30 Mart 2020 Pazartesi

Korona Virüs kadar Sigarayı da Konuşabilsek

   Son günlerde tüm dünya kendi sağlığını daha çok düşünmeye başladı, korona virüsten dolayı. Korona Virüsün şu an görülen en belirgin özelliği yayılma hızının fazla olması, ölüm oranının az olması dır (diğer korona virüs çeşitlerine göre). Televizyonlar da, gazeteler de ve internet te bu virüsle alakalı o kadar haber yapılıyor ki, herkes çok iyi şekilde aydınlanıyor. Bu konuda başta sağlık yetkilileri olmak üzere herkese teşekkür etmek gerekir, insanları bilgilendirdiği ve gerekli tedbirlerin neler olacağını anlattıkları için.

   Özellikle genç neslin başta özenti ile başladığı, sonra vücudunu zehirlediği sigara, bu korona virüsten daha mı az tehlikeli diye bizim de aklımıza soru geldi. Bizde biraz düşünüp, acaba sigara verileri nelerdir diye araştırmaya başladık

Korona Virüsü
Sigara Korona Virüsü

   Verilere bakınca çok ilginç rakam ve oranlarla karşılaştık. Türkiye'nin nüfusu 83 milyon, sigara kullanan kişi sayısı yaklaşık 18 milyon (% 22 ), sigaraya bağlı hastalıklardan ölen kişi sayısı yılda yaklaşık 100.000'dir. Dünya'nın nüfusu ise 7.7 milyar, sigara kullanan kişi sayısı yaklaşık 1.3 milyar (% 17), sigaraya bağlı hastalıklardan ölen kişi sayısı ise yılda yaklaşık 5 milyondur.

   Bu rakam ve oranlar çok büyüktür. Bu yüzden sigaranın insanlara verdiği zararlar büyüktür. Şu an gündem de korona virüs var ve medyada en ince detaylarına kadar anlatılıyor. Sigaranın oranları, korona virüsün nerdeyse 10 katı. Bu yüzden korona virüste yapılan medya tanıtımın daha fazlası sigaranın zararları için yapılırsa, daha iyi olur.

   Ama yıllardır sigaranın zararları için çok büyük tanıtımlar olmuyor. Sadece belli bir oranda oluyor. Şimdi bazı soruları ''medyaya'' sormak istiyoruz.

- Sigaranın zararları için büyük tanıtımlardan, niçin  ve nelerden çekiniliyor ?
- Yılda yaklaşık 700 milyar dolar para kazanan, firmalardan mı korkuluyor ? Yoksa başka şekilde onların  medyaya verdiği reklam paralarının azalmasından mı korkuluyor ?

Ayrıca bazı soruları da ''kendimize'' soralım.

- Sigaranın zararlarından neye güvenerek korkmuyoruz ? 
- Hiç görmediğimiz bir virüsten bu kadar korkuyorsak, öldürme  oranı nerdeyse korona virüsün 10 katı olan, sigaradan niçin korkmuyoruz !?

   Şunu da unutmayalım ,sigaradan yaklaşık Türkiye'de yılda 100 bin, Dünya'da ise 5 milyon  kişi ölmektedir. Korkmak için, başımıza bir musibetin mi gelmesi gerekir. En iyisi yol yakınken, sigara ile yollarımızı ayırmanın vakti geldi deyip, bırakmak, değil mi ?

   Sigaranın korona riskini 14 kat artırıp, tedaviyi zorlaştırdığını biliyor musunuz ? Yeşilay Danışmanlık Merkezi ile konu için, irtibata geçebilirsiniz.

Sigara
Korona Sigara 

Risk
Korona Riski

Tedavi Zorlaştırır
Korona Tedavi Zorlaştırır

   Ayrıca hiç düşündünüz mü sigaranın kağıtları için yılda ne kadar ağaç kullanılıyor, kesiliyor ? Bu sorunun cevabını duyunca daha çok şaşıracaksınız. Evet her yıl sigaranın kağıdında kullanmak için, milyonlarca dönüm ormanlık alanın ağaçları kullanılmaktadır. Çok şaşırdınız değil mi ? Birde sigaradan dolayı çıkan orman yangınları oluyor. Bu sayede ne kadar alan ormanımız yanıyor ? 

   Bu kadar zararı olan sigara için, bundan sonra hem sağlığımızı, hemde ormanları düşünerek sigaradan uzak duralım, birlikte kazanalım, olur mu ? Varmı sınız ?


Kaynaklar; orgm.mebgovtr/meb_iys_dosyalar/2018..., bikgovtr, aacomtr, saglikgovtr, yedamorgtr, M. Feyzullah Taşatan 

23 Mart 2020 Pazartesi

Corona Virüs, Covid-19

   Sağlığımız, çoğumuzun farkında olmadığı en değerli hazinemizdir. Değerini ise hastalanınca anlıyoruz, hemde bazen 10 katıyla. Sağlıklı olmazsak ne bir işi rahat yapabiliriz, ne de dışarıda rahatça yürüyebiliriz.

   Bugünlerde gerek haberler de, gerek sokaklar da, gerekse tüm evler de korona virüs konuşulmaktadır. Konuya girmeden  önce virüs nedir ona bir göz atalım.

Virüs:
Bulaşıcı hastalıklara sebep olan, küçük mikroplara denir. Virüsler canlı hücrede yaşarlar, zararlıdır, bakterilere göre küçüktür.

Virüsün tanımından sonra, korona virüs nedir, nasıldır onlara bakalım.

Korona Virüs: 
Şiddetli şekilde büyük salgınlara neden olabilecek, virüs ailesidir. Hayvanlardan insanlara geçtiği zaman, mutasyona uğrayıp, yayılabilir. Böyle hastalıklar zoonotik hastalıklar olarak adlandırılıp, ölümcül olabilmektedir.

Yapısal
Corona Virüs Yapısal


Korona Virüs Çeşitleri:
4 türde sınıflandırılırlar. Alfa, beta, gama ve delta corona virüsler olarak. Alfa ve beta corona virüsler insanlara bulaşırken, gama ve delta corona virüsler sadece hayvanlara bulaşabiliyor.

Yapısal
Corona Virüs Yapısal


Korona Virüs Nasıl Bulaşır: 
Hasta olan kişiler nefes alıp verdiklerinde, öksürdüklerinde veya hapşırdıkları anda dışarı attıkları damlacıklar yoluyla, insandan insana bulaşabilir.

Korona Virüsten Nasıl Korunulur: 
Bu konuda alacağımız basit önlemler ile korunabiliriz.
- Elleri yıkamak, herkesin sık dokunduğu yüzeyleri dezenfekte etmek, ellerimizle yüzümüze, gözümüze ve ağzımıza dokunmamak.
- Öksürme ve hapşırma da mendille ağız ve burnumuzu kapatmak.
- Mendiliniz yoksa dirseğinizin iç kısmını kullanmak.
- Tokalaşma ve Sarılma yapmamak.
- Hastalarla aynı tabak ve bardağı kullanmamak.
- İyi pişmemiş veya Çiğ hayvan ürünlerini yememek.
- Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere, koordineli  çalışan diğer bakanlıkların açıklayacağı talimatlara riayet etmek.
- Bunların dışında bakanlığın aşağıda detaylı açıkladığı 14 gün kuralına uymak. Böylece kendimizi ve çevremizdekileri virüslerden koruyabiliriz.

14 gün Kuralı
Corona Virüs 14 gün Kuralı


Korona Virüs Nasıl Etki Yapar: 
Hafif soğuk algınlığına vesile olan korona virüsler (corona virus), ilk önce üst solunum yoluna (burun ve boğaz) bulaşırken, daha ciddi hastalıklara neden olan corona virüsler ise alt solunum yoluna (akciğerler) bulaşarak zatürreye neden olabilirler.

Korona Virüs Belirtileri:
Şu anki en çok karşılaşılan belirtileri ateş, öksürük, nefes darlığı, kas ağrısı ve yorgunluktur.

Korona Virüsler Yüzeylerde Ne Kadar Hayatta Kalabilir: 
Yapılan araştırmalarda oda sıcaklığında, değişik malzemeler üzerinde 4 ile 9 gün arası canlı kalabildiği görülmüştür. Burada etken faktörler olan düşük sıcaklık ve yüksek nemin, virüslerin yaşam sürelerini uzattığı görülmüştür.

Korona Virüs Kuluçka Süresi: 
Kişi ve durumlara göre 2 ile 14 gün arasıdır.

Korona Virüste RO Değeri: 
Bir kişinin hastalığı, kaç kişiye bulaştırdırdığının değeridir. Yapılan araştırmalarda  bu değer 1,8 ile 3,3 arasında değişkenlik göstermektedir. Ortalama 2,5 sayarsak, 1 kişi temas halinde başka 2,5 kişiye bulaştırır demektir. Bu 2,5 kişi başka 6,25 kişiye, bu 6,25 kişi başka 15,62 kişiye, bu 15,62 kişi başka 39 kişiye...Böylece örüntü uzayarak 50 binlere gider. Bu rakamlara bakarak durumun ciddiyetini daha iyi anlamışsınızdır. Dolayısı ile eğer ortamda salgın durumu varsa, lütfen başkaları ile tokalaşmayın, yanyana durmayınız.

Korona Virüs Zamanı Beslenme: 
Yiyeceklerde sebze ve meyveye ağırlık verilmelidir. Bol C Vitamini yüklü besinler alınmalı.  Ayran, doğal meyve suyu, bol sıvı, bitki çayları, bol su içilmelidir. Su miktarı yaklaşık 2 litre olmalıdır.

Korona Virüs En Çok Kimleri Etkiler: 
Belli yaşın üzerindeki yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar, şeker, kanser, akciğer, hipertansiyon ve kronik sağlık sorunu olanlar.

Önceki Korona Virüsler Nelerdir: 
2002 yılında  Çin'de SARS-CoV, 2012 yılında Suudi Arabistan'da MERS-CoV görülmüştür.

Korona Virüs En Büyük Özelliği: 
Covid-19 diğerlerine göre hızlı yayılır, ama şu anki görünen verilere göre öldürme oranı düşüktür.

Corona Virüs
Mers Sars

   Sağlıktaki teknik terimler ile Korona Virüs hakkındaki detayları kısa olarak yazmaya çalıştık. Nedir, neler yapılmalıdır..vs.. Bunları okuyunca, sizlerde herşeyi daha iyi anlayıp, ona göre tedbirlerinizi alacaksınızdır.

   Dünyamızı detaylı gözlemlediğimizde doğanın nasıl bir intizamla kurulduğunu, doğa olayları arasında nasıl düzenli bağlantıların olduğunu, insanların doğup, büyüyüp, zamanı gelince nasıl maddi dünya hayatından ayrıldığını daha iyi anlıyoruz. Böylece yüce Allah C.C.'nün kudretini daha iyi görmüş oluyoruz.

Dünyayı yaratan Allah C.C.bazı ayetlerde bizleri uyarıyor. Bu ayetlerden bazılarının meali şöyledir:

- İnsanların kendi elleriyle yapıp ettikleri yüzünden karada ve denizde düzen bozuldu; böylece Allah dönüş yapsınlar diye işlediklerinin bir kısmını onlara tattırıyor. (Rûm Suresi 41. Ayet)

- Göklerdeki herşey, yerdeki herşey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükâfatlandırması için (böyle)dir. (Necm Suresi 31. Ayet)

- O, göklerin ve yerin eşsiz-örneksiz yaratıcısıdır; bir şey olmasını dilediğinde ona ''ol!'' der, hemen oluverir. (Bakara Suresi 117. Ayet)

- Görmediler mi ki, onlardan önce yeryüzünde size vermediğimiz onca imkânı kendilerine verdiğimiz, gökten üzerlerine bol bol yağmur indirip (evlerinin) altlarından ırmaklar akıttığımız nice nesilleri helâk ettik. Biz onları günahları sebebiyle helâk ettik ve onların ardından başka nesiller meydana getirdik. (En'âm Suresi 6.Ayet)

   Her türlü nimetinden faydalandığımız Dünya'da yaşarken, Allah'a ne kadar şükrediyoruz acaba, hiç kendinize sordunuz mu ? Bizler niçin Dünya'ya getirildik, neler yapmalıyız ? Şu Ayet-i Kerime'nin mealine baktığımızda, bizlere düşen görevleri iyi anlamalıyız.

- Ben cinleri ve insanları, başka değil, sırf bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zâriyât Suresi 56.Ayet)

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed'de  (SAV)  bir Hadis-i Şerif'te şöyle buyurmuştur:

Beş şey gelmeden önce, şu beş şeyin kıymetini ganimet biliniz;

- İhtiyarlık gelmeden önce, gençliğin
- Hastalık gelmeden önce, sağlığın
- Fakirlik gelmeden önce, zenginliğin
- Meşguliyet gelmeden önce, zamanın
- Ölüm gelmeden önce, hayatın

   Hadis-i Şerif'tende görüldüğü gibi sağlığımız kıymetlidir. Herşeyin başı sağlıktır. Bu yüzden önce kendimiz, sonra yakınlarımız, sonra çevremiz için sağlığımızın değerini iyi bilelim.

   Şimdi gelelim önemli bir konuya. Bu korona virüs için baya bir tezler ortaya atıldı. Bunlardan bazıları şöyledir:

- Bu virüs laboratuvarda üretilen, yapay bir virüstür.
- Bu virüsü üreten Amerika'dır, Çin'dir, İsrail'dir ...vs...
- Çin kendi laboratuvarlarında bir çalışma yaparken, tehlikeli bir virüs yayıldı
- Bu virüsü Amerika'lı askerler, Çin'e yaydı...

   Bunlar gibi onlarca tezler var, şu an medyada. Burada bizlere düşen çok önemli görev var. Bu virüs yapay veya doğal bir virüs olsun, önemli değil menşei. Çünkü Allah'ın dediği olur sadece Dünya'da. Allah C.C. izin vermezse hiç bir şey hareket edemez. Eğer virüs bizlere kadar gelmişse, şunları hemen gözden geçirmeliyiz:

- Bol düşünmeliyiz, neredeyiz, bugüne kadar Allah rızası için neler yaptık
- Nerede Allah'a kulluk noktasında ne gibi manevi eksikliklerimiz olmuş olabilir
- Bu eksiklerimizi kontrol edip, uygulamaya başlamalıyız
- Bol tövbe istiğfar yapalım
- Çok dua edelim
- Sık sık Kuran'ı Kerim okuyalım
- Sadaka verelim
- Namazları vaktinde kılmaya çalışalım
- Kendimizi fakirlerin yerine koyup, empatiler yapalım
- Bol şükredelim

   Sayılı günler kolay geçer, önemli olan bundan sonraki ömrümüzde manevi olarak nasıl yaşayacağımızdır. Sağlıklı ve Hayırlı günlere,  birlikte kavuşmamız dileklerimizle...

Corona Virus
Korona Corona



Kaynaklar; saglikgovtr, diyanetgovtr, sagligimgovtr, tubitakgovtr, Mehmet Taşatan Hoca

21 Mart 2020 Cumartesi

Miraç Kandili, Namaz ve Mescid-i Aksâ

   Arapça'da yukarı çıkmak, yükselmek anlamına gelen Miraç kelimesinin anlamı, Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa'nın (sav) yaşadığı en büyük mucizelerden biri olan İsra ve Miraç ile daha değerli olmuştur. Şimdi bu Mübarek Gece hakkında biraz detaylı bilgiler anlatalım.

   Mübarek 3 aylardan biri olan Recep Ayının 27. gecesine Miraç Gecesi denir. Hicretten 540 gün önce bu gece Peygamber Efendimiz (sav) uyurken Cebrail (as) gelip onu, Mekke'deki Mescid-i Harâm'dan alıp Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya Burak adındaki binek ile götürmüştür. Buna İsra Olayı denir.

Miraç Gecesi
Miraç Kandili

   Bu arada bazı ek bilgiler verelim, Mescid-i Aksa içinde 4 mescidi bulunduran (Kubbetü's Sahra, Kıble Mescidi (Aksa Camii), Burak Mescidi, Mervan Mescidi) Beyt-i Makdis denilen alanın adıdır. Mescid-i Aksa Kudüs'te olup, 145 dönüm ve etrafı çevrili alandır.


Kıble Mescid
Kıble Mescidi
Selahaddin Eyyubi
Kubbetu's Sahra
3 mescid
Mescid-i Aksa


   Mescid-i Haram; Kâbe ve çevresini içinde bulunduran Cami-i Şerif'tir. Yeryüzünde inşa edilen ilk mescittir.  

Kâbe Çevresi
Mescid-i Haram


   Mescid-i Nebevi; Peygamber Efendimiz'in Medine'ye hicretinden sonra ashabıyla birlikte inşa ettiği Mescid'dir. Peygamber Efendimiz'in kabri ile Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer'in kabirleri de buradadır.

Hz. Ebubekir Hz. Ömer
Mescid-i Nebevi

  Yeryüzü'nde 3 tane Mübarek Mescid vardır. Bunlar şunlardır ;

- Mescid-i Haram ( Mescid-i Şerif, Harem-i Şerif )
- Mescid-i Aksa
- Mescid-i Nebevi

   Harem-i Şerif; İçinde Kâbe, Makam-ı İbrahim ve Zemzem bulunan yerdir. Makam-ı İbrahim Kâbe'nin yanında bulunan, kubbeli bir yapıdır.

   Mescid-i Kıbleteyn ; Hicretten sonra müslümanlar Mescid-i Aksa'ya doğru namazlarını kılıyorlardı. Recep Ayı'nın ortalarında mescidde namaz kıldırırken bir vahiy geldi ''...Artık yüzünü Mescid-i Haram tarafına çevir ! Siz de nerede olursanız olun (namazda), yüzlerinizi o tarafa çevirin! ...'' Bu vahiy geldiğinde namazın ikinci rekatının sonuna gelen Peygamber Efendimiz, derhal yönünü Kâbe'ye çevirdi, Cemaatte saflarıyla beraber Kâbe'ye döndü. Böylece namaz tamamlanmış olup, bu durumun olduğu mescide, iki kıbleli Mescid anlamına gelen, Mescidü'l Kıbleteyn denilmiştir. Bu mescidin yerinde şimdi büyük bir Cami yapılmıştır.

İki kıbleli Mescid
Mescid-i Kıbleteyn


   Önemli bilgileri yazdıktan sonra yazımıza kaldığımız yerden devam edelim. İsra olayından sonra Miraç'ın ikinci aşaması başlamıştır. Bu aşamayla ilgili Allah'u Teala İsra Suresi'nin 1.ayetin de şöyle buyurmuştur: ''Ayetlerimizden bir kısmını ona göstermek için kulunu bir gece Mescid-i Haram'dan alıp, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya seyahat ettiren Allah, her türlü noksandan münezzehtir. Şüphesiz O herşeyi hakkıyla işiten, herşeyi hakkıyla görendir''.

   Bu aşama da Hz. Muhammed (sav), Mescid-i Aksa'da bulunan Kubbetu's Sahra'daki Muallak Taşının üzerinden başlayarak, semânın bütün tabakalarını geçip Miraç'a yükselmiştir. Semanın bütün tabakalarına uğrayan Peygamber Efendimiz, sırasıyla yedi sema tabakaları da bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya, Hz. İsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim gibi Peygamberlerle görüştü. Bundan sonra Hz. Cebrail ile birlikte Sidretü'l Münteha'ya geldiler. Bundan sonrasına Hz. Cebrail'in gitmesi mümkün değildi. Peygamber Efendimiz bundan sonra Refref adında bir vasıta ile zaman ve mekândan münezzeh olan Cenab-ı Hakk'ın cemaliyle müşerref oldu. Böylece İsra ve Miraç Mucizesi gerçekleşmiş oldu. Miraç Mucizesi'nde Allah C.C. müslümanlara 5 Vakit Namaz'ı Farz kıldı.

Miraç Kandili
Miraç Gecesi

MİRAÇ GECESİNDE NELER YAPMALIYIZ

  Bu Mübarek Gece'ye özel bir ibadet yoktur, ama şunlar yapılırsa iyi olabilir ;
- Gündüz oruç tutmak
- Gecesi Kaza ve Nafile Namaz'lar kılmak
- Kuran'ı Kerim okumak
- Tevbe istiğfarlar yapmak
- Peygamber Efendimize Salât ve Selâm göndermek
- Sadaka vermek
- Bol dua etmek

   Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (sav) için Mucizenin  olduğu gece olan, Mübarek Mirac Gecesi'nin fazileti hepinizin üzerine olması dileklerimizle...



Kaynaklar;  wwwhuzursayfasicom, wwwislamveihsancom

18 Mart 2020 Çarşamba

18 Mart Çanakkale Zaferi'ni Anma Günü

   Büyük Milletler tarihi destanları ile anılırlar ve yetişen yeni nesillere bu destanlar çok iyi anlatılır ki, geleceğe sağlam adımlarla yürüsünler. Eğer yeni yetişen nesiller gelecekte başarılı olmak istiyorlarsa, geçmişini çok iyi bilmeli, geçmişte dedeleri nelerle karşılaşmış, Vatanları için neler yapmış öğrenmelidirler. Tarih tekerrürden ibarettir sözü gereği, eğer geçmişimizi iyi öğrenmezsek, ileride bizimde başımıza benzer olaylar gelebilir. Büyük Türk Tarihi'nde nice destanlarımız vardır, bunlardan biri Çanakkale Destanı'mızdır.

   Çanakkale Savaşları Deniz ve Kara olmak üzere 2 bölüm halinde olmuştur. Birincisi  19 şubat 2015 te başlayıp, 18 Mart 2015 te biten Çanakkale Deniz Zaferi'mizdir. İkincisi ise 25 Nisan 1915'te başlayıp 9 Ocak 1916'da biten Çanakkale Kara Savaşı'dır. Sonuçta Çanakkale Savaşları 1915 şubat'ında başlayıp, 1916 Ocak'ında bitmiştir.

   ÇANAKKALE DENİZ SAVAŞI;

   Çok büyük farklı emelleri olan İtilaf devletleri (İngiltere, Fransa, Avustralya, Yeni Zelanda, Hindistan, Kanada Güçleri) İstanbul'u alarak, İstanbul ve Çanakkale Boğazlarının kontrolünü ele geçirmek istiyorlardı. Böylece Rusya'ya bir yol açmak, Almanya'nın müttefiki olan Osmanlı'yı savaş dışına itip, İttifak devletlerini zayıflatmak istemişlerdir. Bunu başarmak içinde Çanakkale Boğazını hedef olarak gözlerine kestirmişlerdi.

   19 Şubatta İngiliz Donanması, Türk muhafızlarının bir anlık dalgınlığından faydalanıp, Boğazı geçip, İstanbul'a yaklaşmışlardı. Adalar civarında 1 ay bekleyen donanma, Osmanlı Devleti'nin aldığı önlemler sayesinde, çareyi kaçmakta bulmuşlar, kendilerini Çanakkale Boğazının ötesine atmışlardı. Donanma'da 100'e yakın irili ufaklı gemi vardı. Aslında donanma hiç bir savunma ile karşılaşmadan, kolayca boğazdan geçeceğini sanıyordu. Hatta o kadar kendilerine inanmışlardı ki, İngiliz seyahat acentası İstanbul'a gezi turlarının planını bile yapmıştı. Churchill şunu zannediyordu, bu kadar gemisi olan donanmayı gören Türkler, topları bırakıp kaçacaktı ! Kısaca evde yaptıkları hesap, çarşılarına uymadı.

   Donanmada bulunan askerlerden bir grubu 4 Mart günü Seddülbahir ve Kumkale'ye çıkartma yapıp, toplarımızı imha etmek istedi, ancak Türk Askeri'nin güçlü savunmasıyla zayiat vererek gemilerine geri döndüler. Donanma 18 martta hücuma tekrar geçti.Eğer itilaf devletleri Çanakkale'yi geçerse diye, İstanbul'da hazırlıklarda yapılmaya başlanmıştı, İstanbul sonuna kadar savunulacaktı. Hatta İstanbul'un işgal edilmesi durumunda padişah ve saray halkının Anadolu'ya nakledilmesinin planları yapılmıştı ama II.Abdülhamid bunu reddetti ve şöyle dedi; Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u alırken Bizans imparatoru surlarda can verdi, ben ondan daha az haysiyetli değilim, hiç bir yere gitmiyorum.

   18 Mart günü içinde Queen Elizabeth gibi son model gemilerin bulunduğu donanma, 316 adet topuyla saldırıya geçti, bizde ise 73 top vardı. Osmanlı 7 ve 8 martta denize Nusret tarafından mayınlar döşemişti, bunu farkedemeyen donanmanın 3 zırhlısı batmıştı, diğer gemilerinden bazılarıda zarar görmüştü, itilaf devletleri adeta şok geçiriyordu. Türk askerinde o kadar büyük bir yürek vardı ki cesaretleri had safhada idi. O gün topun birinin vinci bozulmuştu, tam o anda Seyit Onbaşı tam 215 kiloluk mermiyi sırtlayıp, topa götürmüştü ve bu topla atılan mermi sayesinde gemi hasar alıp, sonra geri giderken mayına çarpıp, batmıştı. Böylece batan gemilerde bulunan toplar ve mürettebatla itilaf devletleri büyük hasara uğramıştı. Böylece Osmanlı Devleti büyük bir Zafer kazanmıştı ve bu Destan Türk milletine büyük moral olmuştu.

   ÇANAKKALE KARA SAVAŞLARI;

   Deniz'de büyük hezimet yaşayan itilaf devletleri, gözünü kara savaşına dikmişti. İtilaf devletlerinde savaş bakanı Lord Kitchener'di. Sefer kuvvetleri komutanlığına ise General Sir Lan Hamilton atanmıştı. İtilaf devletleri 25 Nisan'da Seddülbahir'den Bolayır'a kadar bombardımana başlamıştı. Ayrıca Arıburnu Sırtlarında da düşmanın ilerlemesi başlamıştı. Savaş ilerlerken önemli nokta Kilitbayır'ı kontrol altına almak için, Kocaçimen ve Conk Bayırı'nı ele geçirmek istemeleri olacaktı.

   İtilaf devletleri bir çok muharebe yaparak Seddülbahir Cephesi'nde Türk birliklerini yenemeyeceklerini anladılar ve daha sonra General Sir Lan Hamilton bu cephede hiç bir askeri harekata girilmemesi emrini, askerlerine verdi.

   Arıburnu Cephesi'nde ise Anzaklar çıkartma yapmıştı. 19.tümen komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal çıkartma başladığı zamanlarda 57. Alay ve topçu bataryası ile Conk Bayırı'na hareket etmişti. Mustafa Kemal burada şu sözü söylemiştir,  '' Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde, yerimize başka kuvvetler ve kumandanlar gelebilir''. Mustafa Kemal'in yaptığı taarruzlarla Kılıçbayır ve Cesaret Tepe alınmıştır. Sonuçta itilaf devletleri bu cepheden de umduklarını bulamamışlardır.

   Daha sonra Anafartalar Cepheleri'nde savaşlar olmuştur ve itilaf devletleri umduklarını yine elde edememişlerdir. Daha sonraları General Lan Hamilton görevden alınmıştır, yerine gelen General Charles Monro ise gerekli incelemeleri yaparak orduların geri çekilmesi gerektiğini savaş bakanına iletmiştir. Oda emirleriyle yavaş yavaş orduları geri çekmiştir. Böylece Gelibolu Muharebeleri, Osmanlı'nın Zafer'leri ile sonuçlanmıştır.

Çanakkale Destanı
Dur Yolcu Çanakkale

Çanakkale Zaferi
Seyit Onbaşı

Kurmay Yarbay
Mustafa Kemal

Çanakkale Zaferi
18 Mart Çanakkale Zaferi



Kaynaklar; tarihiolaylarcom, starcomtr, duryolcucom, atamgovtr

12 Mart 2020 Perşembe

12 Mart İstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü


   Para her zaman kazanılabilir, kazandığınız paralarla her zaman bir ev, araba, giysi vs alabilirsiniz. Ama Vatan para ile alınmaz, şehitlerin kanıyla alınmıştır. Bir milletin bağımsızlığı demek, İstiklâl'i demektir. İstiklâl'i olmayan milletler her zaman esaret altında olur.

   1921 yılında Milli Eğitim Bakanlığı Milli bir Marş'a ihtiyaç olduğunu bildirip bir yarışma düzenlemiştir. Bu yarışmaya 724 adet şiir başvurup, birinciye de para ödülü vardı. Ödülden rahatsız olan Mehmet Âkif Ersoy yarışmaya katılmak istemedi. Daha sonra Bakanın ısrarı ve ödül verilmeyeceğinin garanti edilmesinden sonra, oda Kahraman Ordumuza konulu şiirini 48 saat içinde hazırladı ve gönderdi. Değerlendirme sonucunda 12 Mart 1921 günü bu şiir, İstiklâl Marşı olarak kabul edildi.

   Sonra Ali Rıfat Çağatay tarafından bir beste yapılıp, bu beste 1930'a kadar kullanıldı. Daha sonra Cumhurbaşkanlığı Orkestra Şefi olan Zeki ÜNGÖR'ün hazırladığı beste bugünlere kadar kullanılmaktadır.

   Mehmet Akif ERSOY, hasta olup kendini ziyaret eden gazetecilerden birinin sorusu üzerine şunu demiştir;
-Allah bu millete bir daha İstiklâl Marşı yazdırmasın !

   Evet, İstiklâl Marşı bağımsızlığın sembolüdür. Bu yüzden bir daha Marş İnşaAllah yazılmaz, çünkü eğer bir başka Marş yazılacaksa, bağımsızlık tehlikeye girmiş demektir.

   7 Mart 2008 yılında Resmi Gazete'de yayınlanan yönetmelik gereği 12 Mart günü, İstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Âkif Ersoy'u Anma Günü olarak kabul edilip, yürürlüğe girmiştir. İstiklâl Marşı'nı hem kendimizin hem de çocuklarımızın çok okuyup, iyice anlayıp, geleceğe bu yönde hazırlanmamız dileklerimizle...


İSTİKLÂL MARŞI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl.
Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl.

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
Medeniyyet dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş, yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın;
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehid oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden İlâhi, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne nâmahrem eli.
Bu ezanlar -ki şehadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli

O zaman vecd ile bin secde eder -varsa- taşım,
Her cerîhamdan İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden na'şım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl;
Hakkıdır hür yaşamış bayrağımın hürriyyet;
Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Âkif ERSOY

Beste: Osman Zeki Üngör

İstiklal
Mehmet Akif Ersoy

Mehmet Âkif Ersoy
İstiklal Marşı

Mehmet Âkif Ersoy
İstiklâl Marşı

İstiklâl Marşı
Kahraman Ordumuza


Kaynaklar;  wwwkulturturizmgovtr, wwwtccbgovtr

8 Mart 2020 Pazar

Dünya Kadınlar Günü

   Anneler, Kızlar, Ablalar, Teyzeler, Halalar, Yengeler...Hepsinin ortak özelliği ise, Türkiye nüfusunun % 49,8 i olan Kadınlardır.

   Dünya'daki değişik tabiat olaylarına baktığımızda gördüğümüz denge olayı, Kadın ve Erkek Oranında da görmekteyiz. Allah C.C. tabiatı ve insanları yaratırken öyle güzel bir denge kurmuş ki, ne kadar şükretsek azdır. Bu dengeyle doğa ve insanlar  Dünya'da mutlu bir şekilde yaşamaktadırlar. Eğer dengeler biraz farklı olsa, herşey çok farklı olabilir. 

   Yüce yaradan Kadınlarımıza öyle özellikler vermiş ki, gelecek nesiller onlara emanet edilmiştir. Küçük bir kız çocuğu büyüyüp anne olduğunda bu sefer o, kendisini yetiştiren annesi gibi, kendi evladını yetiştirmek için tüm gücüyle çalışır.

   Toplumumuzda ev içi tüm sorumluluklar neredeyse Kadınlara verilmiştir. Kadınlar çocuklarına bakarlar, evi temizlerler, yemek yaparlar, bulaşıkları yıkarlar, çamaşırları temizlerler ..vs.. Bunu evde kimi zaman 1 kadın yapar, kimi zaman da başka genç kızlar varsa anneleriyle beraber hep birlikte tüm kadınlar yaparlar.

   Kadınlar ailesi için her türlü fedakârlığı yapan, Vatanı içinse gözünü kırpmayan insanlardır. Zamanında 20 yaşındayken Vatanı için gözünü kırpmadan, küçük erkek çocuğunu ve 3 aylık kızını evde bırakarak, cepheye giden Büyük Türk Kadını Nene Hatun bizim kadınlarımızın en büyük örnek alacağı kişilerden birisidir.

   Kadınlar çocukların ilk eğiticisi, öğreticisi bir bakıma ilk hayat öğretmenidir. Çocuklar ilk bilgileri kadınlardan alır (annesi, ablası, teyzesi, halası, yengesi). Bu yüzden kadınların sorumluluğu, toplumun nüfus olarak % 49,8 i gözükmesine rağmen, çocuklara verdiği öğreticilikten dolayı bir bakıma % 60 gibi büyük bir orana sahiptirler toplumda.

   Büyük topluluklar kadınlarına saygılı olup, onları el üstünde tutanlardır. Böyle topluluklar her zaman, geleceğe sağlam adımlarla bakarlar. Gelecek nesillere büyük bir ülke bırakmak istiyorsak, kadınları sadece yılda 1 kere değil, her gün hatırlamalı, her gün saygılı olmalı ve her gün kıymet bilmeliyiz. Bir gün değil, her gün Kadınlar Günü olması dileğimizle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu, mutlu ve huzurlu olması dileklerimizle...

8 Mart
Dünya Kadınlar Günü

Kadınlar Günü
8 Mart Kadınlar Günü

8 Mart
Kadınlar Günü

Kutlu Olsun
Kadınlar Günü Kutlu Olsun

İstanbul'un Fethi, 29 Mayıs