolayısı ile bu mübarek geceleri iyi değerlendirip, bol sevaplar kazanabilirsiniz. Hayat boyu çok sevaplar kazanmanız dileklerimizle...

Kandil 

Regaib Gecesi
Regaib Kandili Regaib Gecesi


Kaynaklar;   wwwhuzursayfasicom, wwwsorularlaislamiyetcom

Karadeniz'in İncisi, Ayder Yaylası