11 Aralık 2020 Cuma

Dünya'da Neler Oluyor

   Herkese merhaba, yeni bir köşe yazımızla sizlerleyiz. Epey bir zamandır gündemi yorumlamadık çünkü, izleyip olaylar arasında nasıl bağlantılar olabileceğini gözlemledik. Bunu hem ulusal, hemde uluslararası gelişmelere bağlı olarak yaptık.

   Son 6 ayda Türkiye'de ve Dünya'da neler oldu diye bir soru sorarsak, cevapları onlarca sayfa tutar. Ama bizler bunların en önemlilerini öz başlıklar altında, derinlemesine analiz yaparak yazacağız. Ayrıca bazı çözüm önerilerimiz de olacaktır, gelişmeler doğrultusunda. Konu başlıklarımız sırasıyla şöyledir, iyi okumalar.

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif Açılışı 

   Yıl 1935, hava ise mahzunlu idi. Çünkü Ayasofya müzeye çevrilmişti. Aradan yıllar geçti ve müze olarak kullanıldı. Burası Peygamber Efendimiz'in bir hadisin de geçen çok önemli bir yerdi. Hadis-i Şerif'te ''İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan; o ordu ne güzel ordudur'' diyordu. Osmanlı fetih geleneğin de şu vardır. Fethedilen yerlerde bulunan en büyük kilise camiye çevrilip, fethin nişanesi olarak ta caminin minberine iki sancak asılırdı. Sonra minberin sağ giriş tarafına bir kılıç konur, imam elinde kılıçla birlikte hutbesini okur ve minberden inerdi.

   İşte Ayasofya müslümanlar için bu denli önemli idi. Önemli olmasına rağmen kapalıydı. Açılmaması için yıllarca nedenler ortaya sürülmüştü. En son açarsanız, turizm gelirleriniz düşer diyenler bile oldu, ziyaretçilerden alınan bilet paralarını kastederek. 

   Ama bunu diyenler şunu unutmuşlar dı, eğer siz Allah'ın yolunda gidiyorsanız, bir yerden kaybedebilirsiniz ama Allah C.C. dilerse size başka yerden bunun 1.000 katını verebilir, yeter ki Allah C.C. ol desin, herşey olur. Nitekim bir alt başlıktaki doğalgaz konusu, bununla alakalı olabilir, bunu sadece Allah C.C. bilir. Bugüne kadar ulaşamadığımız doğalgaza Ayasofya'nın Cami'ye dönmesiyle, Allah C.C. bize sunmuş olabilir.

   Tam 85 yıldır kapalı kalan Ayasofya nitekim 10 Temmuz 2020 T.C. Cumhurbaşkanlığı 2729 Karar Sayısı ile aslına döndürüldü, yani Ayasofya artık Camii oldu. Bu tüm İslam Aleminin beklediği bir haber di. Bunu dünyada duyan tüm Müslümanlar çok sevindi, şükür secdeleri yapıldı. Artık Ayasofya'nın zincirleri kırıldı, sırada Kudüs'teki Mescid-i Aksa'nın zincirlerinin kırılması olacaktır. Önemli olan niyetlerdir. Bize düşen salih niyetlerle dua etmek, çalışmaktır, sabretmektir.

Ayasofya-i Kebir
Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerif

   Ayasofya'nın camiye çevrilmesini istemeyenlerde baya olmuştur, dış kaynaklı. Bunlar hiç sorun değil, çünkü önemli olan Allah C.C'nün rızasını kazanmaktır, maddi durumları düşünmemek gerekir. Sonunda biz bu Dünya'da bir faniyiz, gelip yaşar ve gideriz. Önemli olan bu imtihan dünyasında sınavlardan ne kadar puanlar alacağımızdır. Sınav notlarınız İnşaAllah yüksek olur.

Ayasofya
Ayasofya


Türkiye'nin bulduğu ve bulmaya yakın olduğu denizlerdeki doğalgaz ve petroller

   Bildiğiniz üzere şu ana kadar Karadeniz'de 2 ayrı yerde 320+85 = 405 milyar metreküp doğalgaz rezervi keşfedildi ve bunu çıkartmak için çalışmalara start verildi. Şimdi hemen hemen herkesin aklına şu geldi, bugüne kadar niçin tespit edileme di ve çıkarmak için çalışmalara başlanılma dı ? Bu konu çok teknik detayları olan bir durum. Biz sadece şu an herkesin aklında kolay kalsın diye bir öz bilgi vereceğiz. 

   Petrol aramak, bulmak ve bulduğunda ise çıkartmak çok teknolojik yatırım gerektiren bir durum du. Eskiden bizde bu yatırımlar yoktu. Şükür son 5 senedir bunun üzerine çok yoğun çalışıldı ve yapıldı. Eskiden 3.000 metrelerde doğalgaz arar ama bulamazdık. Çünkü doğalgaz yaklaşık 5.000 metrelerde idi.Yani eskiden inilemeyen 3.000 metrelerden sonrasına yapılan teknoloji yatırımları ile inildi, bulundu ve nasipse de 3 yıl sonra çıkarılmaya başlanılacak. Dışarıdan çok kolay gibi gelebilir ama çok zor bir iştir. Şöyle kendinizi hayal edin. 3-5 metrelik bir göle girdiğinizde alta kolay inebiliyor musunuz ? Aynı bunun gibi 5.000 metrelere inildiğini düşünün.

   Bulunan bu doğalgazın değeri ise yaklaşık 80 milyar dolardır. Rakam olarak baya büyüktür. Karadeniz'de başka aramalara devam edilmektedir. Nasipse daha çok bulunulacaktır.

   Şimdi gelelim herkesin gözünün üzerinde olduğu Akdeniz'e. Burası öyle bir hazine ki trilyonlarca metreküp doğalgaz, milyarlarca metreküp petrol vardır. En son sayın C. Başkanımız'ın açıkladığı rakamlara göre 3,5 ile 10 trilyon metreküp arası doğalgaz, 1,5 ile 3,5 milyar varil arası ise petrol. Biz doğalgazın ortalamasını alırsak yaklaşık 7 trilyon metreküp var olup, bunun da piyasa değeri yaklaşık 1,4 trilyon $.  Evet yanlış okumadınız, devasa bir rakam.

   Şimdi bu rakamları görünce, Akdeniz'de niçin ülkemize karşı başka ülkelerin hamle yaptıklarını çok iyi anlamışsınızdır.Ayrıca ne kadar dikkatinizi çekti, bilmiyoruz. Buraya komşuluğu olmayan ülkeler, burada söz sahibi olmak için çalışıyor. Niçin acaba ? Her şey para için. Burada doğalgaz ve petrol olmasaydı, onları bu denizler de görebilir miydik ?

   Bu kadar önemi olan denizlerimizle ilgili bizim bir önerimiz var. En kısa sürede ''Deniz Bakanlığı'' kurulsa çok iyi olur, sayın büyüklerimizden beklentimiz budur.

Doğalgaz
Doğalgaz Petrol


 Korona Virüs ve Aşı Çalışmaları

   Neredeyse Dünya'da 1 yıl oldu virüsün ortaya çıkması.O günden bugüne kadar milyonlarca kişi etkilendi. Devletimiz gerek hastane sayısı, gerek yatak sayısı,  gerekse de yoğun bakımlar konusunda her türlü desteğini Milletimize sunmuştur, sunmaya da devam edecektir, virüs bitene kadar. Devletimizin bugüne kadar korona virüs için harcadığı para yaklaşık 5 milyar TL dir. Virüs konusunda yazılacak o kadar derin analizler var ki, hangisini yazsak diye kararsız kaldığımız anlarda oldu. Bazılarını sırayla yazalım.

- Uluslararası gelişmelere bakarak bu virüs doğal bir virüs mü, yoksa yapay virüs mü ?

- Çin'de ortaya çıkmıştı, nüfusu yaklaşık 1,4 milyar. Şu an neredeyse her yerde var ama Çin'de parmakla sayılacak kadar azdır. Bu nasıl oluyor ?

- Eğer virüs yapay ise, hangi yollarla millete bulaştırılıyor ? Yoksa işin içinde yabancı istihbaratlar mı var ?

- Virüs de tüm dünya medyası niçin çok ballandıra ballandıra anlatıyor. Bir bakıma o kadar çok anlatıyorlar ki millete faydası olacağına, insanlara korku pompalıyorlar. Buda insanlarda ters tepki yapıyor. Çünkü psikolojinin iyi olması, insana doğal bir ilaçtır. Bu şekilde millete korku verilmesi, negatif etki yapar.

- Bilim Kurulu üyeleri niçin çok televizyonlara çıkıyor. Aynı gün bakıyorsunuz, bir bilim kurulu üyesi bir şey diyor bir tv kanalında, başka bir üye ise başka kanalda tam tersi konudan bahsedebiliyor. Buda millette güvensizliğe sebep oluyor. Bunun yerine 2 tane sözcü olsa, bilim kurulunun daha iyi olmaz mı, sadece bunlar televizyonlara çıksa. Aynı Bakanlar Kurulu sözcüsü gibi

- İnsanlara o kadar korku pompalandı ki, grip bile olan hastanelere koşmaya başladı. Bunun yerine önce Aile Hekimlikleri'ne gidip görünsek, daha iyi olmaz mı? Belki de basit bir grip olmuşuzdur, doktorun vereceği ilaçları alıp, 10 gün evde ayrı bir odada dinlensek daha iyi olabilir. Eğer bu işe yaramazsa sonra hastaneye gideriz. Çünkü bir anda herkesin hastanelere gitmesi, hastanede ki yoğunlukları artırıp, vaka sayısını patlatabilir. 

- Aşı konusunda Dünyada'ki yaklaşık 13 ülke çalışmalar yapmakta, bazıları bunun satışına başlayacak yakında. Bu aşılar konusunda da bazı spekülatif haberler her gün internette dolanıyor. Tüm dünya insanları aşı vurulma konusunda % 100 kararlı değildir. O yüzden sakince olanı biteni gözlemlemek vardır. Ülke olarak aşı çalışmalarımız önemli yerlere gelmiştir. Nasipse Nisan ayında Milletimizin kullanımına sunulacaktır. Yani çiçeklerin açmaya başladığı, yaprakların yeşermeye başladığı bahar ayları insanların moralini yükseltip, korona virüsünün de sona geldiğini görebiliriz umarım.

Korona Virüs
Korona Virüs Aşı


  Amerika Seçimleri ve Yanıltmalar

   Evet tüm Dünya'nın beklediği seçimler nihayet bitti. Seçimde 2 aday vardı. Bir tarafta Cumhuriyetçiler'in adayı Trump, bir tarafta ise Demokratlar'ın adayı Biden. Görünür de bu 2 aday vardı ama arka planda Ulusalcılar ile Küreselcilerin seçimi gibiydi. Şimdilik Biden kazandı görünüyor ama itirazlar hala devam ediyor. Bu itirazlar ise 14 aralık 2020 seçiciler kurulu oylaması ve 6 ocak 2021'de Kongre kararı tescilleyecek. Yani son karara daha var. Bu konular Amerikalılar'ı ilgilendiren durumlar. Dünya'yı ilgilendiren durumlar ise çok farklıdır. Her ülke kim başa gelirse, nasıl çalışacağının planlarını yapmaya başladı. 

   Bizim burada asıl değinmek istediğimiz konu anket şirketleri olacak. Seçimden önce iki aday arasında nerdeyse % 9 lara varan farklar var diye tahmin sonuçları yayınlanıyor du. Seçim gecesi bunun tamamen bir algı operasyonu olduğu anlaşıldı. O zaman şu soruyu sormak lazım, bunu kimler niçin yaptı ? Bundan ne avantaj sağladılar. Küreselciler mi, Ulusalcılar mı, kim ne kazandı? Benzer algı operasyonlarını Türkiye'dede görüyoruz. O zaman bizlere düşen nedir ?

   Ayrıca başka bir durum ise seçimlerde baya hile yapıldı denmesi ve Trump'ın bunu itirazlara ve mahkemelere taşıyacağım demesi. Medeniyetin beşiği denilen Amerika'da bu algı operasyonları, seçim hileleri oluyorsa, o zaman medeniyet lafı, diğer ülkelere göz boyamak için yapılmış bir durum mu ?

   Demek ki herşey göründüğü gibi değilmiş. Reklam ve algı operasyonları ile içeride başka, dışarıda başka bir Amerika görüyoruz. Bunu da herkes farketmiştir umarım. Ayrıca Amerika ne hikmetse bugüne kadar başka ülkelerde askeri üslerini hep petrolün, altının, değerli madenlerin olduğu yerlere kurdu ? Niçin acaba, niçin parasal hiç bir şeyleri olmayan ülkelere gidip, yardım amaçlı bir askeri birlik kurmadı. Bunu derinden düşünmek lazım. 

   Zamanında Osmanlı 600 yıl Dünya'ya hükmetmişti. Ama arada büyük fark var. Biri hep mazlumları korudu, diğeri ise hep zenginlerin yanında yer aldı. Biri maneviyata önem verdi, diğeri maddiyata. Karar gençlerin. Gelecek sizin gençler, kendinizi ne kadar geliştirirseniz, gelecek sizlerindir. Önce mazlumun ve haklının yanında olun, sonra Dünya büyüklerini iyi analiz ederek, akıl oyunları ile onlarla mücadele edin. Sizler çalışın, çalıştıkça makamlar da size gelir. Makam konusun da hiç bir zaman isteyen olmayın, istenilen olun. 

Amerika Seçim
Amerika Seçim

  Denizlerdeki nakliye gemilerimize yapılmaya çalışılan baskınlar

   Haberlerde görmüşsünüzdür, Yunanistan'dan bir komutan bizim nakliye gemimize operasyon yapmaya kalktı, sonra benzerini Libya'da yapılması. Eğer bu baskın yapılma haberlerini basit bir olay gibi düşünürsek, çok yanılırız. Bunlar bir üst akıl tarafından planlanan ve hislerimize göre başka yerlerde de yapılabilecek durumlardır. Bu üst akıl ne yapmaya çalışıyor diyebilirsiniz ? En basitinden yazmaya çalışırsak, bizlere şu mesajı vermek istiyorlar. Akdeniz'de çok doğalgaz ve petrol var, size bunları biz yedirmek istemiyoruz, siz kıyıda az bir yerle yetinin, fazla derinlere dalmayın. Bundan sonrasını siz 3 boyutlu düşünürseniz, başka anlamlarını da kendiniz bulabilirsiniz çok rahatlıkla.

Gemi
Gemi Nakliye


  Forbes 2.000'de yayınlanan zenginler listesi

   Belkide çoğumuzun yeni duyacağı, bazılarımızın ise bildiği bir liste vardır. Forbes 2.000 diye. Burada Dünya'daki en zengin 2.000 firmasının isimleri yazmaktadır. Bu listede Türkiye'den firmalarda var. Bu listede bizim asıl dikkatimizi çeken şu oldu. İlk sıradaki firmanın pazar değerinin, Ülkemizin yıllık ihracat rakamından fazladır. Peki bu ne anlama geliyor diyebilirsiniz ? Demek ki bizlerin yapacağı çok çalışmalar var. 20 yıl önce 36 milyar dolar olan ihracat rakamlarımız şu an yaklaşık 180 milyar $ civarı. Bu yeter mi, yetmez tabi ki. Bunu 280, 380, 480 derken trilyon dolarlara çıkarmamız lazım 7-8 yıl içinde. Bunun için hepimize görev düşüyor. Var mısınız birlikte bunu başarmaya, özellikle gençlere soruyorum ?

Forbes
Forbes

  Kanal İstanbul ve Hakimiyetlerini Kaybedecek Olanlar

   2011 yılında Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, çılgın projesini açıklamıştı ''Kanal İstanbul''. Başlarda çoğu kimse bunun ne olduğunu, niçin yapılmak istendiğini, ne getirilerinin olacağını bilmiyor du veya bilmek istemedi. Önce bazı kısa bilgiler yazalım, sonra derin analizi yapacağız. 

   1936 yılında yılda 3.000 adet geminin geçmeye başladığı boğazlardan bugün yaklaşık 43.000 adet gemi geçmektedir. Yani boğazın büyüklüğü aynı kaldı ama gemi trafiği yaklaşık 14 kat arttı. Dolayısı ile gemi kazaları olmaya başladı son 20 yılda özellikle. Buradaki gemilerin biri yanıp, patlasa güzel İstanbul'umuza neler olun, bir düşünün ? Ayrıca o an çevrede olan binlerce insanımızın başına neler gelir ?

   1930 yıllarında gemilerin boyu 50 metrelerde idi, şimdi ise 350 metrelik gemiler var. Boğaz büyümediğine göre bu kadar büyük gemiler nasıl rahatlıkla geçsinler ? 2018 verilerine göre boğazlardan geçen gemilerin taşıdığı yükte 849 milyon gross tondur. Rakamı bir düşünün, ne kadar büyük.

   Biliyor musunuz biz bu gemilerin geçişinden nerdeyse bir para almıyoruz, çok cüzi paralar. Sebebi ise 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi. Eğer Kanal İstanbul yapılırsa yılda 1-2 milyar dolar arası para devletin kasasına girecek. Rakam baya büyük, daha fazlası da olabilir. Şimdi diyecek olabilirsiniz, bedavaya yakın fiyata geçen gemiler, niçin para verip geçsinler. Sebepleri:

- Ticarette zaman demek, para demektir. Normalde 1 gemi boğazda 14,5 saat en az beklemektedir. Bu süre bazen hava koşulları ve yoğunluğa göre 3 ile 7 gün arasında değişmektedir. Şimdi sizin geminiz olsa ve 1 hafta bekleyeceksiniz denilse bekler misiniz, yoksa hemen parayı verip Kanal İstanbul'dan mı geçersiniz. İş insanları için zaman çok değerli olduğu için, kimse beklemez, hemen geçer.

- İstanbul'un boğazlarında yaklaşık 600 yalı vardır, bunların 366 tanesi tarihi eser niteliğindedir. Bu yalılarda oturan insanlar Türkiye'nin en zenginleridir nerdeyse. Burada oturmak demek, bazılarına göre bir ayrıcalık demektir. Kanal İstanbul yapılınca çevresine yerleşim yerleri de yapılacaktır. Dolayısıyla boğazı gören ev sayısı çoğalıp, yalıların ayrıcalığı bitecek gibidir. Aklımıza şu soru geldi, Kanal İstanbul'u istemeyenler, acaba bu ayrıcalıklarının bitmesini istemeyenler mi ?

- Kültürel doku daha da sağlam şekilde korunacaktır. Bu yüzden hem ülkemize kazandıracağı paralar, hemde İstanbul'daki deniz kazalarını azaltacak bu projeyi iyi inceleyelim ve geleceğe daha büyük fikirler düşünelim.



  Azerbaycan'ın Karabağ'ı Alması ve İha-Siha'ların Güçleri

   1991 yılında Ermeniler başlattıkları saldırılarla Azerbaycan'ın % 20 toprağını işgal etmişti. Yaklaşık 1 milyon Azerbaycan'lı topraklarını terk etmek zorunda kaldı. Yıllardır işgal bitmedi. 27 Eylül günü Ermenistan ordusu sınırda Azerbaycan'a saldırı düzenledi. Bunun üzerine Azerbaycan Karabağ'ı kurtarmak için karşı harekat başlattı. Ermenistan burada Dünya'daki müttefiklerine çok güvenmişti. Azerbaycan ise kardeş ülke Türkiye'ye güveniyordu. Türkiye kardeş ülke Azerbaycan için can feda dedi ve onlara ünü dünyaya yayılan İha ve Siha'ları verdi. Bu İha ve Siha'lar sıradan araç değildir, bunlar insansız hava aracıdır ve şu an yerlilik oranı % 93 tür. Bu rakam çok büyüktür ve dünyada bu yerlilik oranın da başka ihalar yoktur. O yüzden nasıl bir teknolojiye sahip olduğumuzun farkında olalım. 

   Zamanında heronlar vardı İsrail'den alınan. Bir keresinde bozulmuştu, tamir için İsrail'e gitti idi, ve aylarca geri gelmemişti. Şimdi tamamen yerli ve milli olan İha ve Siha'lar ile adeta destan yazıyoruz Dünya'da. Bunun en son örneği Azerbaycan'da oldu. Ermenistan ordusu Siha'lar karşısında ne yapacağını şaşırdı ve sonunda 10 Kasım 2020'de yenilgiyi kabul edip, anlaşma istedi. Bunda İha ve Siha'ların rolü gerçekten çok büyük ve tüm Dünya şu an bizim İha ve Siha'ları inceliyor. Bazı ülkeler sipariş vermek için sıraya girdi desek, yalan olmaz. Çünkü yaptıkları ortadadır. Ayrıca İha ve Siha'lar Türkiye'deki terör operasyonlarında da destan yazmaktadır. 20 yıl öncesinde heronlar görüntüyü çeker nerdeyse 1 gün sonra bizlere gönderir idi, yani canlı görüntü vermezlerdi. Dolayısı ile başarıda fazla olmuyor du. Ama şimdi İha ve Siha'lar canlı görüntü verip, anında operasyon yaparak, teröristlere göz açtırmıyor.

   Bu hızla giderse 5 yıl içinde Dünya'nın en iyi 3 markasından biri olabilir bizim İha ve Siha'lar. Bunlar tamamen sizlerin desteği ile oldu bugüne kadar. Desteğiniz ve dualarınız sürdüğü sürece daha da büyüyecektir Allah'ın izniyle. Zamanında Kâbe'yi yıkmak üzere büyük bir orduyla gelen Yemen Valisi Ebrehe'nin ordusuna ebabil kuşları gaga ve pençelerinde taşıdıkları taşları bırakarak onları bozguna uğratmıştı. Aynen ebabil kuşları gibi şu an İha ve Siha'lar var, düşmana göz açtırmıyor, destan üzerine destanlar yazıyor. Bu İha ve Siha'ların en önemli özelliği yazılımlarının yerli ve milli olmasıdır. Türkiye'nin genç beyinleri görevlerini en iyisiyle yapmaktadır. 

   Bunun gibi savunmamızda yapılan silahlar, ülkemizin ve kardeş ülkelerin güvenliği için çok önemlidir. Birlikten kuvvet doğar, daha büyük kuvvetler için hep beraber çalışmaya var mısınız gençler ?

Ayrıca bizlerin desteği bu tür gelişmelere her zaman devam etmelidir. Çünkü destek vermezsek zamanında Nuri Killigil'in (Enver Paşa'nın kardeşi) başına gelenler, şu an İha-Siha ve benzer ürünleri üreten tüm fabrikaların başına gelebilir. Bu yüzden geçmiş tarihimizi de iyi okuyalım. Nuri Paşa'ya ne olduğunu kısaca yazalım, sizler daha iyi anlarsınız. Sütlüce'deki mühimmat ve silah fabrikasının sabotajla infilak edilmesiyle şehit olmuş, yanındaki 20-30 çalışanıyla. Sonra naaşı bile bulunamadan sembolik bir definle toprağa verilmiştir. O yüzden gençler 1939 ile 1947 arası tarihi çok iyi okuyun.

Azerbaycan
Azerbaycan İha Siha


  Bankalarda bulunan firma ve millete ait yaklaşık 200 milyar dolar para

   Televizyonlarda duyarız, dolar yükseliyor, işsizlik şöyle, ithalat artıyor, cari açık böyle diye haberler. Hepimiz işsizliğin azalmasını, doların fazla yükselmesini istemiyoruz. O zaman buradan basit bir önerimiz olacak değerli iş insanlarına ve milletimize. Bankalar da şu an iş insanlarının ve milletin yaklaşık 200 milyar $ parası var. Eğer bu 200 milyar dolar paranın en azından yarısı olan 100 milyar dolarını ülkemize yatırım yaparsanız ne kaybedersiniz ? Biz kazanacaklarınızı yazalım, son karar sizin olsun.

- İşsizlik hızlı azalır

- İhracat artar

- İthalat azalır

- Cari açık azalır

- Dolardaki aşırı dalgalanmalar ortadan kaybolur

- Bence en önemlisi milletin hayr duasını alırsınız. Birilerine ekmek kapısı açmak, onların yapacağı duaları artırır. Öyle insanlar görüyoruz ki çok zengin ama mutsuz veya hasta. O yüzden hayr duası almak, her zaman iyidir diye düşünüyoruz.

dolar
Dolar


  Dünya'da Nakliye Taşıma Fiyatlarındaki Garip Yükselme

   Bu konu bir çoğumuzun bilmediği, farkında olmadığı bir durumdur. Çünkü ticaretle uğraşmayanlar bilemez. Yada televizyonlarda bahsedilmediği için, çoğumuz farkında bile değiliz. 

   Son 6 ayda uluslararası nakliye taşımacılığında % 90 lara varan fiyat artışları oldu. Bu garip durum, ilk defa oluyor desek, yalan olmaz. O zaman akla şu sorular geliyor. Nakliye fiyatlarının artması için 2 sebep olmalı.

1) Yük taşıyan gemilerin sayısı yarıya inmeli, böyle bir durum yok bildiğimiz. 

2) Toplam 2 kata yakın aşırı bir sipariş olmalı dünyada. Pandemi zamanın da işler azaldı deniliyor ama siparişlere konteynırlar yetişmiyor. O zaman Dünya'da kimler ne ürün alıyor da bu kadar fiyatlar yükseliyor. Yoksa birileri stok yaparak dünyada, karaborsaya mı oynuyor ? Çok garip bir durum. Ayrıca bu kadar ürün için, çok para lazım. Bu paraları kimler veriyor. Bu kadar paraları yoksa küreselciler mi veriyor. Çünkü normalde günde yüz binlerce konteynır taşınıyor, şu an taşınan rakamın 2 katı siparişler varsa, buralara ödenen trilyonlarca dolar rakamı sizler bir düşünün.

Gemi
Gemi Nakliye


  Dünya'da Korona Virüsten Sonra Kıtlık Senaryoları

   Evet şimdilerde bu konuşulmaya başlandı. Eğer korona virüs yapay ise, bundan sonraki hamle ise dünyada kıtlık çıkmasını sağlayıp, milleti açlığa kadar götürmek istemeleri. Bunu konteynır taşıma fiyatlarının çok artması destekliyor olabilir, eğer birileri dünyada aşırı stok yapıyor ise. Bu yüzden çok dikkatli olmalıyız. Topraklarımıza iyi sahip çıkmalıyız. Yoksa varlık içinde, aç kalabiliriz. Örneğin bankanızda milyonlarca paranız var ama yiyecek gıda, içecek temiz su bulamıyorsunuz. O zaman ne anlamı kaldı bankadaki paranın? O para sadece bankanın işine yarar, kullanarak. Siz ise sıkıntılar çekebilirsiniz. İleride buna ilaveten su krizleri de çıkabilir. Çünkü dünyada tasarruf etmezsek, gün gelecek içecek temiz suya da muhtaç kalabiliriz. Unutmayalım su ve gıda olmadan, yaşamak zor. Enerjimizi gıdalardan, su ihtiyacımızı ise doğal kaynaklardan sağlıyoruz. Eğer birileri kıtlık üzerine planlar yaptıysa, bizde karşı hamleler yapıp, toprak ve suyumuza sahip çıkmalıyız. 

Kıtlık
Kıtlık

  Türkiye ve Kardeş Ülkelerin Mutluluğunu İstemeyenler

   Dikkatinizi ne kadar çekti bilmiyoruz ama çok önemli gördüğümüz bir detay analizini yazacağız. Gerek Türkiye'de, gerek Azerbaycan'da, gerek Kıbrıs'ta, gerek Pakistan'da gerek Katar'da gerekse de diğer dost ve kardeş ülkelerde bizlere mutluluk verici durumlar olduğu zamanın gecesinde % 90 hain saldırı girişimleri olmaktadır. Bu hain girişimler ya terör, ya canlı bomba, ya sınır hatlarımız da, yada dost ve kardeş ülkelerde bombalı suikastler gibi. Örneğin dün Azerbaycan'ın Zafer Günü Kutlama'sı vardı, akşam üstü ise bizim jandarma askerlere Barış Pınarı Harekat bölgesinde bombalı araçla saldırı oldu. Kısaca bizim mutluluğumuzu çekemeyen üst akıllar, bizlere ve dost kardeş ülkelere o gece senaryolar yazıyor, birileri ise bu senaryoları oynuyor. Ama unuttukları bir şey var, La Galibe İllallah.



  Kızıl Elma Ülküsü, HEDEF KIZIL ELMA 

   İletişim Başkanlığı ''Kızıl Elma'' Marşı besteleyip şunları bildirmiştir. Bizim için Kızıl Elma, büyük ve güçlü Türkiye'dir. Malazgirt'ten 15 Temmuz'a destanlar yazan milletimizin kutlu yürüyüşüdür. Kızıl Elma, gölgesinde nice mazlumun serinlediği ulu bir çınardır. Cebeli Tarık'tan Hicaz'a, Balkanlardan Asya'ya tüm insanlığın hasretle beklediğidir.

Kızılelma
Kızılelma

Kızıl Elma Marşı'nın Sözleri:

''Canlar canının yolunda ancak / Kızıl elma hedefine ulaşılacak / Vadedilmiş olan ilahi nur Hak / Ebedi mutlak hakim olacak

Kızıl elmanın fethiyle ancak / Yeryüzü sükun huzur bulacak / Geliyoruz ey şanlı al bayrak / Vatan aşkıyla her köşe bucak

Arşa yükselsin tekbir sesleri / Allah-u Ekber arş ileri / Türk'ün askeri candır siperi / Kahraman ordumun onur izzeti

Arşa yükselsin tekbir sesleri / Allah Allah diyerek dönmeyiz geri / Vur ki inlesin zalimin sesi / Yedi cihan duysun hür sesimizi

Şanlı Türkiyem al bayrağına / Bağlıyız gönülden canım vatana / Başlar koyar yoluna tüm cihanda / Şu çılgın Türkler hilal uğruna

Haydi Türkiyem Allah aşkına / Tarihe bir daha damga vurmaya / Ey aziz millet vatan namına / Yeniden nesillere ilham olmaya

Malazgirt'te şahlanan Sultan Alparslan / Kuruluş'ta Osman Gazi oluyor bu kan / Fetihlerle müjdelenen Sultan-ı Cihan / Çanakkale meydanında çocuk kahraman 

Nesebinden geliyor yine aynı kan / Dirilişle yeniden yazıyor destan / İ'la-yi Kelimetullah bekliyor cihan / İstikamet kızıl elma vermeyiz aman

Malazgirt'te şahlanan Alparslan gibi / Zaferlerle tarih yazan ecdadım gibi / Çağ kapatıp çağ açan ceddimiz gibi / Hedefimiz kızıl elma marş ileri.''

   Burada anlattığımız olaylar uluslararası gelişmeler takip edilerek Türkiye'ye olan yansımaları anlatılmıştır. Yani hiç bir konu bağımsız değildir, birbirleri ile alakaları vardır. Birileri bir plan yapıyorsa, onun alt kolları vardır. O yüzden uyumamalıyız, gözlerimiz ve beynimiz her zaman açık olmalıdır. Bir Atasözümüz ne der, ''Su Uyur, Düşman Uyumaz''

   Analizimiz biraz uzun oldu ama sürükleyici olduğu için, zamanın nasıl geçtiğini anlamamışsınızdır. Bu özel analizimizi siz değerli tüm Vatandaşlarımız için özel olarak hazırladık. Okuduğunuz için Teşekkür eder, tüm tanıdıklarınıza yazımızı paylaşmanızı dileriz. 

Yazımızı İletişim Başkanlığı'nın hazırladığı ''Kızıl Elma'' marşının klibi ile bitiriyoruz.


 
   

   Başka yazılarda görüşmek üzere, hepinize Saygılar

 


Kaynaklar; wwwaacomtr, wwwiletisimgovtr, wwwkanalistanbulgovtr, wwwtrt1comtr, wwwforbescom, ruhiersoyvideo izlenimi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme

Dünya Kadınlar Günü