25 Aralık 2020 Cuma

Yazılım Uzmanlığından Aşının Uzmanlığına, Bill Gates

    Bu konuyu yazarken çok düşünüp, hassas şekilde araştırdık. Çünkü konunun analizi çok derinlemesinedir. Sizlerde yazımızı okuyunca bunlar gerçek mi diyebilirsiniz. Şimdi öncelikle Bill Gates'in hayatına kısa bir göz atalım, sonra kendi analiz ve yorumlarımızı yazalım.

   Bill Gates 1955 yılında Amerika'da doğmuştur. 12 yaşında bilişim kurslarına giden Gates, arkadaşı Paul Allen ile yazılım hataları arayıp buluyorlardı. Sonra 1972'de ilk firmalarını kurdular. Gates sonra Harward'da Hukuk Eğitimi almaya başladı.(Bu Harward okuluna ileri de ayrı bir değineceğiz yine)

   Daha sonra 1974 yılında MITS şirketinin Altair için yaptıkları Basic program dili ile bilgisayar kullanıcıları aletlerini kendileri programlayabiliyordu. Bu firma daha sonra Gates ve Arkadaşından pazarlama lisansını satın alarak, daha da geliştirmelerini istedi. Bunun üzerine Gates eğitimini yarıda bırakarak arkadaşı ile Mexico'da Microsoft şirketini kurdu. Yani Gates Mühendis değil, çoğumuz öyle zannediyoruz.

   Gates 1980'lerde Ms-Dos tasarlayıp, satış rekorları kırdı. Microsoft asıl başarısını Apple'dan aldığı siparişle yaptı. Macintosh için Word, Excel geliştirdiler. Gates 1987'de Windows'u piyasaya sürdü. Daha sonra Microsoft 1993'te zirveye doğru hızla ilerledi.

   Bill Gates 1994 yılında evlenip, 3 çocuğu vardır. Bill Gates çoğu yıllarda listelerde Dünya'nın en zengin iş insanı oldu. Buraya kadar yazılanların hepsini rahatlıkla google'da sizlerde bulabilirsiniz. O yüzden buraları kısaca geçtik, asıl yazımız bundan sonra başlıyor, hazır mısınız derinliklere ? 

Bill Gates
Bill Gates Korona Aşı

   Bizim asıl anlatmak istediğimiz ise arka planlarda neler oluyor, derinliklerde bilmediğimiz neler var? Yoksa Microsoft'u kuranlardan biri olan Bill Gates'i niçin yazalım? Ayrıca çoğu yıllarda Dünya'nın en zengini diye bizlere lansedilen Bill Gates, gerçekten en zengin miydi ? Değil di tabi ki, gerçekte asıl zenginlerin isimleri hiç bir zaman listelerde geçmedi, daha doğrusu geçirilmedi, kimse de sorgulamadı. Bunların en bilineni 2 büyük ailedir ve yaklaşık değerleri ise 8 ile 12 trilyon dolar arasıdır. Bu 2 aileden ve bağlantılı diğer ailelerden yazının sonlarına doğru, derinlemesine bahsedeceğiz. Ayrıca Bill Gates ile bağlantıları nedir, onlardan da analizimizde bahsedeceğiz, şimdilik konumuza devam edelim.

   Bill Gates'in Microsoft'taki konumunu herkes iyi biliyor. Bizim dikkatimizi 14 Mart 2020 tarihinde Gates'in Microsoft'taki görevinden ayrılması çekmişti. O günlerde aklımızda basitten şöyle bir soru vardı, bu kadar zengin biri galiba yoruldu ve artık dinlenmeye çekilecek. Ama sonrasında durumun tam tersi olduğunu, habire korona virüs ve aşılarla ilgili konuşmaya başlayınca aklımızda deli sorular oluşmaya başladı. Bunları sona doğru yazacağız.

   Sonra bizler işin derinlemesine inmeye karar verdik ve derinlerde neler oluyor biraz bakalım dedik. İlk karşımıza 3 Nisan 2015'te Bill Gates'in Ted sitesinde yayınlanan bir videosunu gördük. Daha sonra başka bir Türk kanalında bu videonun başka formatta Türkçe altyazılı olanını da gördük. İsterseniz videoyu bir izleyin, sonra tekrar yazımıza devam edeceğiz. Not; videoyu anlamak için, çok iyi ingilizce bilmenize de gerek yok, zaten resimlerle anlatılmış. Resimlere bakarak, 5 yıl öncesinden bugünün neredeyse birebir anlatıldığını kolayca anlayacaksınız. 

   Evet videoyu izlediniz. Şimdi bazılarınız şaşkınlıkla bu video doğru ise, bugünkü yaşananlar nedir diye içinizden sormaya başlamışsınızdır bile. Şimdi videoda kısaca ne demiş onları yazalım, sonra bugüne neler demiş onlara bakalım.

   5 yıl  önce aynen şunları demiş Bill Gates; 

- Önümüzdeki 10 yılda eğer bir şey 10 milyondan fazla insanın hayatına son verirse bu bir savaştan çok, yüksek derecede hızlı yayılan bir virüs olur.

Aynı Bill Gates yakın zamanda da şunu demiş;

- Bir daha ki salgınla mücadele için 3.000 kişilik bulaşıcı hastalık uzman ekibine ihtiyacımız var, yeni salgınlar gelecektir. Ve biz daha akıllı davranmalıyız.

   Bu yazılanlara bakınca bizler şaşırıyoruz. Çünkü Dünya'da sağlıkçılardan çok, yazılım uzmanı olan Bill Gates konuşuyor ! (yada bizim bilmediğimiz Bill Gates'in tıp diploması mı var ! )Bu durum bizleri ister istemez huylandırıyor. Bill Gates'i araştırmaya devam ettikçe daha çok şaşırıyoruz. Gates çoğu aşı firmalarına yatırım yapmış. Ticari mantıkla bakıldığında bu, olağan bir durumdur. 

Bill Gates'in biyoteknoloji firmalarına yaptığı yatırımların yıl ve isimleri şöyledir;

Pfizer                               2002 yılı

Biontech                          2019 yılı

Curevac Teknoloji           2015 yılı

Vir Biotechnology           2017 yılı

   Bu firmalara yaptığı yatırım yüzlerce milyon dolardır. Ayrıca Çin'deki Sinovac ile görüşmeler yapmıştır, bir ortaklığı var mı, henüz bilmiyoruz. Sadece şu resim var, bu resme göre asıl patron kim? Kararı sizler verirsiniz.

Sinovac
Sinovac Bill Gates

   Şimdi Bill Gates iyi bir işadamı olabilir, iyi bir yatırımcı olabilir, bunlar bizi bağlamaz. Bizi huylandıran kısmı, sağlıkçılardan önce hep niçin Bill Gates konuşuyor, sağlıkçılar niçin Bill Gates kadar konuşmuyor veya konuşturulmuyor yurtdışında ? Medya bunun üzerine niçin çok düşmüyor? Yoksa medyacilar Bill Gates'ten bol reklam alıyorlar da, o yüzden mi bir şey diyemiyorlar? 

   Şimdi eğer biri 5 sene öncesinden koronayı neredeyse birebir anlatmış ve bugünde çıkıp yeni başka salgınlar gelecek diyorsa bizler burada bir dakika dur deriz. Niçin mi ? Çünkü bunları diyen kişide şu 2 durumdan biri var demektir

- Ya kâhin 

- Ya da bu virüsler yapaysa, bunları yapanlarla birlikte beraber hareket ediyor demektir. 

   Sizce de öyle değil mi, biri her şeyi bilebiliyorsa, bu 2 durumdan biri olması lazım. 

   Bu arada diğer aşı firmaları ise şöyledir: Moderna, Astra Zeneca, Johnson&Johnson, Novavax. Buraya kadar yazdıklarımızı artık sizler derinlemesine düşünürsünüz, biz başka bir boyuta geçeceğiz. Bill Gates ile ilgili o kadar boyut var ki, hepsini öz bilgilerle kısadan yazmaya çalışacağız İnşaAllah.

   Bu arada aklımıza gelen bir konuyu kısaca yazalım, ortaya karışık olsun. Çin'de Şubat ayında bir hastane yapılmıştı, sonrada Mart'ta bitti diye kapatıldıy dı. Kapanırken bir video çekilmişti. Önce videoyu bir izleyelim, sonra bir sorumuz olacak ?

   Videoda hiç dikkatinizi çeken bir durum oldu mu? Sağlık çalışanların hiçbirinde maske izi yoktu, hepsi sanki bir defileye çıkmış gibiydi, değil mi ? Bu konuyu olaylar arasında bir bağ var mı, yok mu sizler düşünesiniz diye araya yazdık.

   Şimdi Bill Gates'in gücünü aldığı ailelere biraz bakalım. Yukarıda dünyanın asıl zengini olan 2 aileden bahsetmiştik, değerleri toplamı yaklaşık 8 ile 12 trilyon $ olan aileler. Bunlar Rockefeller ve Rothschild aileleridir. Bunların elleri ve kolları o kadar uzundur ki, her ülkede adamları, holdingleri vs. ler vardır. Ama bizler bilemeyiz, onlar kendi aralarında gizli bir yapı gibidirler. Ticaretlerini hep birbirleri ile yaparak, birbirlerini zengin ederler. Biraz daha iyi anlamanız ve akılda kalması için şunu da diyelim, bunlar savaş zamanların da devletlere bile borç vermişlerdir, buradan büyüklüklerini daha iyi anlarsınız. 

   Ayrıca Amerika'nın Dolar'ını ve Avrupa'nın Euro'sunu bu ailelere bağlı şirketler basıyor. Bu bile bunların nasıl bir güç olduğuna en büyük işarettir. Şimdi sorabilirsiniz, madem bunlar bu kadar zengin, niçin dünyanın zenginler listesinde 1 tanesinin adı bile yok. Çünkü bu aileler paralarını yardım yapıyoruz diye her ülkedeki vakıflara aktarıyorlar. Dolayısı ile belki de vergi bile az veriyorlar, yardım yaptıkları için vergilerden düşülüyor. Bu vakıflar ve benzeri yerler üzerinden tüm işlerini dönderiyorlar. Dolayısı ile zenginler listesinde adları yoktur. 

   Bu ailelerde evlilikler kendi içinde, akrabalar arasında olmaktadır, herşey gizli kalsın ve para dışarı çıkmasın diye. Bu aileler ve alt diğer aileler ile beraber Dünya'yı 13 ler konseyi denilen 13 yahudi büyük aile yönetmektedir. Bu 13 ailede dünya genelinde her ülkede seçtikleri yaklaşık toplam 730 tane baron-aile ile birlikte yönetmektedirler. Bu 13 ler konseyinin en tepesinde Rothschild ailesi vardır. Sonra Rockefeller, daha sonra ise diğer 11 aile gelir. Bu aileler istedikleri ülkede para ile manipülasyon yaparlar, döviz ve altını kaldırıp-indirirler, faizlerle oynarlar, ekonomik kriz çıkartırlar vs.. Bu ailelerden Türkiye'de var mıdır, her ülkede olduğu gibi vardır. Bu aileler genelde bulunduğu ülkenin tarihi ve maddi değeri en büyük yerlerinde otururlar. Türkiye'de ise böylesi yerler boğazlarda ki yalılardır. O yüzden oralara bakıldığında kimler olduğu anlaşılabilir. 

Rothschild
Rothschild Rockefeller


   Bu 13 aile yılda 2 kez Telaviv'de yerin yüzlerce metre altında toplanıp, kararlar alır. Bu kararlar da onların yıllık planlarını belirleyip, bu planlar da yüzlerce alt üyesinin katıldığı meşhur Bilderberg toplantılarında diğer alt üyelere açıklanır. Bu konu ile ilgili akıllarda kolay kalması için şunu da yazmak istedik. Bu aileler her ülkeden birilerini kendilerine hizmet etmesi için kafalarına koymuşlarsa, genelde şu mantıkla adam seçerler. Normal bir memurun 30 yılda çalışıp kazandığı parayı, bu aileler yeni aday üyelerine gençken 1 yılda verirler. Yani onları paraya boğarlar. Bu 10-15 sene gider, o kişiyi ülkesinde en iyi yerlere getirmeye çalışırlar. Belli bir yerlere geldikten sonra ise, şunu derler. Biz sana yıllarca baktık, şimdi bizim dediklerimizi yapma zamanın geldi. Oda eli mecbur yapacak, başka yolu yok. Çünkü yapmazsa elindeki belgelerle onu 3 günde rezil ederler, tüm makamlarını kaybeder, hapse bile girebilir. Ayrıca bu kişiler emekli olmaya yakın kendilerini vakıflara adarlar görünür, halbuki o vakıflar, büyük ailelere bağlı olan kurumlardır. Olay bu kadar basit, bizim anlayacağımız en kısa şekliyle. Diğer teknik detaylarını onlar bilir sadece, biz en yüzeyselini yazdık. Bill Gates ve onun üzeri olan ailelerden en kısa şekilde biraz bahsettikten sonra, asıl konumuza kaldığımız yerden devam edelim.

   Bill Gates'in 13'ler konseyinin 2.sırasında yer alan Rockefeller ailesi ile arası baya iyidir. Bu ikili ilaç ve gıda üzerine birlikte zaten hareket ediyordu. En son ise aşı üzerine birlikte hareket etmeye başladılar. Mesela şu bizim çok ilgincimize gitmişti. Bill Gates'in vakfı var, bu vakıf Afrika'ya çok yardım yapıyor diye baya reklam edildi. Ama işin garibi yardımları gıda ve su üzerine değil, aşı üzerine. Çok ilginç değil mi ? Daha sonra bu Afrika'lı çocuklardan bazılarının felç kaldığı söyleniyor. Ayrıca Afrika'lı ailelerden bazılarının da kısır kaldığı söyleniyor. Bunları duyunca aklımıza deli bir soru geliyor. Acaba bu vakıf, Afrika'lıları bir deney insanı olarak mı kullandı ? Nasıl olsa bunlar Afrika'lı, bir şey olsa dahi, seslerini dünyaya pek duyuramazlar. Duyursalar bile ne Avrupa'lılar, nede Amerika'lılar üstünde pek durmazlar diye mi düşündüler ? Asıl deli soru, eğer bu denilenler doğru ise, Bill Gates'in şu sözü ile Afrika'lılar üzerinde denediği aşı deney çalışması tam birbirini tamamlıyor. Ne demişti Bill Gates:

- Dünya'da 6,8 milyar insan var ve bu rakam 9 a kadar gidebilir. İyi bir aşılama proğramı ve sağlık hizmetiyle bunu % 10-15 arası azaltabiliriz !!!

   Şimdi yukarıda yazılanlar ile bu sözü birlikte düşünün, geri kalan analizi sizlere bırakıyoruz, sizler daha iyi karar verirsiniz. Biz başka alt konuya geçeceğiz, dediğimiz gibi bu konu çok dallı ve budaklıdır.

   Konu derinliklere gidince insanın yazdıkça yazası geliyor ve akıllarda deli sorular oluşmaya başlıyor. Mesela şu an aklımıza şu soru geldi. Eğer bu denilenler doğruysa, yani Bill Gates aşı ile başka amaçlar hedeflediyse, şunu da yapmış olabilir mi ? Kendi yaptığı Windows yazılımların içine özel bir yazılım ekleyip, başkalarının bilgisayarlarına istihbaratlar ulaşmış olabilir mi ? Kimi kafalarına taktılarsa, onun bilgisayarları incelenmiş olabilir mi ? Zaten tüm bilgisayarlar nerdeyse internete bağlı artık. Buda bir yorum analizi, karar sizin.

   Konuya başlarken Harward Üniversitesi'nden bahsetmiştik biraz. Şimdi kısadan bununda derin analizini yapalım. Harward Üniversitesi sıradan bir yer değildir. Burası Dünya'nın her yerinden zeki öğrencilerin geldiği bir üniversitedir. Buradan mezun olanların çoğu bir ülkede ya Başkan, ya Bakan, ya önemli Bürokrat, ya büyük bir İş Adamı vs. dir. 

Harward
Harward Üniversitesi


Birkaç örnek verecek olursak: 

Facebook Sahibi Mark Zuckerberg, Amerika eski Başkanı Barrack Obama, İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu, Amerika Dışişleri Bakanı Pompeo, Amerikalı Diplomat Henry Kissinger, Amerika Eski Başkanı Kennedy, Aktör Matt Damon, Eski Fed Başkanı Ben Bernanke, Nba Oyuncusu Jeremy Lin, Goldman Sachs Ceo'su Lloyd Blankfein. Şimdi örnekleri verince konuyu daha iyi anladınız. Şimdi yazacağımız bir örnekle aradaki bağları daha iyi anlayacaksınız. Bu okula Rockefeller'in sadece yılın birinde yaptığı bağış 100 milyon $. Artık varın gerisini siz düşünün. Niçin bu kadar yardım yaptığını ve bu okuldan mezun olanların şu an nerelerde olduğunu.

   Mesela ilerisi için bizde bir tahminimizi şimdiden yazalım. Yıllar sonra bakalım olacak mı, ama olma ihtimalini şimdiden % 51 görüyoruz. 8 veya 12 sene sonra Facebook'un sahibi Mark Zuckerberg Amerika Başkanı olabilir. Tahminimiz yıllar sonra tutabilir mi? Tutarsa o zaman tekrar görüşürüz, değerli okurlarımız. Nerden tahmin ediyorsunuz diye sorabilirsiniz. Sadece 1 detayı verelim, Mark'ın eşi Çin'lidir. Ayrıca bazı uluslararası gelişmeler de onu işaret ediyor. Bakalım gün ola, harman ola. 

   Ayrıca 2030 yılı için öngörülen G-20 devletlerinin ekonomik büyüklük sıralaması ile, bugünkü Amerika'da olanlar tesadüf denemeyecek kadar planlı. Çünkü büyük planları en az 30 yıllık yaparlar. Önce 2030 yılı Ülkeler tablosuna bakalım, sonra ilginç analiz yorumumuzu yazalım.


2030
2030 yılı Dünya

   Bu tablodaki ilk 3 sıralamaya bakınca Çin, Amerika, Hindistan geliyor. Şimdi ne alakası var diyebilirsiniz. Facebook'un sahibi Amerikalı, Eşi Çin'li. Peki Hindistan? Şu an seçilen ve eğer mahkemelerden aksi bir karar çıkmazsa göreve başlayacak olan Biden'ın yardımcısı olacak olan Kamala Harris anne tarafından Hint'lidir.  (Bazıları bu bayana gizli asıl başkanda diyor). Harris ile ilgili bizimde büyük bir tahminimiz var. Biden göreve başladıktan sonraki ilk 6 ile 12 ay arasında hastalanıp, görevi Harris'e bırakabilir. Bunun izlenimlerini seziyoruz. Bakalım neler olacak, tahminimiz tutacak mı ? Kısaca derin Amerika planları önceden yapmış görünüyor. Sizce bunların hepsi tesadüf mü, yoksa uzun vadeli projenin puzzle parçaları mı ?

    Bill Gates'i araştırdıkça Rockefeller ailesi ile olan ilişkisi baya derinlere gidiyor. Mesela Usa hükümeti 2017 yılında Dsö'ye 401 milyon $ para verirken, Bill Gates 798 milyon $ verdi, bunu destekçisi Rockefeller'mi yaptı? Yoksa Bill Gates, Usa hükümetinden daha mı zengin ?

Bill Gates
Bill Gates Dsö

   Ayrıca Kıyamet Tohum Ambarı'nı çoğunuz ilk defa şu an duymuş olacaksınız. Detayları şöyledir. 2008 yılında Norveç Arktik Okyanus'unun güneyinde (Kuzey kutbuna 1.100 km uzaklıkta) bulunan Svalbard Takımadasında iyi niyetle küresel bir tohum bankası kurulmuştur.(-18) derecede bazıları 1.000 yıla kadar dayanabilir. İleride bir afet, nükleer savaş veya küresel ısınma olup ortada eğer tohum kalmaz ise, burdaki tohumlar kullanılsın diye yapılmış burası. Sonra buraya her ülke tohum göndermeye başlamıştır. Kapasitesi 4,5 milyon çeşittir. Buraya kadar her şey normal, anormal olan ise burayı Gates vakfı, Rockefeller vakfı ile ona bağlı tarım devleri ve danışmanlık grubu da (CGIAR) finanse etmiştir. 

   Tüm Dünya'yı ilgilendiren bir projede Gates ve Rockefellerin destek vermesi akıllarda büyük bir soru işareti bırakmıştır. Acaba bu tohumlarla oynanıp, daha sonra patentli tohumlar yapıp, bunun üzerinden güçler savaşımı planlanıyor? Bir şey patentli olunca, milyarlarca dolar patentten para mı kazanacaklar. Dolayısı ile çiftçiler önceden 100  birime aldığı tohumları şimdi 200-300 gibi bir birime mi alacak ?

Kıyamet Tohum Bankası
Kıyamet Tohum Ambarı

   Bu kadar derinliği olan bir yazıyı yazarken bazılarınız içinden şu soruları geçirebilir. Bizde kendi analiz yorumlarımızı cevap olarak yazalım

1) Eğer Dünya'da olanlar büyük bir oyun ise gerçekten korona yok mu ?

Cevap: Oyun oynayarak var. Yani birilerinde bu virüs var ve etrafa bulaştırıyor olabilirler. Buda tahminen, istihbari yollarla olur, yani bir bakıma istihbari bir savaş. Dikkatimizi çeken ilginç durumlar olabiliyor, bazen. Mesela bir devletin yetkilisi, korona hakkında farklı bir şey diyor. 2-3 gün sonra bir duyuyorsunuz, koronaya yakalanmış. Sanki birileri bilerek ona bulaştırdı gibi, buna benzer baya devlet yetkilileri oldu dünyada. Haberleri dinlerken bu noktaya daha dikkatli olursak, sizlerde rahatlıkla görebilirsiniz.

2) Devletler bunu bilmiyor mu ?

Cevap: Devletler bunun farkında, arkadaki gücünde farkındalar. Ayrıca sakal-bıyık misali bir durumda var ortada. O yüzden büyük devletler kendi aşılarını geliştirmeye çalışıyorlar, küçük devletlerde bu devletlerden aşı alma yarışındalar. Bizim gördüğümüz olay bu. Dolayısı ile Devletimiz kendi aşısını üretene kadar halkıyla beraber kurallara sabredecek, sonra ise muhtaç ülkelere yardım edecek.

   Ayrıca işin başka bir ilginç boyutu ise şu anki çıkan ve çıkmaya yakın olan aşıların yaklaşık % 55 ini nerdeyse büyük devletler kapattı. Bu ne demek oluyor derseniz, diğer küçük devletlerden ancak % 15 i aşı olabilir. Dolayısıyla tüm milletin aşı olması 5-7 sene sürebilir. O zaman dünyada korona nasıl bitecek? Bunun yanında aşının etkisi 6 ile 12 ay arası sürüyormuş. Bu hesaplara göre tüm dünyanın aşılanması, aşı olanın her sene bir daha yenilemesi filan derken bu iş gördüğümüz kadarı ile, yaklaşık 8 sene sürer, basit matematik hesabıyla.

   Birde aşı olacaklar yine maske takacak, aşı olduktan sonra herkes bir anda iyileşmeyecek, aşının yan etkisi var mı henüz net bilgiler yok. Yani işin detaylarına girildi mi, karşımıza farklı konular çıkıyor. Biz herkesin düşünmesi için bazı konulara değindik. Bu arada bizim ''Yerli Aşımız'' çıktığında, Devletimiz önce kendi halkına, daha sonra da mazlum coğrafyada bulunan ülkelerden gelecek talebe göre, hızlı bir şekilde onlara ulaştıracaktır. Burada tek korkumuz, birileri içeriden bir manipülasyon yapıp, yerli aşının çıkmasını geciktirebilir, dikkat. Zamanında Osmanlı, Peygamber Efendimiz S.A.V'in şu hadisini düstur edinerek 600 sene ayakta kaldı idi.

   ''Komşusu açken tok yatan bizden değildir''

3) Sizler bu kadar niçin derinlemesine araştırma yaptınız?

Cevap: Yıllardır bizler bu tarz konuları takip etmedik, daha doğrusu ettirilemedik. Ülkemizi başka konularla meşgul edip, bize akıl oyunları oynadılar önceden. Yani tavşan kaç, tazı tut misali. O yüzden her aileden en az 1 kişi bu tarz konuları araştırıp, detay ve arka planlarına bakarsa, Ülkemizi ileride kimse tutamaz. Bu yüzden bizler araştırıyoruz, araştıracakları da şimdiden kutlar ve alkışlarız. Çünkü bizler hep beraber Türkiye'yiz.

   Bir söz derki;

''Bilgi Bölüşüldükçe Artan Bir Hazinedir''

   Derin analizlerle dolu yazımızın sonuna yaklaşmaktayız. Bu yazıyı farklı bir biçimde, sorular yazarak, bitirmek istiyoruz.

   Kendimizi Oyun Kuranlar Yerine Koyup, neler yapabilirler diye düşündük ve  hepsini şu sorularda topladık. 

AKILLARA GELEN DELİ SORULAR:

1) Dünya'da bir felaket olursa diye kurulan tohum bankası yoksa birilerinin planladığı bir senaryo mu acaba ? Eğer koronavirüs yapay ise bundan sonra birileri büyük bir salgın planı yapıp, Dünya'yı felakete mi götürmek istiyor. Olabilecek felaketten sonra ise tohum bankasından tohumları alıp, istediklerine dağıtma planlarımı olacak? Kısaca milleti 1 ekmeğe muhtaç ederek mi yaşatma planları var ? Yoksa savaş ve terör eylemleri ile yerli tohumları bitirip, sonra Gdo'lu tohumları mı piyasaya sürecekler? 

2) Amerika'nın parasını basan aileler, varsayalım paraların ikizini basıp, asya ülkelerinde kullansalar, bu anlaşılabilir mi ? Anlaşılmazsa güçleri her gün daha da büyümez mi ?

3) Rockefeller 100. yaş gününde, 200. doğum günümü de kutlamak istiyorum demişti. Acaba bu aile kendilerini ölümsüz mü zannediyor, acaba birileri ölümsüzlük ilacını bulmaya mı çalışıyor ?

4) Dikkat ettiyseniz tüm dünya medyasında bir korku havası estiriliyor. Bununla insanları sağlığıyla korkutup, esir olarak mı yönetme planları var, birilerinin aklında ? Unutmayalım sizleri en iyi kendiniz bilirsiniz, bu yüzden sizlerin psikolojisi iyi ise, hasta olmanızda zorlaşır. Eğer psikolojiniz iyi değilse, hastalıklara yakalanma oranınız artar.

5) Eğer ortada bir tatbikat planı varsa, bundan sonrası için daha büyük planlarımı var? Artık savaşlar silahlarla değil, biyolojik teknolojilerle mi yapılıyor, tarım-insan ve hayvanlar üzerine ? Biraz düşündüğümüz de bizimde aklımıza bir plan geldi, ileride bunu yaparlarsa artık şaşırmayız. Hava da dolaşan bir mikrop yapılıp, gözleri kör edebilir! Eğer birileri oyunlar kuruyorsa, bunu bile düşünmüş olabilirler. 

6) Birileri kendilerini niçin üstün görüyor, ölümsüzlük havası estiriyorlar ?

7) Farklı hibrid tohumları piyasaya süren Rockefeller ailesine bağlı grupların amacı 1 taşla 2 kuş vurmakmıy dı acaba ? Nasıl mı? Şöyle, bu hibrid tohumlarını mali durumları zayıf ülkeler alamayacaktı, daha sonra bu ülkelerin yöneticileri kendi milletlerine faydalı olmak için borç bulmak zorunda bırakılıp, Rockefeller ailelerine bağlı bankalardan kredi verdirilerek, devletleri borçlar altına mı sokulmaya çalışıldı. Bir yandan hem hibrid tohum satıp, bir yandan da kredi verdirip, herkesi emir altına mı aldılar ? Ayrıca borçlarını ödeyemeyenler başka yerlere göç ederek, nüfusların dengesiz dağılımına mı yol açtılar?

8) Bill Gates bir konuşmasında şunu demiş: 

   - Dünyada kontrol altına alınamayacak insan olmasını istemiyoruz

   Bu sözle ne kastetmiş, cevabını sizlere bırakıyoruz artık. Bizim anladığımız insanlığa küresel bir darbemi yapacaklar da, kontrolsüz insan istemiyorlar.

9) En büyük amaçları tek merkezi bir yerden tüm dünyayı yönetmek mi? Bir bakıma robotik insanlar mı istiyorlar.

10) Sosyal medyaya konulan resimler, nerede hangi havuzda toplanıyor. Bu havuzun musluğu yabancı istihbaratlara mı açılıyor ?

11) Yakında inek, tavuk gibi etçil hayvanlara bir kusurlar bulup, etleriyle alakalı yazılar yayınlayıp, sonra millete YAPAY ETLERİMİ önerecekler? Yani hayatta her şey yapay mı olsun istiyorlar, tam olarak robotik insanlığın peşindeler mi ?

12) Dünya'daki tüm paranın % 95 i bu ailelerin elindeydi. Bu oran azaldıkça Dünya'nın her yerinde harekete mi geçtiler ?

13) Bu zengin ailelerinin üyeleri ne hikmetse 100 yaşını geçti diye reklam ediliyor. Acaba bunlar gerçekten 100 yaşına kadar yaşıyorlar mı, yoksa 80 ninde ölseler bile, yerlerine birilerini koyup, bizler ''ölümsüzüz'' mü demeye çalışıyorlar ?

14) Gizli zenginler şunu mu yapmaya başladılar üyelerine? Hiç bir iş yapmazsanız bile, ''reklamlarla öyle algı operasyonları'' yapın ki, kendiniz bile inanasınız !

15) Son çarpıcı sorumuz: 

   Bu yazıda anlattığımız durumlar eğer bir oyun ve planın yapboz parçaları ise, yapbozu bir araya getirince, karşımıza şöyle ilginç bir durum çıkıyor. Birileri Nuf Tufanı'nı okuyup, kendilerine bunu örnek alıp ''yapay'' planlar mı yaptı. Eğer böyle bir planları varsa, hemen vazgeçsinler! Çünkü bu planı yapmayı düşünenler Nuh Tufanı'nın sadece sonucuna odaklanmışlar demektir. Halbuki Allah C.C.'nün gücü ve kudretinin ne kadar büyük olduğunu demek ki tam anlayamamışlar. Şunu da unutmasınlar, Allah bir işin olmasına karar verirse, ona yalnızca ''OL!'' der, o da hemen oluverir. 

   Sonuna geldiğimiz bu yazıdaki resmi veriler hariç, konuların çoğu tamamen uluslararası gelişmeler takip edilerek kendimiz tarafından yorumlanmıştır. Türkiye ve Yurtdışındaki tüm vatandaşlarımız okursa, gelecek nesil gençler için çok iyi olur. Bu sizlerin elindedir, eğer tanıdığınız herkese gönderirseniz.

   Sizlerle bir sonraki yazımızda görüşmek dileğiyle, Saygılar Sunarız.



Kaynaklar; wwwaacomtr, wwwdergidiyanetgovtr, wwwmuhendisliksduedutr, wwwtedcom, twitter mustafa güldağı, twitter mehmet ali önel, twitter murat akan, youtube, google

19 Aralık 2020 Cumartesi

Araba Çarpışma Testleri Sizi Korur mu ?

   Yazımızın başlığı biraz dikkat çekici gelmiş olabilir. Buda nedir şimdi diyebilirsiniz. Önce biraz teknik konuları basitçe yazalım. Sonra ise bizim soracağımız sorulara bakalım. Yani asıl dikkat etmemiz gereken konular, yazımızın sonunda olacaktır.

   Araba alırken çoğumuzun aklına hemen hemen şu soru gelmektedir. Bu araba ne kadar güvenlidir ? Bunun güvenilirlik ölçü değerleri nedir ?

   Avrupa pazarında arabaların güvenlik performanslarını Euro-NCAP yapmaktadır. Euro-NCAP arabalara 0'dan 5'e kadar yıldız vermektedir. Bu yıldızlardan birini alan arabalar, müşterilerin satışına sunulmaktadır.

   Şimdi bu yıldızların ne anlama geldiğini yazalım, ondan sonra ise asıl sizlere dikkat çekeceğimiz durumları yazacağız

0 YILDIZ : Yasal olarak satılması için tip onay standartlarını karşılar ama kritik modern güvenlik teknolojisi özelliklerini içermezler

1 YILDIZ : Marjinal çarpışma koruması ve çok az çarpışmadan kaçınma teknoloji özellikleri

2 YILDIZ : Nominal çarpışma koruması ancak çarpışmadan kaçınma teknolojileri yoktur

3 YILDIZ : Yolcu koruma konusunda ortalama ile iyi arasında ancak, en güncel çarpışmadan kaçınma teknolojisi her zaman yoktur

4 YILDIZ : Çarpışma korumasına yönelik iyi genel performans. İlave çarpışmadan kaçınma teknolojileri mevcut olabilir

5 YILDIZ : Çarpışma korumasına yönelik mükemmel genel performans. Sağlam çarpışmadan kaçınma ekipmanları ile donatılmıştır

   Buraya kadar teknik detayları yazdık. Bizim asıl değinmek istediğimiz konu bu yıldızların hangi testlere göre verildiğidir. Çünkü çoğu kimse % 90 şöyle zannediyor. Arabam Euro-NCAP'ten 5 yıldız almış bir araba, o yüzden çok sağlam, yollarda istediğim hızları yaparım, bir kaza olursa da arabama ve içindekilere birşey olmaz. 

   Bizler bu yüzden dikkat diyoruz. Çünkü gerçekler hiçte sizin düşündüğünüz gibi değildir. Neden mi?

   Arabalarda 3 tür çarpışma testi yapılıyor.

- Direkt çarpışma testinde sabit bir direğe  29 km/h hızla

- Yan çarpışma testinde bir bariyer, aracın sürücü tarafına 50 km/h hızla

- Ön çarpışma testinde ise sabit bir yere 64 km/h hızla yapılmaktadır, burun genişliğinin % 40 ı ile

   Şimdi bu testlerdeki hızları görünce, düşünceleriniz bir anda karıştı değil mi? Bazıları otobanlarda arabam nasıl olsa sağlam diye 120 km/h hızı geçip 180 lere kadar çıkabiliyor. Halbuki durum hiç öyle değil, bazıları arabaları 120 km/h hızlarda çarpıstırıyorlar da zannediyor, malesef değil. Biz testlerde kullanılan hızları yazdık. Direkt çarpışmada sabit direk ve 29 km/h hız kullanılıyor. Bu yazıyı okuduktan sonra, arabada gaz pedalına basarken bundan sonra 2 kat düşünürsünüz artık.

   Testlerde maksimum 29 ile 64 km/h arası test yapılan arabaların görüntülerinden bazıları şöyledir. 

Euro-NCAP


Euro-NCAP Çarpışma



Euro-NCAP
Euro-NCAP Çarpışma


Euro-NCAP
Euro-NCAP Çarpışma


Euro-NCAP Çarpışma
Euro-NCAP Çarpışma

   Şimdi bir çarpışma videosuna bakalım, neler oluyor ?



   Şimdi düşünelim 29 km/h direkt çarpışma, 50 km/h yan çarpışma veya  64 km/h hızla önden çarpışma yapan arabalara bunlar oluyorsa, Allah C.C. göstermesin 180 km/h ile birisi gidip, bir anda başka bir araba ile kaza yaparsa neler olur ? Kendinizi düşünmüyorsanız, arabadakileri düşünün, ailenizi düşünün, anne ve babanızın ne kadar üzüleceğini düşünün, karşı arabadakileri düşünün. Karşı arabaya ve içindeki kişilere vereceğiniz büyük zararlardan dolayı manevi olarak kendinizi bir vicdan azabı saracaktır. Bu vicdanla nasıl bir ömür yaşayabilirsiniz? Bu yüzden bu yazıyı okuduktan sonra lütfen fazla hız yapmayın! Arabanızın markası ne olursa olsun, fazla güvenmeyin. Testin yapıldığı değerler burada ve bir trafik kazasının fotoğrafıda aşağıdaki gibidir. 

Trafik Kazası
Trafik Kazası Pert


   Bundan sonrası sizin vereceğiniz karardır. İster normal hızlarla gidin, isterseniz en yüksek hızlarla. Bizler üzerimize düşeni yapıp araştırdık ve sizler için yorumladık.

   Bu yazıyı ''tanıdığınız herkese gönderirseniz'' onlardan biri belki kazadan kurtulabilir.

   Kazasız, güvenli sürüşlerde buluşmak dileğiyle hepinize Saygılar



Kaynaklar; wwweuroncapcom/tr, wwwaacomtr, 



11 Aralık 2020 Cuma

Dünya'da Neler Oluyor

   Herkese merhaba, yeni bir köşe yazımızla sizlerleyiz. Epey bir zamandır gündemi yorumlamadık çünkü, izleyip olaylar arasında nasıl bağlantılar olabileceğini gözlemledik. Bunu hem ulusal, hemde uluslararası gelişmelere bağlı olarak yaptık.

   Son 6 ayda Türkiye'de ve Dünya'da neler oldu diye bir soru sorarsak, cevapları onlarca sayfa tutar. Ama bizler bunların en önemlilerini öz başlıklar altında, derinlemesine analiz yaparak yazacağız. Ayrıca bazı çözüm önerilerimiz de olacaktır, gelişmeler doğrultusunda. Konu başlıklarımız sırasıyla şöyledir, iyi okumalar.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif Açılışı 

   Yıl 1935, hava ise mahzunlu idi. Çünkü Ayasofya müzeye çevrilmişti. Aradan yıllar geçti ve müze olarak kullanıldı. Burası Peygamber Efendimiz'in bir hadisin de geçen çok önemli bir yerdi. Hadis-i Şerif'te ''İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur'' diyordu. Osmanlı fetih geleneğin de şu vardır. Fethedilen yerlerde bulunan en büyük kilise camiye çevrilip, fethin nişanesi olarak ta caminin minberine iki sancak asılırdı. Sonra minberin sağ giriş tarafına bir kılıç konur, imam elinde kılıçla birlikte hutbesini okur ve minberden inerdi.

   İşte Ayasofya müslümanlar için bu denli önemli idi. Önemli olmasına rağmen kapalıydı. Açılmaması için yıllarca nedenler ortaya sürülmüştü. En son açarsanız, turizm gelirleriniz düşer diyenler bile oldu, ziyaretçilerden alınan bilet paralarını kastederek. 

   Ama bunu diyenler şunu unutmuşlar dı, eğer siz Allah'ın yolunda gidiyorsanız, bir yerden kaybedebilirsiniz ama Allah C.C. dilerse size başka yerden bunun 1.000 katını verebilir, yeter ki Allah C.C. ol desin, herşey olur. Nitekim bir alt başlıktaki doğalgaz konusu, bununla alakalı olabilir, bunu sadece Allah C.C. bilir. Bugüne kadar ulaşamadığımız doğalgaza Ayasofya'nın Cami'ye dönmesiyle, Allah C.C. bize sunmuş olabilir.

   Tam 85 yıldır kapalı kalan Ayasofya nitekim 10 Temmuz 2020 T.C. Cumhurbaşkanlığı 2729 Karar Sayısı ile aslına döndürüldü, yani Ayasofya artık Camii oldu. Bu tüm İslam Aleminin beklediği bir haber di. Bunu dünyada duyan tüm Müslümanlar çok sevindi, şükür secdeleri yapıldı. Artık Ayasofya'nın zincirleri kırıldı, sırada Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın zincirlerinin kırılması olacaktır. Önemli olan niyetlerdir. Bize düşen salih niyetlerle dua etmek, çalışmaktır, sabretmektir.

Ayasofya-i Kebir
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif

   Ayasofya'nın camiye çevrilmesini istemeyenlerde baya olmuştur, dış kaynaklı. Bunlar hiç sorun değil, çünkü önemli olan Allah C.C'nün rızasını kazanmaktır, maddi durumları düşünmemek gerekir. Sonunda biz bu Dünya'da bir faniyiz, gelip yaşar ve gideriz. Önemli olan bu imtihan dünyasında sınavlardan ne kadar puanlar alacağımızdır. Sınav notlarınız İnşaAllah yüksek olur.

Ayasofya
Ayasofya

Ayasofya
Ayasofya Camii

Türkiye'nin bulduğu ve bulmaya yakın olduğu denizlerdeki doğalgaz ve petroller

   Bildiğiniz üzere şu ana kadar Karadeniz'de 2 ayrı yerde 320+85 = 405 milyar metreküp doğalgaz rezervi keşfedildi ve bunu çıkartmak için çalışmalara start verildi. Şimdi hemen hemen herkesin aklına şu geldi, bugüne kadar niçin tespit edileme di ve çıkarmak için çalışmalara başlanılma dı ? Bu konu çok teknik detayları olan bir durum. Biz sadece şu an herkesin aklında kolay kalsın diye bir öz bilgi vereceğiz. 

   Petrol aramak, bulmak ve bulduğunda ise çıkartmak çok teknolojik yatırım gerektiren bir durum du. Eskiden bizde bu yatırımlar yoktu. Şükür son 5 senedir bunun üzerine çok yoğun çalışıldı ve yapıldı. Eskiden 3.000 metrelerde doğalgaz arar ama bulamazdık. Çünkü doğalgaz yaklaşık 5.000 metrelerde idi.Yani eskiden inilemeyen 3.000 metrelerden sonrasına yapılan teknoloji yatırımları ile inildi, bulundu ve nasipse de 3 yıl sonra çıkarılmaya başlanılacak. Dışarıdan çok kolay gibi gelebilir ama çok zor bir iştir. Şöyle kendinizi hayal edin. 3-5 metrelik bir göle girdiğinizde alta kolay inebiliyor musunuz ? Aynı bunun gibi 5.000 metrelere inildiğini düşünün.

   Bulunan bu doğalgazın değeri ise yaklaşık 80 milyar dolardır. Rakam olarak baya büyüktür. Karadeniz'de başka aramalara devam edilmektedir. Nasipse daha çok bulunulacaktır.

   Şimdi gelelim herkesin gözünün üzerinde olduğu Akdeniz'e. Burası öyle bir hazine ki trilyonlarca metreküp doğalgaz, milyarlarca metreküp petrol vardır. En son sayın C. Başkanımız'ın açıkladığı rakamlara göre 3,5 ile 10 trilyon metreküp arası doğalgaz, 1,5 ile 3,5 milyar varil arası ise petrol. Biz doğalgazın ortalamasını alırsak yaklaşık 7 trilyon metreküp var olup, bunun da piyasa değeri yaklaşık 1,4 trilyon $.  Evet yanlış okumadınız, devasa bir rakam.

   Şimdi bu rakamları görünce, Akdeniz'de niçin ülkemize karşı başka ülkelerin hamle yaptıklarını çok iyi anlamışsınızdır.Ayrıca ne kadar dikkatinizi çekti, bilmiyoruz. Buraya komşuluğu olmayan ülkeler, burada söz sahibi olmak için çalışıyor. Niçin acaba ? Her şey para için. Burada doğalgaz ve petrol olmasaydı, onları bu denizler de görebilir miydik ?

   Bu kadar önemi olan denizlerimizle ilgili bizim bir önerimiz var. En kısa sürede ''Deniz Bakanlığı'' kurulsa çok iyi olur, sayın büyüklerimizden beklentimiz budur.

Doğalgaz
Doğalgaz Petrol


 Korona Virüs ve Aşı Çalışmaları

   Neredeyse Dünya'da 1 yıl oldu virüsün ortaya çıkması.O günden bugüne kadar milyonlarca kişi etkilendi. Devletimiz gerek hastane sayısı, gerek yatak sayısı,  gerekse de yoğun bakımlar konusunda her türlü desteğini Milletimize sunmuştur, sunmaya da devam edecektir, virüs bitene kadar. Devletimizin bugüne kadar korona virüs için harcadığı para yaklaşık 5 milyar TL dir. Virüs konusunda yazılacak o kadar derin analizler var ki, hangisini yazsak diye kararsız kaldığımız anlarda oldu. Bazılarını sırayla yazalım.

- Uluslararası gelişmelere bakarak bu virüs doğal bir virüs mü, yoksa yapay virüs mü ?

- Çin'de ortaya çıkmıştı, nüfusu yaklaşık 1,4 milyar. Şu an neredeyse her yerde var ama Çin'de parmakla sayılacak kadar azdır. Bu nasıl oluyor ?

- Eğer virüs yapay ise, hangi yollarla millete bulaştırılıyor ? Yoksa işin içinde yabancı istihbaratlar mı var ?

- Virüs de tüm dünya medyası niçin çok ballandıra ballandıra anlatıyor. Bir bakıma o kadar çok anlatıyorlar ki millete faydası olacağına, insanlara korku pompalıyorlar. Buda insanlarda ters tepki yapıyor. Çünkü psikolojinin iyi olması, insana doğal bir ilaçtır. Bu şekilde millete korku verilmesi, negatif etki yapar.

- Bilim Kurulu üyeleri niçin çok televizyonlara çıkıyor. Aynı gün bakıyorsunuz, bir bilim kurulu üyesi bir şey diyor bir tv kanalında, başka bir üye ise başka kanalda tam tersi konudan bahsedebiliyor. Buda millette güvensizliğe sebep oluyor. Bunun yerine 2 tane sözcü olsa, bilim kurulunun daha iyi olmaz mı, sadece bunlar televizyonlara çıksa. Aynı Bakanlar Kurulu sözcüsü gibi

- İnsanlara o kadar korku pompalandı ki, grip bile olan hastanelere koşmaya başladı. Bunun yerine önce Aile Hekimlikleri'ne gidip görünsek, daha iyi olmaz mı? Belki de basit bir grip olmuşuzdur, doktorun vereceği ilaçları alıp, 10 gün evde ayrı bir odada dinlensek daha iyi olabilir. Eğer bu işe yaramazsa sonra hastaneye gideriz. Çünkü bir anda herkesin hastanelere gitmesi, hastanede ki yoğunlukları artırıp, vaka sayısını patlatabilir. 

- Aşı konusunda Dünyada'ki yaklaşık 13 ülke çalışmalar yapmakta, bazıları bunun satışına başlayacak yakında. Bu aşılar konusunda da bazı spekülatif haberler her gün internette dolanıyor. Tüm dünya insanları aşı vurulma konusunda % 100 kararlı değildir. O yüzden sakince olanı biteni gözlemlemek vardır. Ülke olarak aşı çalışmalarımız önemli yerlere gelmiştir. Nasipse Nisan ayında Milletimizin kullanımına sunulacaktır. Yani çiçeklerin açmaya başladığı, yaprakların yeşermeye başladığı bahar ayları insanların moralini yükseltip, korona virüsünün de sona geldiğini görebiliriz umarım.

Korona Virüs
Korona Virüs Aşı


  Amerika Seçimleri ve Yanıltmalar

   Evet tüm Dünya'nın beklediği seçimler nihayet bitti. Seçimde 2 aday vardı. Bir tarafta Cumhuriyetçiler'in adayı Trump, bir tarafta ise Demokratlar'ın adayı Biden. Görünür de bu 2 aday vardı ama arka planda Ulusalcılar ile Küreselcilerin seçimi gibiydi. Şimdilik Biden kazandı görünüyor ama itirazlar hala devam ediyor. Bu itirazlar ise 14 aralık 2020 seçiciler kurulu oylaması ve 6 ocak 2021'de Kongre kararı tescilleyecek. Yani son karara daha var. Bu konular Amerikalılar'ı ilgilendiren durumlar. Dünya'yı ilgilendiren durumlar ise çok farklıdır. Her ülke kim başa gelirse, nasıl çalışacağının planlarını yapmaya başladı. 

   Bizim burada asıl değinmek istediğimiz konu anket şirketleri olacak. Seçimden önce iki aday arasında nerdeyse % 9 lara varan farklar var diye tahmin sonuçları yayınlanıyor du. Seçim gecesi bunun tamamen bir algı operasyonu olduğu anlaşıldı. O zaman şu soruyu sormak lazım, bunu kimler niçin yaptı ? Bundan ne avantaj sağladılar. Küreselciler mi, Ulusalcılar mı, kim ne kazandı? Benzer algı operasyonlarını Türkiye'dede görüyoruz. O zaman bizlere düşen nedir ?

   Ayrıca başka bir durum ise seçimlerde baya hile yapıldı denmesi ve Trump'ın bunu itirazlara ve mahkemelere taşıyacağım demesi. Medeniyetin beşiği denilen Amerika'da bu algı operasyonları, seçim hileleri oluyorsa, o zaman medeniyet lafı, diğer ülkelere göz boyamak için yapılmış bir durum mu ?

   Demek ki herşey göründüğü gibi değilmiş. Reklam ve algı operasyonları ile içeride başka, dışarıda başka bir Amerika görüyoruz. Bunu da herkes farketmiştir umarım. Ayrıca Amerika ne hikmetse bugüne kadar başka ülkelerde askeri üslerini hep petrolün, altının, değerli madenlerin olduğu yerlere kurdu ? Niçin acaba, niçin parasal hiç bir şeyleri olmayan ülkelere gidip, yardım amaçlı bir askeri birlik kurmadı. Bunu derinden düşünmek lazım. 

   Zamanında Osmanlı 600 yıl Dünya'ya hükmetmişti. Ama arada büyük fark var. Biri hep mazlumları korudu, diğeri ise hep zenginlerin yanında yer aldı. Biri maneviyata önem verdi, diğeri maddiyata. Karar gençlerin. Gelecek sizin gençler, kendinizi ne kadar geliştirirseniz, gelecek sizlerindir. Önce mazlumun ve haklının yanında olun, sonra Dünya büyüklerini iyi analiz ederek, akıl oyunları ile onlarla mücadele edin. Sizler çalışın, çalıştıkça makamlar da size gelir. Makam konusun da hiç bir zaman isteyen olmayın, istenilen olun. 

Amerika Seçim
Amerika Seçim

  Denizlerdeki nakliye gemilerimize yapılmaya çalışılan baskınlar

   Haberlerde görmüşsünüzdür, Yunanistan'dan bir komutan bizim nakliye gemimize operasyon yapmaya kalktı, sonra benzerini Libya'da yapılması. Eğer bu baskın yapılma haberlerini basit bir olay gibi düşünürsek, çok yanılırız. Bunlar bir üst akıl tarafından planlanan ve hislerimize göre başka yerlerde de yapılabilecek durumlardır. Bu üst akıl ne yapmaya çalışıyor diyebilirsiniz ? En basitinden yazmaya çalışırsak, bizlere şu mesajı vermek istiyorlar. Akdeniz'de çok doğalgaz ve petrol var, size bunları biz yedirmek istemiyoruz, siz kıyıda az bir yerle yetinin, fazla derinlere dalmayın. Bundan sonrasını siz 3 boyutlu düşünürseniz, başka anlamlarını da kendiniz bulabilirsiniz çok rahatlıkla.

Gemi
Gemi Nakliye


  Forbes 2.000'de yayınlanan zenginler listesi

   Belkide çoğumuzun yeni duyacağı, bazılarımızın ise bildiği bir liste vardır. Forbes 2.000 diye. Burada Dünya'daki en zengin 2.000 firmasının isimleri yazmaktadır. Bu listede Türkiye'den firmalarda var. Bu listede bizim asıl dikkatimizi çeken şu oldu. İlk sıradaki firmanın pazar değerinin, Ülkemizin yıllık ihracat rakamından fazladır. Peki bu ne anlama geliyor diyebilirsiniz ? Demek ki bizlerin yapacağı çok çalışmalar var. 20 yıl önce 36 milyar dolar olan ihracat rakamlarımız şu an yaklaşık 180 milyar $ civarı. Bu yeter mi, yetmez tabi ki. Bunu 280, 380, 480 derken trilyon dolarlara çıkarmamız lazım 7-8 yıl içinde. Bunun için hepimize görev düşüyor. Var mısınız birlikte bunu başarmaya, özellikle gençlere soruyorum ?

Forbes
Forbes

  Kanal İstanbul ve Hakimiyetlerini Kaybedecek Olanlar

   2011 yılında Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, çılgın projesini açıklamıştı ''Kanal İstanbul''. Başlarda çoğu kimse bunun ne olduğunu, niçin yapılmak istendiğini, ne getirilerinin olacağını bilmiyor du veya bilmek istemedi. Önce bazı kısa bilgiler yazalım, sonra derin analizi yapacağız. 

   1936 yılında yılda 3.000 adet geminin geçmeye başladığı boğazlardan bugün yaklaşık 43.000 adet gemi geçmektedir. Yani boğazın büyüklüğü aynı kaldı ama gemi trafiği yaklaşık 14 kat arttı. Dolayısı ile gemi kazaları olmaya başladı son 20 yılda özellikle. Buradaki gemilerin biri yanıp, patlasa güzel İstanbul'umuza neler olun, bir düşünün ? Ayrıca o an çevrede olan binlerce insanımızın başına neler gelir ?

   1930 yıllarında gemilerin boyu 50 metrelerde idi, şimdi ise 350 metrelik gemiler var. Boğaz büyümediğine göre bu kadar büyük gemiler nasıl rahatlıkla geçsinler ? 2018 verilerine göre boğazlardan geçen gemilerin taşıdığı yükte 849 milyon gross tondur. Rakamı bir düşünün, ne kadar büyük.

   Biliyor musunuz biz bu gemilerin geçişinden nerdeyse bir para almıyoruz, çok cüzi paralar. Sebebi ise 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi. Eğer Kanal İstanbul yapılırsa yılda 1-2 milyar dolar arası para devletin kasasına girecek. Rakam baya büyük, daha fazlası da olabilir. Şimdi diyecek olabilirsiniz, bedavaya yakın fiyata geçen gemiler, niçin para verip geçsinler. Sebepleri:

- Ticarette zaman demek, para demektir. Normalde 1 gemi boğazda 14,5 saat en az beklemektedir. Bu süre bazen hava koşulları ve yoğunluğa göre 3 ile 7 gün arasında değişmektedir. Şimdi sizin geminiz olsa ve 1 hafta bekleyeceksiniz denilse bekler misiniz, yoksa hemen parayı verip Kanal İstanbul'dan mı geçersiniz. İş insanları için zaman çok değerli olduğu için, kimse beklemez, hemen geçer.

- İstanbul'un boğazlarında yaklaşık 600 yalı vardır, bunların 366 tanesi tarihi eser niteliğindedir. Bu yalılarda oturan insanlar Türkiye'nin en zenginleridir nerdeyse. Burada oturmak demek, bazılarına göre bir ayrıcalık demektir. Kanal İstanbul yapılınca çevresine yerleşim yerleri de yapılacaktır. Dolayısıyla boğazı gören ev sayısı çoğalıp, yalıların ayrıcalığı bitecek gibidir. Aklımıza şu soru geldi, Kanal İstanbul'u istemeyenler, acaba bu ayrıcalıklarının bitmesini istemeyenler mi ?

- Kültürel doku daha da sağlam şekilde korunacaktır. Bu yüzden hem ülkemize kazandıracağı paralar, hemde İstanbul'daki deniz kazalarını azaltacak bu projeyi iyi inceleyelim ve geleceğe daha büyük fikirler düşünelim.



  Azerbaycan'ın Karabağ'ı Alması ve İha-Siha'ların Güçleri

   1991 yılında Ermeniler başlattıkları saldırılarla Azerbaycan'ın % 20 toprağını işgal etmişti. Yaklaşık 1 milyon Azerbaycan'lı topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Yıllardır işgal bitmedi. 27 Eylül günü Ermenistan ordusu sınırda Azerbaycan'a saldırı düzenledi. Bunun üzerine Azerbaycan Karabağ'ı kurtarmak için karşı harekat başlattı. Ermenistan burada Dünya'daki müttefiklerine çok güvenmişti. Azerbaycan ise kardeş ülke Türkiye'ye güveniyordu. Türkiye kardeş ülke Azerbaycan için can feda dedi ve onlara ünü dünyaya yayılan İha ve Siha'ları verdi. Bu İha ve Siha'lar sıradan araç değildir, bunlar insansız hava aracıdır ve şu an yerlilik oranı % 93 tür. Bu rakam çok büyüktür ve dünyada bu yerlilik oranın da başka ihalar yoktur. O yüzden nasıl bir teknolojiye sahip olduğumuzun farkında olalım. 

   Zamanında heronlar vardı İsrail'den alınan. Bir keresinde bozulmuştu, tamir için İsrail'e gitti idi, ve aylarca geri gelmemişti. Şimdi tamamen yerli ve milli olan İha ve Siha'lar ile adeta destan yazıyoruz Dünya'da. Bunun en son örneği Azerbaycan'da oldu. Ermenistan ordusu Siha'lar karşısında ne yapacağını şaşırdı ve sonunda 10 Kasım 2020'de yenilgiyi kabul edip, anlaşma istedi. Bunda İha ve Siha'ların rolü gerçekten çok büyük ve tüm Dünya şu an bizim İha ve Siha'ları inceliyor. Bazı ülkeler sipariş vermek için sıraya girdi desek, yalan olmaz. Çünkü yaptıkları ortadadır. Ayrıca İha ve Siha'lar Türkiye'deki terör operasyonlarında da destan yazmaktadır. 20 yıl öncesinde heronlar görüntüyü çeker nerdeyse 1 gün sonra bizlere gönderir idi, yani canlı görüntü vermezlerdi. Dolayısı ile başarıda fazla olmuyor du. Ama şimdi İha ve Siha'lar canlı görüntü verip, anında operasyon yaparak, teröristlere göz açtırmıyor.

   Bu hızla giderse 5 yıl içinde Dünya'nın en iyi 3 markasından biri olabilir bizim İha ve Siha'lar. Bunlar tamamen sizlerin desteği ile oldu bugüne kadar. Desteğiniz ve dualarınız sürdüğü sürece daha da büyüyecektir Allah'ın izniyle. Zamanında Kâbe'yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen Valisi Ebrehe'nin ordusuna ebabil kuşları gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları bırakarak onları bozguna uğratmıştı. Aynen ebabil kuşları gibi şu an İha ve Siha'lar var, düşmana göz açtırmıyor, destan üzerine destanlar yazıyor. Bu İha ve Siha'ların en önemli özelliği yazılımlarının yerli ve milli olmasıdır. Türkiye'nin genç beyinleri görevlerini en iyisiyle yapmaktadır. 

   Bunun gibi savunmamızda yapılan silahlar, ülkemizin ve kardeş ülkelerin güvenliği için çok önemlidir. Birlikten kuvvet doğar, daha büyük kuvvetler için hep beraber çalışmaya var mısınız gençler ?

Ayrıca bizlerin desteği bu tür gelişmelere her zaman devam etmelidir. Çünkü destek vermezsek zamanında Nuri Killigil'in (Enver Paşa'nın kardeşi) başına gelenler, şu an İha-Siha ve benzer ürünleri üreten tüm fabrikaların başına gelebilir. Bu yüzden geçmiş tarihimizi de iyi okuyalım. Nuri Paşa'ya ne olduğunu kısaca yazalım, sizler daha iyi anlarsınız. Sütlüce'deki mühimmat ve silah fabrikasının sabotajla infilak edilmesiyle şehit olmuş, yanındaki 20-30 çalışanıyla. Sonra naaşı bile bulunamadan sembolik bir definle toprağa verilmiştir. O yüzden gençler 1939 ile 1947 arası tarihi çok iyi okuyun.

Azerbaycan
Azerbaycan İha Siha


  Bankalarda bulunan firma ve millete ait yaklaşık 200 milyar dolar para

   Televizyonlarda duyarız, dolar yükseliyor, işsizlik şöyle, ithalat artıyor, cari açık böyle diye haberler. Hepimiz işsizliğin azalmasını, doların fazla yükselmesini istemiyoruz. O zaman buradan basit bir önerimiz olacak değerli iş insanlarına ve milletimize. Bankalar da şu an iş insanlarının ve milletin yaklaşık 200 milyar $ parası var. Eğer bu 200 milyar dolar paranın en azından yarısı olan 100 milyar dolarını ülkemize yatırım yaparsanız ne kaybedersiniz ? Biz kazanacaklarınızı yazalım, son karar sizin olsun.

- İşsizlik hızlı azalır

- İhracat artar

- İthalat azalır

- Cari açık azalır

- Dolardaki aşırı dalgalanmalar ortadan kaybolur

- Bence en önemlisi milletin hayr duasını alırsınız. Birilerine ekmek kapısı açmak, onların yapacağı duaları artırır. Öyle insanlar görüyoruz ki çok zengin ama mutsuz veya hasta. O yüzden hayr duası almak, her zaman iyidir diye düşünüyoruz.

dolar
Dolar


  Dünya'da Nakliye Taşıma Fiyatlarındaki Garip Yükselme

   Bu konu bir çoğumuzun bilmediği, farkında olmadığı bir durumdur. Çünkü ticaretle uğraşmayanlar bilemez. Yada televizyonlarda bahsedilmediği için, çoğumuz farkında bile değiliz. 

   Son 6 ayda uluslararası nakliye taşımacılığında % 90 lara varan fiyat artışları oldu. Bu garip durum, ilk defa oluyor desek, yalan olmaz. O zaman akla şu sorular geliyor. Nakliye fiyatlarının artması için 2 sebep olmalı.

1) Yük taşıyan gemilerin sayısı yarıya inmeli, böyle bir durum yok bildiğimiz. 

2) Toplam 2 kata yakın aşırı bir sipariş olmalı dünyada. Pandemi zamanın da işler azaldı deniliyor ama siparişlere konteynırlar yetişmiyor. O zaman Dünya'da kimler ne ürün alıyor da bu kadar fiyatlar yükseliyor. Yoksa birileri stok yaparak dünyada, karaborsaya mı oynuyor ? Çok garip bir durum. Ayrıca bu kadar ürün için, çok para lazım. Bu paraları kimler veriyor. Bu kadar paraları yoksa küreselciler mi veriyor. Çünkü normalde günde yüz binlerce konteynır taşınıyor, şu an taşınan rakamın 2 katı siparişler varsa, buralara ödenen trilyonlarca dolar rakamı sizler bir düşünün.

Gemi
Gemi Nakliye


  Dünya'da Korona Virüsten Sonra Kıtlık Senaryoları

   Evet şimdilerde bu konuşulmaya başlandı. Eğer korona virüs yapay ise, bundan sonraki hamle ise dünyada kıtlık çıkmasını sağlayıp, milleti açlığa kadar götürmek istemeleri. Bunu konteynır taşıma fiyatlarının çok artması destekliyor olabilir, eğer birileri dünyada aşırı stok yapıyor ise. Bu yüzden çok dikkatli olmalıyız. Topraklarımıza iyi sahip çıkmalıyız. Yoksa varlık içinde, aç kalabiliriz. Örneğin bankanızda milyonlarca paranız var ama yiyecek gıda, içecek temiz su bulamıyorsunuz. O zaman ne anlamı kaldı bankadaki paranın? O para sadece bankanın işine yarar, kullanarak. Siz ise sıkıntılar çekebilirsiniz. İleride buna ilaveten su krizleri de çıkabilir. Çünkü dünyada tasarruf etmezsek, gün gelecek içecek temiz suya da muhtaç kalabiliriz. Unutmayalım su ve gıda olmadan, yaşamak zor. Enerjimizi gıdalardan, su ihtiyacımızı ise doğal kaynaklardan sağlıyoruz. Eğer birileri kıtlık üzerine planlar yaptıysa, bizde karşı hamleler yapıp, toprak ve suyumuza sahip çıkmalıyız. 

Kıtlık
Kıtlık

  Türkiye ve Kardeş Ülkelerin Mutluluğunu İstemeyenler

   Dikkatinizi ne kadar çekti bilmiyoruz ama çok önemli gördüğümüz bir detay analizini yazacağız. Gerek Türkiye'de, gerek Azerbaycan'da, gerek Kıbrıs'ta, gerek Pakistan'da gerek Katar'da gerekse de diğer dost ve kardeş ülkelerde bizlere mutluluk verici durumlar olduğu zamanın gecesinde % 90 hain saldırı girişimleri olmaktadır. Bu hain girişimler ya terör, ya canlı bomba, ya sınır hatlarımız da, yada dost ve kardeş ülkelerde bombalı suikastler gibi. Örneğin dün Azerbaycan'ın Zafer Günü Kutlama'sı vardı, akşam üstü ise bizim jandarma askerlere Barış Pınarı Harekat bölgesinde bombalı araçla saldırı oldu. Kısaca bizim mutluluğumuzu çekemeyen üst akıllar, bizlere ve dost kardeş ülkelere o gece senaryolar yazıyor, birileri ise bu senaryoları oynuyor. Ama unuttukları bir şey var, La Galibe İllallah.



  Kızıl Elma Ülküsü, HEDEF KIZIL ELMA 

   İletişim Başkanlığı ''Kızıl Elma'' Marşı besteleyip şunları bildirmiştir. Bizim için Kızıl Elma, büyük ve güçlü Türkiye'dir. Malazgirt'ten 15 Temmuz'a destanlar yazan milletimizin kutlu yürüyüşüdür. Kızıl Elma, gölgesinde nice mazlumun serinlediği ulu bir çınardır. Cebeli Tarık'tan Hicaz'a, Balkanlardan Asya'ya tüm insanlığın hasretle beklediğidir.

Kızılelma
Kızılelma

Kızıl Elma Marşı'nın Sözleri:

''Canlar canının yolunda ancak / Kızıl elma hedefine ulaşılacak / Vadedilmiş olan ilahi nur Hak / Ebedi mutlak hakim olacak

Kızıl elmanın fethiyle ancak / Yeryüzü sükun huzur bulacak / Geliyoruz ey şanlı al bayrak / Vatan aşkıyla her köşe bucak

Arşa yükselsin tekbir sesleri / Allah-u Ekber arş ileri / Türk'ün askeri candır siperi / Kahraman ordumun onur izzeti

Arşa yükselsin tekbir sesleri / Allah Allah diyerek dönmeyiz geri / Vur ki inlesin zalimin sesi / Yedi cihan duysun hür sesimizi

Şanlı Türkiyem al bayrağına / Bağlıyız gönülden canım vatana / Başlar koyar yoluna tüm cihanda / Şu çılgın Türkler hilal uğruna

Haydi Türkiyem Allah aşkına / Tarihe bir daha damga vurmaya / Ey aziz millet vatan namına / Yeniden nesillere ilham olmaya

Malazgirt'te şahlanan Sultan Alparslan / Kuruluş'ta Osman Gazi oluyor bu kan / Fetihlerle müjdelenen Sultan-ı Cihan / Çanakkale meydanında çocuk kahraman 

Nesebinden geliyor yine aynı kan / Dirilişle yeniden yazıyor destan / İ'la-yi Kelimetullah bekliyor cihan / İstikamet kızıl elma vermeyiz aman

Malazgirt'te şahlanan Alparslan gibi / Zaferlerle tarih yazan ecdadım gibi / Çağ kapatıp çağ açan ceddimiz gibi / Hedefimiz kızıl elma marş ileri.''

   Burada anlattığımız olaylar uluslararası gelişmeler takip edilerek Türkiye'ye olan yansımaları anlatılmıştır. Yani hiç bir konu bağımsız değildir, birbirleri ile alakaları vardır. Birileri bir plan yapıyorsa, onun alt kolları vardır. O yüzden uyumamalıyız, gözlerimiz ve beynimiz her zaman açık olmalıdır. Bir Atasözümüz ne der, ''Su Uyur, Düşman Uyumaz''

   Analizimiz biraz uzun oldu ama sürükleyici olduğu için, zamanın nasıl geçtiğini anlamamışsınızdır. Bu özel analizimizi siz değerli tüm Vatandaşlarımız için özel olarak hazırladık. Okuduğunuz için Teşekkür eder, tüm tanıdıklarınıza yazımızı paylaşmanızı dileriz. 

Yazımızı İletişim Başkanlığı'nın hazırladığı ''Kızıl Elma'' marşının klibi ile bitiriyoruz.


 
   

   Başka yazılarda görüşmek üzere, hepinize Saygılar

 


Kaynaklar; wwwaacomtr, wwwiletisimgovtr, wwwkanalistanbulgovtr, wwwtrt1comtr, wwwforbescom, ruhiersoyvideo izlenimi

5 Aralık 2020 Cumartesi

Korona Virüs kadar Sigarayı da Konuşabilsek

   Son günlerde tüm dünya kendi sağlığını daha çok düşünmeye başladı, korona virüsten dolayı. Korona Virüsün şu an görülen en belirgin özelliği yayılma hızının fazla olması, ölüm oranının az olması dır (diğer korona virüs çeşitlerine göre). Televizyonlar da, gazeteler de ve internet te bu virüsle alakalı o kadar haber yapılıyor ki, herkes çok iyi şekilde aydınlanıyor. Bu konuda başta sağlık yetkilileri olmak üzere herkese teşekkür etmek gerekir, insanları bilgilendirdiği ve gerekli tedbirlerin neler olacağını anlattıkları için.

   Özellikle genç neslin başta özenti ile başladığı, sonra vücudunu zehirlediği sigara, bu korona virüsten daha mı az tehlikeli diye bizim de aklımıza soru geldi. Bizde biraz düşünüp, acaba sigara verileri nelerdir diye araştırmaya başladık

Korona Virüsü
Sigara Korona Virüsü

   Verilere bakınca çok ilginç rakam ve oranlarla karşılaştık. Türkiye'nin nüfusu 83 milyon, sigara kullanan kişi sayısı yaklaşık 18 milyon (% 22 ), sigaraya bağlı hastalıklardan ölen kişi sayısı yılda yaklaşık 100.000'dir. Dünya'nın nüfusu ise 7.7 milyar, sigara kullanan kişi sayısı yaklaşık 1.3 milyar (% 17), sigaraya bağlı hastalıklardan ölen kişi sayısı ise yılda yaklaşık 5 milyondur.

   Bu rakam ve oranlar çok büyüktür. Bu yüzden sigaranın insanlara verdiği zararlar büyüktür. Şu an gündem de korona virüs var ve medyada en ince detaylarına kadar anlatılıyor. Sigaranın oranları, korona virüsün nerdeyse 10 katı. Bu yüzden korona virüste yapılan medya tanıtımın daha fazlası sigaranın zararları için yapılırsa, daha iyi olur.

   Ama yıllardır sigaranın zararları için çok büyük tanıtımlar olmuyor. Sadece belli bir oranda oluyor. Şimdi bazı soruları ''medyaya'' sormak istiyoruz.

- Sigaranın zararları için büyük tanıtımlardan, niçin  ve nelerden çekiniliyor ?
- Yılda yaklaşık 700 milyar dolar para kazanan, firmalardan mı korkuluyor ? Yoksa başka şekilde onların  medyaya verdiği reklam paralarının azalmasından mı korkuluyor ?

Ayrıca bazı soruları da ''kendimize'' soralım.

- Sigaranın zararlarından neye güvenerek korkmuyoruz ? 
- Hiç görmediğimiz bir virüsten bu kadar korkuyorsak, öldürme  oranı nerdeyse korona virüsün 10 katı olan, sigaradan niçin korkmuyoruz !?

   Şunu da unutmayalım ,sigaradan yaklaşık Türkiye'de yılda 100 bin, Dünya'da ise 5 milyon  kişi ölmektedir. Korkmak için, başımıza bir musibetin mi gelmesi gerekir. En iyisi yol yakınken, sigara ile yollarımızı ayırmanın vakti geldi deyip, bırakmak, değil mi ?

   Sigaranın korona riskini 14 kat artırıp, tedaviyi zorlaştırdığını biliyor musunuz ? Yeşilay Danışmanlık Merkezi ile konu için, irtibata geçebilirsiniz.

Sigara
Korona Sigara 

Risk
Korona Riski

Tedavi Zorlaştırır
Korona Tedavi Zorlaştırır

   Ayrıca hiç düşündünüz mü sigaranın kağıtları için yılda ne kadar ağaç kullanılıyor, kesiliyor ? Bu sorunun cevabını duyunca daha çok şaşıracaksınız. Evet her yıl sigaranın kağıdında kullanmak için, milyonlarca dönüm ormanlık alanın ağaçları kullanılmaktadır. Çok şaşırdınız değil mi ? Birde sigaradan dolayı çıkan orman yangınları oluyor. Bu sayede ne kadar alan ormanımız yanıyor ? 

   Bu kadar zararı olan sigara için, bundan sonra hem sağlığımızı, hemde ormanları düşünerek sigaradan uzak duralım, birlikte kazanalım, olur mu ? Varmı sınız ?


Kaynaklar; orgm.mebgovtr/meb_iys_dosyalar/2018..., bikgovtr, aacomtr, saglikgovtr, yedamorgtr, M. Feyzullah Taşatan 

Türkiye'nin Otomobili