12 Ekim 2021 Salı

Geçmişten Geleceğe Uçak ve Teknolojiler

   Bembeyaz bulutlarla kaplı gökyüzünden aşağı doğru bakınca yemyeşil ağaçları ve masmavi denizleri görürüz. Bu görüntü karşısında ne kadar şükretsek azdır, çünkü hepsi birbirinden farklı özellikte, çok güzel yaratılmıştırlar. Bu doğa güzelliklerini gökyüzünde bir kartal gibi süzülen, bulutların üstünde ise arabalardan kat kat hızla giden, uçakların içinden görebilmekteyiz. Bu uçakların en bilinenleri yolcu ve savaş uçaklarıdır. Günümüzde yolcu uçakları ortalama 730-950 km/h arası hızlarla, savaş uçakları ise ortalama 2300-3300 km/h arası hızlarla uçmaktadırlar. Bunların yanında özel olarak üretilen, daha yüksek hızlarla giden uçaklarda bulunmaktadır.

   Bildiğiniz üzere ülkemizde 1944 yılında Nuri Demirağ İstanbul'dan Ankara'ya ilk uçağımızı uçurmuştu. Ama sonraları ne hikmetse ! bir şekilde engellenip, ülkemizin uçak yapma hayalleri rafa kaldırıldı. Bu ve buna benzer engellemelerin bize verdiği yaklaşık toplam zarar ile ilgili olan yazımızı önceden yazmıştık, isteyenler bu linkten tekrar okuyabilirler.

Nuri Demirağ
Teknoloji 

   Bizlerde bu konuyu detaylıca inceleme kararı aldık. Amacımız geçmişte yapılan bunun gibi engellemelerin bizlere nasıl zararları olduğunu iyi anlayıp, geleceğe daha sağlam adımlarla gidebilmektir. Ayrıca bundan sonra önümüze çıkabilecek bu tarz engellemelere karşı daha dikkatli olmamız gerektiğini görebilmektir, çünkü gelecek gençlerimizindir.

   Önce yolcu uçaklarından başlayalım. Şu an itibari ile akla ilk gelen 2 yolcu uçak markası, Boeing ve Airbus' dır. Bunlar hakkında kısa bilgiler verip, sonra kendi analizlerimize başlayacağız.

Boeing firması:

   1916 yılında Amerika'nın Washington eyaletinde kurulmuştur. Uçak ve helikopterler yanında, savunma sanayi ürünleri de üreten bir firmadır. Son zamanlarda ürettiği uçak tip isimleri Boeing 737 / 747 / 767 / 777 / 787'dir. Fiyatları ise normal uçaklarda 89 ile 134 milyon $ arası, büyük uçaklarda ise 217 ile 442 milyon $ arasıdır. Firmanın yıllık cirosu ise yaklaşık 58 milyar dolardır.

Boeing
Boeing

Airbus firması:

   1970 yılında Fransa ve Almanya birlikteliğinde kurulup, daha sonra İngiltere, Hollanda ve İspanya'da ortaklık yapmıştır. Yani Avrupa firmasıdır. Uçak ve helikopter yanında, savunma sanayi ürünleri de üreten bir firmadır. Son zamanlarda ürettiği uçak tip isimleri Airbus A220 / A320 / A330 / A350 / A380 / A300 / A310 / A340 /A321'dir. Fiyatları ise normal uçaklarda 80 ile 130 milyon $ arası, büyük uçaklarda ise 200 ile 450 milyon $ arasıdır. Firmanın yıllık cirosu ise yaklaşık 57 milyar dolardır.

Airbus
Airbus

   Şimdi ise savaş uçaklarından bahsedeceğiz. Şu an dünya gündeminde olan büyük savaş uçaklarının bazıları şunlardır.

F-35: 

   Amerikan Lockheed Martin firması tarafından üretilmekte olup, firma ciro bakımından savunma sektöründe dünya birincisidir. Savaş uçağının yaklaşık fiyatı 85-90 milyon dolar arası olup, firmanın yıllık yaklaşık cirosu 66 milyar dolardır.

Sukhoi Su-35 ve Sukhoi Su-57 hayalet:

   Rusya tarafından üretilmektedir. Su-57 uçakları 5. nesil uçak olarak piyasaya sürülmüştür. Bu savaş uçaklarının fiyatları yaklaşık 28-40 milyon dolardan başlıyor.

Chengdu J-20 :

   Çin tarafından üretilmektedir, beşinci nesil olarak. 

 B-21 Raider, sır uçaklar (hayalet) :

   Northrop Grumman firması tarafından yapım aşamasında olup, firma ciro bakımından dünya dördüncüsüdür. Yaklaşık yıllık cirosu 38 milyar dolardır.

F-16 Fighting Falcon :

   General Dynamics firması tarafından zamanında üretilmişti. Firma ciro bakımından dünya beşincisidir. Yaklaşık yıllık cirosu 37 milyar dolardır.

   Savaş uçakları ile ilgili bazı teknik detayları yazdıktan sonra analiz yazılarımızı, artık yazmaya başlıyoruz. Bu analiz yazımızı okurken bazen üzülecek, bazen sevinecek, bazen de ülke olarak gururlanacağız. Çünkü dünyada tek bir Türkiye vardır ve ülkemizin yanında dünyadaki tüm mazlumlar toplanmaya başlamaktadır. Birliğimizden kuvvet doğacaktır.

Yıllardır NELER Kaybettik ?

   1944 yılında ilk uçağımızı yaptıktan sonra birileri engel olup rafa kaldırılmasaydı, aradan geçen 77 yılda ülkemiz neler yapardı neler ? Gerek yolcu ve gerekse de savaş uçaklarının fiyatlarını yukarıda yazdık. Bunları üreten firmaların yıllık ciroları 5 ile 66 milyar dolar arasıdır. Ortalama alınırsa her biri yaklaşık 25 milyar dolarlık firmalardır. Bu paranın 10 milyar dolarını uçak ve helikopter tarzı ürünlerden kazanmaktadırlar. Eğer ülkemizde darbeler olmasaydı, bu firmalar gibi şu an ülkemizin, en az 10 tane marka firması olabilirdi. Buda yaklaşık her yıl uçak ve helikopterlerden ilaveten 100 milyar dolar ihracat demek olup, milyonlarca kişiye de fazladan istihdam verilmesi anlamına gelir. Ayrıca sanayi alanında böyle firmalar olsaydı, diğer sektörlerde de dünyada başka markalarımız ve yüzlerce milyar dolar fazladan ihracatımız olabilirdi. 

   Uçak sanayinde 77 yılda gerek ithalata ödediğimiz para, gerekse de yapamadığımız ihracattan dolayı oluşan kaybımız en az 1.5 trilyon dolar yapmaktadır. Rakamın büyüklüğünü görünce sizlerde şaşırdınız, biz neler kaçırmışız. Evet çok fırsatlar kaçırdık, düşünün 1970 yılında kurulan Airbus firmasının tek başına yıllık cirosu şu an 57 milyar dolar. Biz ilk uçağımızı bunlardan önce, 1944'te yapmıştık. Yani bizler onlardan önce başladık ama engellendik ve neler kaybettik ? Biraz empati yaparak düşünün, gerisi sizlerin takdiridir. Uçak sanayi, savunma sanayi ve diğer tüm sektörlerde bizlerin kaybettiği para yaklaşık 77 yılda 10 trilyon dolardır. Bu paralarla bugüne kadar neler yapılırdı, değil mi ?

Günümüze GÜVENLE Bakmak

   Şimdi çok fırsatlar kaçırdık diye ümidimizi kaybetmeyelim, olan ile ölmüş geriye getirilmez, geçen geçmiştir. Artık günümüze ve ileriye odaklanma zamanı hep beraber. Ülkemizde son 20 senedir yapılan arge çalışmaları sonucunda helikopter, iha, siha, eğitim uçakları ve bunun gibi hava taşıtlarında çok büyük yollar kaydedildi. Bunlardan bazılarının isimleri şöyledir;


- Atak helikopteri

- Gökbey Helikopteri

Atak
Atak Gökbey


- Hürjet

- Hürkuş

Hürkuş
Hürkuş Hürjet


- Anka İha

- Aksungur

- Vestel Karayel İha, Siha


Anka Aksungur
Anka Aksungur Vestel Karayel


- Bayraktar mini İHA

- Bayraktar TB2 İHA / SİHA

- Bayraktar Akıncı Tiha

Bayraktar Akıncı
Bayraktar Mini İha Tb2 Akıncı

   Bu projelerin çoğu Tusaş (Türk Uçak Sanayii Anonim Ortaklığı) - Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. tarafından yapılmaktadır. Tusaş havacılık ve uzay sanayi; sistemlerinin üretimi, geliştirilmesi, modernizasyonu ve yaşam döngüsü destek süreçlerinde Türkiye'nin teknoloji merkezi olmuştur. Yıllık cirosu şu an yaklaşık 1.5 milyar dolardır. İlerleyen yıllarda bizim firmalarda yıllık 50-60 milyar dolarları görecektir İnşaAllah.

Geleceğe Güvenle Bakacağımız BİTEN ve HAZIRLANAN Projelerimiz;

- Bayraktar Diha, (Dikey iniş kalkışlı, insansız hava aracı)

- Milli Muharip Uçağı (MMU)

- Muharip İnsansız Uçak Sistemi (Mius)

Mmu
Mmu Mius

- Hisar-A, Hisar-O, Hisar-U (Alçak, Orta, Uzun irtifa hava savunma füze sistemleri)

- Siper, Uzun Menzilli Bölge Hava ve Füze Savunma Sistemi 

- GUMS, Geliştirilmiş Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi

Siper
Siper

Gums
Gums

- Bayraktar TB3

- Göktürk Uydusu

- Denizaltı gemilerimiz

- Uçak gemisi

- Lazer Silahlar

- Yerli MR cihazı

- Yerli Motor

- Lityum iyon pil

- Togg Araba

- Uçan Araba


Bizlerin BEKLEDİĞİ Projeler;

- Yerli Yolcu Uçağı

- Kıtalararası füze

- Nükleer başlıklı füze (Dünyada şu an 15.000 adet civarı var)

- Yerli üretim dokuma makineleri

- Yerli üretim pamuk iplik tesisleri

- Çok özel CNC makineleri

   Nereden nereye, 1944 yılında uçak yapan ülkemiz, bir anda birileri tarafından engelleniyor. Sonra başkaları uçak ve teknolojik ürünler yapıyor. Biz ülke olarak daha çok büyüyeceğimize, tam tersi darbelerle bizlere kıtlıklar yaşattılar, olur olmaz iç işleri ile uğraştırdılar. Biz bunlarla uğraşırken başka ülkeler ise, teknolojide aldı başlarını gitti. Giden gitti, şu ana odaklandığımız da teknolojiyi çok iyi yerden yakaladık ve süratle aradaki farkları kapatıyoruz ülke olarak. Bu hızla gidersek önümüzdeki 10 sene içinde dünyada çok iyi yerlere geleceğiz İnş.

   Gelecek sizin gençler, sizler kendinizi ne kadar ilime, bilime ve insanlığa yararlı işlere verirseniz ülkemiz sizlerle beraber daha çok büyüyecektir. Sizlerde bu ışığı ve enerjiyi görüyoruz ve şimdiden hepinizi tebrik ediyoruz. İnanırsanız, çoğu işi başarırsınız.

   Sizlere 77 yıllık kısa bir yolculuk yaptırdık. Yazımızı başka arkadaşlarınıza da gönderirseniz, onlarda faydalanmış olur. Şimdiden herkese teşekkür eder, başka bir analiz yazımızda görüşmek üzere hepinize Saygılar...



Kaynaklar; wwwaselsancomtr, wwwbaykarsavunmacom, wwwssbgovtr, wwwtusascom, wwwvestelsavunmacom, wwwsivasgovtrnuri-demirag, wwwboeingcom, wwwairbuscom, wwwdefensenewscom, wwwgooglecom

1 Ekim 2021 Cuma

Dijital Algı ile Dünyayı Yönetmek

   Çapı yaklaşık 12.750 km çevresi ise 40.000 km olan, içinde nefes alıp vererek yaşadığımız mekanın ismidir Dünya.

   Farkında olsak ta olmasak ta dünyamızda o kadar nimetler var ki, sayarak bitiremeyiz. Ağaçları ile yeşillikler, suları ile mavilikler, temiz havası ile gökyüzü adeta uçsuz bucaktır,  yaşadığımız dünyada. Bu güzel dünyayı korumak herkese vazifedir, çünkü dünya bizlere emanettir. Bizden öncekiler dünyaya nasıl gelip, yaşayıp gittilerse bizlerde şu an yaşıyoruz ve bir gün bizlerde bu dünyadan gideceğiz. Bu yüzden bizlere emanet bırakılan dünyayı, bizlerden sonra gelenlere iyi bir şekilde bırakmalıyız.

   Toplumun en küçük yapı taşı ailedir. Aileler nasıl iyi yönetilirse, toplumlarda öyle iyi yönetilir. Çünkü aileler mahalleleri, mahalleler şehirleri, şehirler ülkeleri, ülkeler ise dünyayı oluşturur. Tüm sorunlar ve anlaşmazlıklar konuşularak çözülür. Böylece toplumlar arasındaki bağda büyür.

   Zamanla ülkeler arasındaki ekonomik ve siyasi güç farklılıkları artmaya başlayınca bu sefer ortaya yeni bir kavram çıktı. Bunun adına dijital algı denilmektedir, bir bakıma pazarlama gücüde diyebiliriz. Kimin gücü fazla ise dijital algı ile dünyayı yönetmeye çalışmaya başlıyor. İlk başlarda etkisi fazla anlaşılmadı, fakat günümüzde etkisi çok fazladır. Peki bu dijital algı ile neler yapılıyor, örnekler vererek yazmaya başlayalım.

Dijital Algı
Dijital Algı

- Önceleri ülkeler diğerlerine karşı büyük çapta askeri tatbikatlar yapardı güç gösterisi için, büyük maliyetlerle. Şimdilerde ise internet üzerinden sahip olduğu silahların belli videolarını yayımlayarak gövde gösterisi yapıyorlar, çok düşük maliyetlerle. Bunu gören diğer devletler bir adım duraklıyor.

- Bir konuda fazla başarıları olmayanlar bunun tam tersini medyada lanse ettirerek, çok büyük işler yapmış algısı oluştururlar.

- Bir ülkenin iç durumunu çok karışıkmış gibi reklam ederek, başka ülkelerin vatandaşlarının gözünde o ülkeye gidilmez algısı oluşturmak.

- Bir gıda markasının ürünlerini olmayan bir durumla reklam ederek, milletin gözünden düşürmek.

- Gençliğe yararlı olmayacak işler için çok faydalıymış gibi reklamlar yapılarak, gençleri hedeflerinden uzaklaştırmak.

- Kendi düşüncelerinden olan iş insanlarının ürünlerini iyi bir şekilde reklam ederek, onun büyümesini sağlamak.

- Kendi düşüncelerinden olmayan iş insanlarının ürünlerini negatif reklam ederek, onun büyümesini engellemek.

- Kendilerini sanal alemde kurdukları sistemle, ulaşılamaz ve çok başarılı göstermeye çalışmak.

- Türlü türlü yalanlarla insanların aklını karıştırmak.

-İşlerine gelince pireyi deve yaparlar, deveyi de pire. Böylece her 2 türlü yoldan kazanım elde ederler.

- Bir ülkeyi kafalarına koydularsa, o ülkenin liderinin zor durumda kalması için her türlü siyasi ve ekonomik baskılarla pes ettirmeye çalışmak.

- Bazen borç almayı marifet gibi reklam ederek, çok önemli iş başarılmış derler. Ama yıllar sonra o borcun ödemesinde sorunlar olunca, borç verenlerin neler yapacaklarını anlatmazlar hiç.

- Çocukları hayali kahramanlarla özenti peşinde koşturup, gerçek hayatta ailelerini zor durumda bırakmaya çalışırlar.

- Gençliğe hayatı toz pembe gösterip, her şey güllük gülistanlık algısı oluştururlar. Daha sonra büyüyen gençler hayatın gerçekleri ile karşılaşınca, onların yeise düşmelerini isterler.

- Ülkeye faydalı olacak işleri faydasız göstertip, yabancı ürünlere özenti yaptırmak.

- Dünya'daki komşu devletlerin birlik olmasını, sanal düşmanlar oluşturarak engellemek.

- Dünya'da kendi kurdukları bazı sistemlere karşı gelen yöneticileri, farklı algı oyunları ile görevlerinden aldırmak.

- Bazı ülkelere demokrasi getireceğiz diyerek, ülkelerin zengin maden yataklarına çeşitli algı oyunları ile el koymaya çalışırlar.

- Bir ülkeye yardım ediyormuş havası estirerek, aslında kendilerinin reklamını yaptırırlar.

- Bize garip gelen davranışları bazıları haftada 3-4 kez yapar, biz ise şaşırırız. Bunu niye yapıyor diye. Aslında asıl amaçları medyanın bunu bol bol anlatması, dolayısı ile ''pr'' yapmasıdır.

- Ayrıca yabancı bazı devlet yöneticileri, başka devletlere karşı ilginç çıkışlar yapar. Burada asıl amaç hedef şaşırtmacadır. Millet bu ne diyor ile uğraşırken, onlar kapılar arkasında, başka büyük planlar yapar.

- Güçlü olan ülkenin çıkarlarına başka bir ülke karşı geliyorsa, hemen onun hakkında sosyal medyada değişik manipülasyon haberler yaptırılarak gözdağı verdirilmek istenir.

3 boyut
3 boyutlu

   Bu örneklerden de anlaşıldığı gibi dijital algı, çok büyük bir plan. Bu yüzden 7'den 70'e herkesin bu algı oyunlarına karşı 3 boyutlu düşünmesi gerekir. Bir şey duyduğunda hemen ona inanmamalı, arka planlarında nelerin olabileceğini düşünmelidir. Çünkü bu algı planlarını yapanlar ikinci ve üçüncü adımları her zaman düşünmüşlerdir. O yüzden herkes olanları farklı pencerelerde düşünüp, araştırırsa hepimiz için daha hayırlı olabilir.

   Bizler birlik olduğumuz sürece, güçlü oluruz. Algı operasyonları yapanlar şunu iyi biliyor ki dışarıdan yıkılamayan toplulukların içinde bir kırılma yapabilirsek, işimiz kolaylaşır. Bunlara hiç bir zaman fırsat vermeyelim. Tüm dünya mazlumları ile beraber, güçlü bir kardeşlik için hayata merhaba diyelim.

   Son satırlarına yaklaştığımız yazımız sizlerin olaylara karşı düşünce boyutunuzu umarım daha da genişletmiştir. Bu yüzden bu yazımızı sizler okuduktan sonra, başkalarına da okutursanız iyi olur. 

   Farklı bir analiz yazımızda daha görüşmek üzere herkese Saygılar...



Kaynaklar: wwwtrcooltextcom

19 Eylül 2021 Pazar

100 günde aşı fabrikaları, neyin habercisi ?

 Dünya salgın bir hastalık ile uğraşırken dünyanın doktoru ! olan Bill Gates, çok konuşulacak sözler söylemiş yine. Bill Gates'in sözleri şöyledir:

- Dünya Coronavirüsten sonraki yeni bir salgına hazır değil. Tek çözüm, tüm dünyaya yetecek kadar aşıyı 100 günde üretebilecek, devasa büyüklükte mRNA (mesajcı rna) fabrikaları kurmak.

   Bu söz bizlere göre sıradan söylenmiş bir söz değildir. Çok derin manaları ve bağlantıları olan bir sözdür. Kısaca bunlara analizlerimizle değinelim.

Büyük
Devasa Fabrikalar

   Önce en basitinden ticarette, bu söz ne anlama gelir, ona bakalım. Burada sözü edilen fabrikalar, çok büyük paralar (milyar dolarlar) demektir. Dolayısı ile bu kadar büyük para harcayacak olan bir yatırımcı, bu paranın 3-4 katını kazanacağına inanmadan, yatırım yapmaz. O zaman akla ilk şu soru gelir. Böyle büyük fabrikaları yapacak olan yatırımcı, nereden bir garanti aldı da, bu fabrikaları yapacak ? İlk önce bunun çok iyi irdelenmesi gerek. 

   Eğer virüs doğal bir yolla olmayacaksa, yatırımcı belki de ömrünün sonuna kadar para kazanamayacak. O zaman bu yatırımcının otomatik iflası demektir. Buna da hiç bir yatırımcı girmez. O zaman birileri yapay yollarla virüsler üretip, etrafa dağıtıp, insanlığın başına belamı edecek ? Doğal bir virüsün ne zaman olacağını kimse bilemez. Ama yapay bir virüsün ne zaman olacağını, onu planlayanlar bilir. Bu yüzden hem ticari, hem de sağlık açısından bu konu herkes tarafından tüm boyutlarıyla değerlendirilmelidir.

   Şahsen bizler, büyük fabrikalar yapılmalı sözünden sonra, bundan sonrasında bir salgın hastalık daha ortaya çıkarsa bunun yapay bir virüs olacağına %99 inanıyoruz ve tüm dünya toplumunu uyanık olmaya davet ediyoruz. 

   Ayrıca yakın bir zamanda Bill Gates, ineklere kafayı takmıştı. Buda basitten geçilecek bir konu değildir. Nasıl mı? Şöyle bir olasılık yazalım. Koronavirüsten sonraki bir zamanda inek ve benzeri eti yenilen hayvanlarda, bir virüs çıkıp (inek gribi, et gribi gibi isimlerle), sakın bu hayvanları yemeyin, yerseniz virüs size de bulaşır denilebilir ? Koronavirüsten çekinen dünya insanları, bu ineklerden de çekinip, et yemeyi bırakır mı ? Ondan sonra bol bol yapay etin reklamı yapılıp, milleti yapay et yemeye yönlendirmeye çalışabilirler. Buna şimdiden alışık ve uyanık olmanızı istiyoruz. 

   Burada bir taşla üç kuş vurma planları olabilir. Birinci kuş, insanları doğal etlerden uzaklaştırıp, yapay etlere yönlendirebilirler. İkinci kuş, doğal etlerden insanlara salgın virüsler bulaşıyor deyip, insanlara aşılar olun diyebilirler. Veya et yemeseniz bile inek ve benzeri hayvanlar virüs yayıyor, onları öldürün, ortadan kaldırın da diyebilirler. Üçüncü kuş planları ise tamamen dinimizde vacip olan, kurban ibadetine yöneliktir. Kurban ile ilgili analizi dünyada yazan ilk bizdik, 8 ay öncesinden. O günkü yazdığımız yazıyı tekrar bu linkimizden okursanız, aradaki bağlar daha iyi anlaşılabilir. Bu yazdıklarımız umarız olmaz, ama olma ihtimalini yüksek görüyoruz. Nerden görüyorsunuz diye sorabilirsiniz, cevaben şunu söyleriz: Dünyadaki hareketlenmeleri iyi izlerseniz, sonucun nereye gidebileceğini anlayabilirsiniz.

   Ayrıca analiz yazılarımızdan birinde küreselciler için 2028 yılının çok önemli bir yıl olacağından bahsetmiştik. Niçin önemli olduğunu bu linkten tekrar okuyabilirsiniz. Şimdi Bill Gates'in son açıklamasında geçen büyük fabrikalar yapmak lazım sözünü, küreselciler için önemli olan 2028 yılı ile birlikte düşünürsek, aklımıza şu soru geliyor. Acaba bu fabrikalar 2027 yıl sonu bitirilip, 2028 yılının başında mı hazır olacak ? Yani ileride büyük bir yapay salgın planları varsa, bu tarihte mi olacak ? Sorularımız çok dikkate değer olup, bizden sorması, takibi sizlerin olacaktır. 

   DÜNYADA OLABİLECEK YAPAY SALGINLAR, NASIL BİTİRİLEBİLİR ?

   Eğer birileri yapay bir salgın planlayıp ardından dünyaya yayıp, medyada korku haberleri ile insanları korkutmaya çalışırsa, bu ancak bir şekilde bitirilebilir. Oda tüm dünya insanlığının her şeyi araştırıp, bu salgını kimler çıkartmaya çalışıyorsa onlara karşı, sizler ne yapmaya çalışıyorsunuz diye sormaya başlarsa, bitebilir. Yoksa onların gözünü para hiç bir zaman doyurmaz. Korku ile insanlar üzerinden para kazanana dek, devam ederler. Şunu hiç bir zaman unutmayalım, en iyi ilaç moraldir. Morali bozulan insan, basit bir hastalıkta bile zor iyileşir. O yüzden moralimizi hiç bir zaman bozmayalım. 

   Ayrıca bir önemli konu da canı verende, alanda Allah C.C.'dir. Eğer bu dünyada ömrümüz bitti ise, hiç bir şey bizim yaşamamıza sebep olamaz. Veya ömrümüz varsa, hiç bir şey canımızı alamaz. Bu yüzden her zaman Allah'a şükredelim, sabredelim, dua edelim. Korku ile birileri dünyaya hakim olmak istiyorsa, onlara izin vermeyelim. Dünyanın tek sahibi Allah'tır, biz elimizden geleni yapalım, sonra tevekkül edelim.

   Yazımızın sonuna gelirken, dünyada yapay yollarla virüs çıkartmayı düşünenlere karşı, bir Hadis-i Şerif yazalım.

 Ebû Saîd (el-Hudrî) diyor ki, ''Resûlullah'ı (sav) şöyle derken işittim: 

''İçinizden biri bir kötülük görürse onu eliyle, buna gücü yetmezse diliyle değiştirsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle (ona karşı kin ve nefret beslesin). Bu ise  imanın asgarî gereğidir.''
(M177 Müslim, Îman, 78) 

   Hayat boyu sağlıklı, mutlu ve huzurlu kalmanız dileklerimizle, bir sonraki yazımızda görüşmek üzere herkese Saygılar...



Kaynaklar: wwwdiyanetgovtr, trcooltextcom, wwwpngwingcom 


3 Eylül 2021 Cuma

Neden Acaba ?

   Yıllardır gündemi takip edenler şu soruyu bazen kendilerine, bazen de başkalarına sormuşlardır. Niçin komşu ülkeler başka ülkelerin dediklerine inanırlar, Türkiye varken ?

   Evet çevremizdeki komşu ülkelerin, Türkiye ile komşuluk etmesini istemeyen ülkeler var dünyada. Bunun yanında Türkiye ile onları da korkutuyorlar. Böylece bir taş ile, iki kuş vuruyorlar. 

Harita
Harita Dünya

   Türkiye şöyledir, Türkiye böyledir, Türkiye sizi vurabilir, Türkiye toprağınızı alabilir gibi korkutmalar yaparak komşu ülkelere birileri neler mi yapıyor ? Bu korkutmaların hemen ardından ellerinde olan eski uçakları, gemileri vs.. satıyorlar. Kendileri ise yenilerini alıyorlar. Bir yandan da diğer komşu ülkelerde askeri üsler kuruyorlar, ha bire onlara eski model silah satıyorlar. Neden acaba komşularımız bunlara inanıyor, neden ?

   Soruyoruz, neden ? Bugüne kadar ne fayda verdi o ülkeler, komşu ülkelerimize ?

   Bir afet olayı olsa önce size en yakınınızdaki ülkemi gelir, yoksa  binlerce, on binlerce kilometre uzakta olan ülkeler mi ? 

   Niçin günü birlik düşünürler, niçin uzun vadeli düşünmezler ? Uzaklardan gelen ülkeler bugüne kadar sizlerin büyümesi için mi çalıştı, yoksa sizlere akıllar verip, ellerindeki eski teknoloji ürünlerimi sattılar ?

   Uzaktakiler işleri düşünce gelirler, işleri bitince giderler. Ama yakındaki ülkeler her zaman yan komşunuzdur. Bir Atasözümüz ne demiş, ''komşu komşunun külüne muhtaçtır''. Bunu niçin kabullenmek istemezler ?

   Bazı ülkelerin amacı, güçsüz bir Türkiye olsun. Dolayısı ile değişik terör örgütlerine destek verirler, bazı komşularımız da bunlara destek olurlar, neden ? O destek verdikleri örgütler bir gün gelip, kendilerine de sorun olacaklarını bilmezler mi ?

   Komşum güçlü ve zenginse, zor anımda bana yardımcı olacak diye huzurlu bir düşünceye sahip olacaklarına, bazıları neden tersini yapar ?

   Başka bir atasözümüzde derki, ''Komşuda pişer, bize de düşer''. Yani komşum bir şeyler kazanıyorsa, pozitif anlamda bir etkisi, bize de olabilir. Ama bunu ters anlayanlar olabiliyor, neden ?

   Birlikten kuvvet doğar, hele bu birliktelik komşularla olursa daha büyük olur. Bu durum rehber edinileceğine, niçin bazı komşularımız tersini rehber edinir, neden ?

   Çevremizdeki bazı ülkelere binlerce kilometre öteden gelip te sizlere huzur, demokrasi getireceğim diyenler 20 yılda acaba ne huzuru getirdiler ? Yoksa tam tersi karışık bir ülkemi bıraktılar, neden böyle yaparlar ?

   Dikkat ettiyseniz binlerce kilometre uzaktan gelenler, hep petrolün olduğu ülkelerdi. Bunlar bir tesadüf müydü, yoksa asıl niyetleri petrol müydü ? Komşularımız bunu neden görmek istemezler ?

   Ayrıca Türkiye hangi ülkeyle ilişkileri büyütmeye kalkarsa, ne tesadüf o ülkelerde birden iç isyanlar, darbe girişimleri, ekonomik ablukalar ve bunun gibi durumlar olmaya başlıyor, Neden acaba ?

   Akdeniz'e son zamanlarda uzaklardan gelen ülkeler, oraya komşu ülkeleri sevdikleri için mi geliyorlar, yoksa trilyonlarca metreküp doğalgaz için mi, neden geliyorlar ?

   Merak ediyoruz, komşularda petrol ve doğalgaz olmasa, uzaktan gelenler ne yapardı ? Bir gemi bile gönderirler miydi acaba ?

   Sonuç olarak bu olanlardan komşu ülkelerimiz mi kâr yaptı, yoksa binlerce öteden gelen ülkeler mi ? Neden bunun iyi bir analizini yapmıyorlar, komşularımız.

   Bu yazımızı genelde sorular yazarak bitiriyoruz, Neden, neden , neden ? Başka bir analiz yazımızda görüşmek dileğiyle herkese Saygılar...


Kaynaklar: google maps

28 Ağustos 2021 Cumartesi

30 Ağustos Zafer Bayramı

   19 Mayıs'ta başlayan Kurtuluş Savaşı mücadelesinin dönüm noktası Büyük Taarruz'dur. Bu taarruz için aylarca planlar ve hazırlıklar yapıldı. Büyük Taarruzun en önemli aşaması ise 30 Ağustos 1922'de kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'dir. Taarruz'un sonunda Yunan kuvvetleri dağıtılarak, kaçtı. Bu kaçmaları İzmir'de denize dökülmelerine kadar sürmüştür. Savaş'ta binlerce vatan evladı şehit düşmüştür, bu yüzden şehitlerimize çok borcumuz vardır, hiç bir zaman onları unutmayalım, dualarımızdan eksik etmeyelim. 

Bayram
Zafer Bayram

Savaşla ilgili bazı notlar şöyledir;

- Savaşa hazırlık zamanında ordularımız gece yürüyüp, gündüz dinlendiler.Çünkü gündüz Yunan uçakları keşif yapıyordu.
- Orduların Asker sayısı birbirine yakındı. Ama makineli tüfek, uçak, top ve motorlu araçlarda Yunan ordusu önde idi. Kılıçta ise Türk ordusu üstün idi. 
- Savaşta 186.000 askerimiz emir bekliyordu. Bu emir 26 Ağustos 1922 sabahı geldi, topçu atışları başladı.
- Çiğiltepe ele geçirildi
- 30 Ağustos'da Yunan ordusu Dumlupınar'da kuşatıldı. Yunan komutan savaşı İzmir'den, Mustafa Kemal Paşa ise direkt Dumlupınar'dan yönetti. Bu yüzden savaşa ''Başkomutanlık Meydan Muharebesi'' adı verilmiştir.

Zafer
Harita

Zafer
Siper



Zafer Bayramı
Harita


Asker
Cephe



Mustafa Kemal Paşa, düşmanın kaçtığını görünce şu tarihi emrini askerlerine verdi;

''Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir. İleri!..''

   Böylece savaş devam edip 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir düşmandan kurtulmuştur. Daha sonra da Cumhuriyet ilan edilmiştir.

Bayram
Zafer

   Geleceğin büyükleri, şimdinin küçükleri olan Gençler. Bu Vatan hiç kolay kazanılmadı, kolay yurt edinilmedi. Her zamanda düşmanların gözü Vatanımızın üzerindedir. Bu yüzden tarihimizi hiç bir zaman unutmamalıyız, geçmişimize sahip çıkmalıyız. Geleceğe büyük düşünerek yürümeliyiz. Gelecek sizlerindir, daha büyük bir Türkiye için görüşmek üzere saygıyla kalın...





Kaynaklar; wwwtrthaber.com, www.kulturportaligovtr,

25 Ağustos 2021 Çarşamba

26 Ağustos Malazgirt Zaferi


   Yüzyıllar boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Anadolu 26 Ağustos 1071' de kapılarını, Muş ilinin Malazgirt ilçesinin yakınlarında Selçuklu İmparatorluğu ve Doğu Roma (Bizans) İmparatorlukları arasında yapılan Malazgirt Zaferi'yle, Türkler'e açmıştır. Bu zaferle Türkler atlı-göçebe kültüründen, yerleşik şehir kültürüne geçişi yavaş yavaş başlatmıştır.

   Bizim için çok önemi olan Malazgirt Zaferi'nin öncesinde, zafer sırasında ve sonrasında neler olduğuna teker teker bakalım.

Malazgirt Zaferi

   Bizans en parlak dönemini 2. Bazil ile yaşamıştır.Bazil’in 1025 yılında ölümü ile bu parlak dönem kapanacaktır. Bu dönemde devlet, mali ve askeri yönden hem güçlüydü, hem de devlet adamları ve kumandanları başarılı idi.

   Zamanın bir numaralı devleti haline gelen Bizans, Bazil’in ölümü ve varis bırakmaması nedeniyle yerine geçen kardeşi 8.Konstantin ile geriye gitti. Kardeşi 3 yıl içinde sistemi adeta yerle bir etti. Konstantin eğlence düşkünü biriydi, israfı severdi. Bu yüzden maaşlı askerlerden oluşan orduyu ihmal etti.

   Bizanslılar sürekli baskı altındaydı. Selçuklular’a bağlı Türkler tarafından doğudan, Peçenek ve Kuman Oğuz Türkleri ile de batı tarafından.

   Dandanakan Savaşı 1040 ile Selçuklular daha da güçlendi. Savaştan sonra sınırlarını batıya doğru genişletmek için karar aldılar. Anadolu’nun artık bir Türk yurdu olmasını isteyen Selçuklular, bunu başarmak için Anadolu’nun iç taraflarına akınlar yapmaya başladılar, buralar Bizans hakimiyetinde idi.

   İmparator 10. Konstantinos Dukas’ın 1067 yılında ölmesiyle beraber çocuklarını temsilen tahta, karısı Eudokia geçti. Sonraları yönetim baskılarına dayanamayıp, General Romen Diyojen ile evlendi ve tahtı ona bıraktı. Diyojen’in ilk hedefi Selçuklular’a karşı savaşmaktı.

   Bizans ordusunun Malazgirt’te sol tarafında Rumeli kuvvetleri, sağ tarafında ise Uz askerleri bulunuyordu. Hattın merkezinde ise Romen Diyojen vardı. Arkadaki kuvvetlere ise Romen Diyojen’in üvey oğlu olan Andronikos komutanlık ediyordu. 

   Selçuklu Sultanı Alparslan’ın ordusunda ise sadece Müslüman Oğuz Türkleri’nden oluşan 50.000 kişilik ordu vardı. Bu orduda 40.000 atlı, iyi silah kuşanmış 4.000 hassa askeri ve gönüllü askerler vardı.Sayı olarak ordu küçüktü ama komutanları çok tecrübeliydi. Kumandanlar şunlardı; Süleyman Şah, Bozan, Sanduk, Altuntaş, Çavlı, Savatekin, Mengücek, Afşin, Atsız, Porsuk, Danişmend, Gevherayin, Aksungur, Çavuldur, Artuk, Saltuk

Zafer
Malazgirt Zaferi
   Halep’ten gelen Türk ordusu ile İstanbul’dan ilerleyen Bizans ordusu, Malazgirt yakınlarında 26 Ağustos Cuma günü, karşı karşıya geldi. Sultan Alparslan, savaş başlamadan evvel karşı tarafa barış teklifinde bulundu ama Romen Diyojen kabul etmedi.

   Malazgirt Ovası’nda namaz kılındı, sonra Alparslan askerlerini toplayıp vasiyette bulundu. Vasiyetinde eğer şehit olursam, giydiğim beyaz elbise kefenim olsun. Nefsimi Allah’ın yoluna adadım. Benim için şehadet de, muzaffer olmakta ebedi bir mutluluktur. Eğer zaferi kazanırsak, İstikbal bizimdir.

   Savaş yaklaşık 14:00 gibi başladı. Türk okçuları, Bizans ordusuna oklar atmaya başladı. Bizans’taki paralı asker olan Müslüman olmamış Türklerden Uzlar ve Peçenekler, savaşın başında Alparslan’ın tarafına geçtiler.

   Savaş esnasında Alparslan askeri dehasını kullanarak hilal taktiği için ordusunun belli kısmını pusulara yerleştirdi. Kendisi merkezde kalıp, savaşmaya başladı.

Plan
Hilal
   Sultan Alparslan’ın hazırladığı savaş planı ile Türkler hilal taktiğini yapmaya başladı. Bu taktikte merkezde bulunan askerler yavaş yavaş geri çekilmeye başladı. Diyojen ise Türkler savaştan kaçtı zannederek ordusunu ileri sürdü. Bu esnada pusuda bekleyen Türk kuvetleri, harekete geçerek Bizans ordusunu çember içine aldı. Geride kalan destek ordusu ise kaçtı. Ermeniler’de Bizans saflarını terk edince, Bizans ordusu dağıldı. 

   Savaş akşama kadar hızla devam etti. Bizans ordusunun çoğu kılıçtan geçirildi, rütbeli generalleri esir alındı, İmparator Romen Diyojen’de esir alınanlar arasındaydı.

Alparslan
Sultan Alparslan
   Esir olan Diyojen kötü bir muameleyle karşılaşmadı. Savaş sonunda bir anlaşma yapılıp 1,5 milyon altını Osmanlılar’a verecekti. Ayrıca Bizans Devleti’de her yıl Selçuklular’a 360.000 altın ödeyecekti. Diğer bir madde ise Bizans’ın elinde bulunan Müslüman esirlerin serbest bırakılması olacaktı.

   Bu zafer, Türk Tarihi açısından çok önemlidir. Zaferin peşinden Bizans güç kaybederek, Türk Beyleri Anadolu’nun batı kıyılarına  kadar ulaşıp, yerleşti. Sonrasında beylikler güçlendi. Bunlardan biri olan Osmanlı Beyliği, ileride 3 kıtaya hükmeden bir İmparatorluğa dönüştü. 

   Bizans’ta yenilginin ardından Diyojen tahttan indirildi. Bunu öğrendiğinde ise ordudan kalan askerleri ile harekete geçip, çatışmaya girdi, kaybetti. Bu yenilgiyle Kilikya’da ufak bir kaleye çekildi, sonra teslim oldu. Diyojen’in gözlerine mil çektiler. Sonra Kınalıada’daki bir manastıra kapattılar ve birkaç gün sonra yaraları yüzünden öldü.

   Romen Diyojen’in yerine geçen 7.Mikhail, Alparslan’la yapılan anlaşmayı tanımadı. Bunun üzerine Alparslan Türk Beylerine, Anadolu’yu fethetmeleri için emir gönderdi. Bu emirleri alan Beyler, Ege ve Marmara kıyılarına kadar, direnişle karşılaşmadan ilerlediler. Buraları yurt edinmek için fetheden Türkler, buralarda bir çok beylikler kurdular. Zamanla Anadolu göçlerle dolarak, tam bir Türk yurdu haline geldi. Böylece üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan tarihi süreç başlamış oldu.

   Sultan Alparslan son seferini ise Karahanlılar üzerine gerçekleştirdi. Eylül 1072’de yola çıkan 200.000 kişilik ordunun yine en önündeydi. Barzam Kalesi’ni aldıktan sonra kale kumandanı Yusuf Harizmi’yi huzuruna çağırdı. Yusuf Harizmi, sakladığı hançerle Sultan Alparslan’ı ağır şekilde yaraladı. Alparslan, dört gün boyunca yarası ile mücadele etti. Hayatını kaybettiği gün takvimler 24 Kasım 1072’yi gösteriyordu. Büyük sultanın cenazesi, Türkmenistan’daki Merv şehrine defnedildi.

Ovası
Malazgirt Ovası

   Dünya'ya 600 yıl hükmeden Osmanlı'nın kuruluşunun adımları, büyük Malazgirt Zaferi ile başlamıştır. Bu zaferi şimdiki gençlere ne kadar iyi anlatabilirsek, gelecek nesillerin  hedefleri o şuurla çok daha ileriye gider. Malazgirt Zaferi'nin 1.000 yılına az kaldı. Ömür yeterse, o yılları sağlık ve sıhhat içinde birlikte görmek dileğiyle...

Zafer
Malazgirt




Kaynaklar; wwwmusgovtr, interaktiftrthabercom, derstarihcom, aacomtr

20 Ağustos 2021 Cuma

Garip Ayakkabılar, Farklı Olmak İsteyenlere

   Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz ayakkabılarımızla... Hayatımızda çok önemli yeri olan, bize her mevsimde yardımcı olan ayakkabılarımızın modası artık öyle çok hızlı gidiyor ki, bazen yolda yürürken tarzı ile çok farklı bir ayakkabı görmemeniz elde değil. Böyle bir ayakkabı görünce, o zaman aklınızdan acaba neler geçiyor. Mesela şunları düşünüyor olabilir misiniz, bu ayakkabıyı giyersem çok dikkat çeker miyim, yoksa herkes çok mu beğenir, yada bunu yapan modacı nasıl tasarım düşünerek bunu tasarlamıştır ? Bu sorular aklımızda hemen oluşabilir, cevabı ise düşüncelerde kalır.

   Şimdi tasarımcılarla ilgili biraz empati yapalım ve bizde farklı düşünelim, acaba nasıl bir ayakkabı yapılırsa, nasıl bir tepkiler olur ? Aklımıza gelen bazı garip ayakkabı önerileri şunlar olabilir;

- Havada uçuran ayakkabı
- İçi çivi dolu ayakkabı
- Güneşin ısı derecesine göre renkten renge giren ayakkabı
- Yağmur yağınca şişen ayakkabı
- Kar yağınca topukları büyüyen ayakkabı
- Çelik gibi sağlam ama bir o kadarda hafif ayakkabı

   İnsan biraz düşününce bir çok farklı tasarımlar bulabiliyor.Yukarıdaki örnekler bize baya uçuk gelebilir, ama neden olmasın, değil mi ? Birinci Adres sizlere fikir sunar, karar sizlerin olur.

   Hayata ilk adımlarımız küçük bir ayakkabı ile başlayıp, zamanla numarası büyüyen ayakkbılarla devam etmektedir. Aslında ayakkabılarımız bize hayatımızın bir özetidir. Ayakkabı numarası büyüyünce insanlar büyür. Ayakkabılarımıza bakarak, hayatın neresinde olduğumuzu çok kolay anlarız. Hayatta her zaman mutlu kalmanız dileklerimizle

Women Shoes
Farklı Ayakkabı

Ayakkabı
Women Shoes Different

Ayakkabı
Arı Peteği Gibi Ayakkabı

Men
Dikenli Ayakkabı Erkek

Women Shoes
Garip Ayakkabı

Bayan
Çok Farklı Ayakkabı

Different Ayakkabı
Women Shoes

Women Different
Special Shoes



Kaynaklar;  radikalcomtr, geyikcomtr, sabahcomtr,  milliyetcomtr, potukscom, trenduscom