31 Ağustos 2019 Cumartesi

Garip Elbiseler, Sıradışı

   Moda Dünyası o kadar hızla ilerliyor ki bazen modacılar farklı neler yapalım diye düşünürlerken, ortaya öyle tasarımlar çıkıyor ki herkes şaşırıp kalıyor. Şaşırmamak ta elde değil yani, aniden çok ilginç bir elbise görülünce.

   Bize garip gelen, modacılara göre ise ayrı bir ilham kaynağı olan bu giysiler genelde, büyük defilelerde karşımıza çıkmaktadır. Bu elbiseleride alıp giyenler genelde büyük tanıtımların olduğu toplantılarda giymektedir, gündüz sokaklarda giymemektedirler. Giyen varsada yüzde olarak çok küçük bir orandadır.

   Bu elbiseleri tasarlayan modacıların ve bunları giyen kişilerin en büyük ortak özelliği, toplum içinde dikkat çekerek, farkedilmek istemeleridir, bu tamamen bizim yorumumuzdur. Birde duruma şöyle bakmak lazım. İnsanlar niçin çok farklı bir kıyafet giymek isterler ? Bu tamamen o anki halet-i ruhiye denmi kaynaklanır, yoksa başka bir nedeni mi vardır. Çünkü insanlar her zaman mutlu olamazlar, bazen çeşitli nedenlerden dolayı sıkıntılı zamanlar yaşayabilirler. Bunun sonucunda da insanlar farklı kıyafetler giyerek toplumda farkedilmek isteyebilirler. Bu yüzden bu tarz kıyafet giyenleri hemen eleştirmemek lazım, ruh hâllerini gözlemlemek lazımdır.

   Şimdi bu elbiselerin bazılarının resimlerini ekleyeceğiz. Bundan sonrası sizin derin düşünmenize bağlıdır. Belli olmaz belki sizler günlerin birinde, tasarımını tamamen kendinizin yapacağı, farklı elbiseler giyebilirsiniz. Birinci Adres olarak farklı ve ilginç gördüğümüz tasarım ve ürünleri, burada yayınlarız.

   Zaman ilerliyor, moda farklılaşıyor. Ama unutmayalım ki modada değişmeyen bir kumaş vardır, beyaz kumaş. Doğumumuzdan ölümümüze kadar, hayatımızın her anında bu beyaz kumaş vardır. Hayatımızın her gününün, bembeyaz geçmesi dileklerimizle...


Sıradışı
Garip Erkek Elbisesi

Kasey McMahon
Kuş Yuvası Elbisesi

Li Xiaofeng
Porselen Elbise

Garip
Sofra Bezi Modası

Garip Sıradışı
Tahta Elbise

Sıradışı Giyim
Farklı Ceket

Sıradışı Farklı
İlginç Elbise

Sıradışı
Garip Takım Elbise



Kaynaklar;  radikalcomtr, geyikcomtr ve sabahcomtr siteleri

29 Ağustos 2019 Perşembe

30 Ağustos Zafer Bayramı

   19 Mayıs'ta başlayan Kurtuluş Savaşı mücadelesinin dönüm noktası Büyük Taarruz'dur. Bu taarruz için aylarca planlar ve hazırlıklar yapıldı. Büyük Taarruzun en önemli aşaması ise 30 Ağustos 1922'de kazanılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'dir. Taarruz'un sonunda Yunan kuvvetleri dağıtılarak, kaçtı. Bu kaçmaları İzmir'de denize dökülmelerine kadar sürmüştür. Savaş'ta binlerce vatan evladı şehit düşmüştür, bu yüzden şehitlerimize çok borcumuz vardır, hiç bir zaman onları unutmayalım, dualarımızdan eksik etmeyelim. 

Bayram
Zafer Bayram

Savaşla ilgili bazı notlar şöyledir;

- Savaşa hazırlık zamanında ordularımız gece yürüyüp, gündüz dinlendiler.Çünkü gündüz Yunan uçakları keşif yapıyordu.
- Orduların Asker sayısı birbirine yakındı. Ama makineli tüfek, uçak, top ve motorlu araçlarda Yunan ordusu önde idi. Kılıçta ise Türk ordusu üstün idi. 
- Savaşta 186.000 askerimiz emir bekliyordu. Bu emir 26 Ağustos 1922 sabahı geldi, topçu atışları başladı.
- Çiğiltepe ele geçirildi
- 30 Ağustos'da Yunan ordusu Dumlupınar'da kuşatıldı. Yunan komutan savaşı İzmir'den, Mustafa Kemal Paşa ise direkt Dumlupınar'dan yönetti. Bu yüzden savaşa ''Başkomutanlık Meydan Muharebesi'' adı verilmiştir.

Zafer
Harita

Zafer
Siper



Zafer Bayramı
Harita


Asker
Cephe



Mustafa Kemal Paşa, düşmanın kaçtığını görünce şu tarihi emrini askerlerine verdi;

''Ordular İlk Hedefiniz Akdenizdir. İleri!..''

   Böylece savaş devam edip 9 Eylül 1922 tarihinde İzmir düşmandan kurtulmuştur. Daha sonra da Cumhuriyet ilan edilmiştir.

Bayram
Zafer

   Geleceğin büyükleri, şimdinin küçükleri olan Gençler. Bu Vatan hiç kolay kazanılmadı, kolay yurt edinilmedi. Her zamanda düşmanların gözü Vatanımızın üzerindedir. Bu yüzden tarihimizi hiç bir zaman unutmamalıyız, geçmişimize sahip çıkmalıyız. Geleceğe büyük düşünerek yürümeliyiz. Gelecek sizlerindir, daha büyük bir Türkiye için görüşmek üzere saygıyla kalın...





Kaynaklar; wwwtrthaber.com, www.kulturportaligovtr,

Masmavi Denizin Şehri, Antalya

   Dünya'da insanlar dinlenmek için tatillerinde gezerler. İnsanlar gezmeye başlamadan önce iyi bir araştırma yaparlar, hangi ülkeye gidelim diye. Bir çok yabancının çok iyi bildiği ve masmavi denizi ile ünlü olan Antalya'ya her yıl milyonlarca turist gelmektedir.

   Antalya'yı bu kadar ünlü yapan nelerdir diye biraz inceleyelim. Böylece hem biz bilmediğimiz detayları öğrenmiş oluruz, hemde ülkemizi yabancılara karşı daha iyi tanıtmış oluruz. Her yönüyle Antalya'da neler var, maddeler halinde yazmaya başlayalım

- Antalya'nın kıyı şeridi 630 km nin üzerindedir
- Aspendos Antik Tiyatrosu vardır
- Bir çok şelaleye sahiptir
- Eşsiz sahilleri mecuttur
- Golf kulüpleri vardır
- Zamanında kraliçe ve imparatorlar tarafından ziyaret edilmiştir
- Antalya müzesinde önemli antik heykeller mevcuttur
- Antalya'da bir çok otel mevcuttur
- Sabahtan akşama kadar güneşlenmek isteyenler için, bulunmaz bir yerdir
- İçten ve dıştan surlarla çevrili olan Kaleiçi vardır
- İki kat olarak yapılan Hadrian Kapısı vardır
- Hıdırlık Kulesi
- Kesik minare camii
- Yivli Minare Külliyesi
- Gıyaseddin Keyhüsrev Medresesi vardır
- Nigar Hatun Türbesi
- Zincirkıran Mehmet Bey Türbesi
- Mevlevihane
- Tekeli Mehmet Paşa Camii
- Karatay Medresesi
- Atatürk Evi Müzesi
- Termessos Antik Kenti, diğer adıyla Güllük Dağı
- Perge Antik Kenti
- Aksu'da bulunan Perge Antik Kenti
- Sillyon antik kenti
- Kırkgöz Kervansarayı
- Evdir Han Kervansarayı
- Karain Mağarası
- Yukarı Düden Şelalesi
- Aşağı Düden Şelalesi
- Kurşunlu Şelalesi
- Kepezaltı
- Kepezüstü
- Düzlerçamı
- Karaalioğlu parkı
- Konyaaltı Plajı
- Lara
- Topçam
- Mermerli Plajı
- Adalar Plajı
- Tekne turları yapılmaktadır
- Dalış ve sörfler yapılır
- Beydağlarında dağcılık yapılır
- Saklıkent Kayak Merkezi
- Falezler
- Sıçan Adası
- Fransız Batığı
- Su parkları mevcuttur
- Eğlence yerleri
- Yelken sporları yapılır
- Ralli
- Plaj voleybolu
- Futbol turnuvaları
- Yamaç paraşütü
- Köprülü Kanyon
- Toros Dağları
- Jeep safarileri
- Likya Yolu
- Aziz Paul
- Yürüyüş turları
- Bisiklet turları
- Kongre Merkezleri
- Farklı Sanat Galerileri
- Altın Portakal Film Festivali
- Antalya Dünya'nın önemli mutfaklarından birine sahiptir
- Antalya'da Dünya mutfaklarıda bulunur
- Modern alış veriş merkezleri vardır
- Antalya'da her bütçeye uygun oteller mevcuttur
- Alanya
- Manavgat
- Side
- Kemer
- Belek
- Kaş
- Kalkan
- Alanya Kalesi
- Damlataş Mağarası
- Hasbahçe Mağarası
- Apollo Tapınağı
- Manavgat Şelalesi
- Aslanlı Mağarası
- Kaş Antik Tiyatrosu
- Olimpos
- Düden Şelalesi
- Antalya Akvaryum
- Çavuşköy

Her yönüyle zengin çeşitlere sahip olan Antalya'yı, sizlerinde görmeniz dileklerimizle

Masmavi Deniz
Antalya Turizm

Antalya Türkiye
Manavgat Şelalesi

Turkey Turizm
Alanya Antalya

Türkiye Turist
Aspendos Antalya

Turkey Tourist
Belek Antalya

Turkey Antalya
Düden Şelalesi

Antalya Turkey
Konyaaltı Plajı

Turkey Turizm
Olimpos Antalya

27 Ağustos 2019 Salı

Oyunu en iyi Oynayan mı, Oyunu Yapan mı

   Günümüzde teknoloji o kadar büyüdü ki, nerdeyse hızına yetişilemiyor. Her gün farklı yeni bir yenilik duyuyoruz. Kimi telefonlarda, kimi arabalarda, kimi beyaz eşyada...

   Teknolojinin faydalarını işlerimize yararlı şekilde kullanmak bizlere, zamandan tasarruf ve fazla masraflardan kurtulmamızı sağlar. Bu yüzden teknolojiyi iyi takip etmek, yeri geldiğinde ondan iyi faydalanmak gerekir.

   Teknolojinin en hızlı büyüyen sektörlerinden biride oyun sektörüdür. Biraz inceleme yaptığımızda o kadar çok oyun gördük ki, şaşırmamak elde değil. Bugün nerdeyse her evde oyun oynayan çocuklar vardır. Onları biraz izlediğimiz zaman adeta hipnoz olmuşcasına oyun oynadıklarını görmekteyiz. Bu durum bizleri üzmektedir, Neden mi ? Birileri oyun yapıp, satıyor. Sonrada o oyunları bizim çocuklarımız, aralarında adeta yarışırcasına oynamaktadırlar. Burada sormamız gereken önemli bir sorumuz vardır.

   Oyunu en iyi Oynayan mı, yoksa Oyunu en iyi Yapan mı Daha iyidir ? Evet bu soru çok önemlidir. Çocuklarımız hep en iyi ben oynuyorum diyorlar, ama buna harcadıkları enerjiyi o oyunu yapmak için harcasalar daha iyi olmaz mı ? Biraz düşündüğümüz zaman bu konu üzerine çok yoğunlaşmamız gerektiğini anlamamız gerekir.

   Bir şeyler yapmamız gerekiyorsa önce kendi yakın çevremizden başlamalıyız. Kendi çocuklarımıza, kendi yakınlarımızın çocuklarına oyunu iyi oynayan değil, oyunu yapan siz olun diye öğütler verirsek, onların ufukları biraz daha genişler. Böylece çocuklarımız bir şeyleri bulma, yapma azmi ile daha çok çalışacaklardır. Diğer türlü oyunları kimler hazırladıysa, onların kurallarına göre oyunları hazır oynayacaklardır. Yani oyunun kurallarını onlar değil, bizim çocuklarımız kurar ise, geleceğe daha farklı bakabiliriz. Çünkü bir şeyler bulmak için çalışan beyinler, yarın ülkemize faydalı başka hizmetler sunabilirler. Bu yüzden çocuklarımızı oyun oynama hipnozundan kurtaralım. Onları kurallarını kendilerinin koyacakları oyunlar yapmalarına, bilim ve arge gibi farklı alanlarda, yeni buluşlar yapmaları için yönlendirelim.

   Gelecekte çocuklarımızın Ülkemize yeni büyük buluşlar yapmaları dileklerimizle

Arge çocuklar
Oyun kurmak

26 Ağustos 2019 Pazartesi

26 Ağustos Malazgirt Zaferi


   Yüzyıllar boyunca çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapan Anadolu 26 Ağustos 1071' de kapılarını, Muş ilinin Malazgirt ilçesinin yakınlarında Selçuklu İmparatorluğu ve Doğu Roma (Bizans) İmparatorlukları arasında yapılan Malazgirt Zaferi'yle, Türkler'e açmıştır. Bu zaferle Türkler atlı-göçebe kültüründen, yerleşik şehir kültürüne geçişi yavaş yavaş başlatmıştır.

   Bizim için çok önemi olan Malazgirt Zaferi'nin öncesinde, zafer sırasında ve sonrasında neler olduğuna teker teker bakalım.

Malazgirt Zaferi

   Bizans en parlak dönemini 2. Bazil ile yaşamıştır.Bazil’in 1025 yılında ölümü ile bu parlak dönem kapanacaktır. Bu dönemde devlet, mali ve askeri yönden hem güçlüydü, hem de devlet adamları ve kumandanları başarılı idi.

   Zamanın bir numaralı devleti haline gelen Bizans, Bazil’in ölümü ve varis bırakmaması nedeniyle yerine geçen kardeşi 8.Konstantin ile geriye gitti. Kardeşi 3 yıl içinde sistemi adeta yerle bir etti. Konstantin eğlence düşkünü biriydi, israfı severdi. Bu yüzden maaşlı askerlerden oluşan orduyu ihmal etti.

   Bizanslılar sürekli baskı altındaydı. Selçuklular’a bağlı Türkler tarafından doğudan, Peçenek ve Kuman Oğuz Türkleri ile de batı tarafından.

   Dandanakan Savaşı 1040 ile Selçuklular daha da güçlendi. Savaştan sonra sınırlarını batıya doğru genişletmek için karar aldılar. Anadolu’nun artık bir Türk yurdu olmasını isteyen Selçuklular, bunu başarmak için Anadolu’nun iç taraflarına akınlar yapmaya başladılar, buralar Bizans hakimiyetinde idi.

   İmparator 10. Konstantinos Dukas’ın 1067 yılında ölmesiyle beraber çocuklarını temsilen tahta, karısı Eudokia geçti. Sonraları yönetim baskılarına dayanamayıp, General Romen Diyojen ile evlendi ve tahtı ona bıraktı. Diyojen’in ilk hedefi Selçuklular’a karşı savaşmaktı.

   Bizans ordusunun Malazgirt’te sol tarafında Rumeli kuvvetleri, sağ tarafında ise Uz askerleri bulunuyordu. Hattın merkezinde ise Romen Diyojen vardı. Arkadaki kuvvetlere ise Romen Diyojen’in üvey oğlu olan Andronikos komutanlık ediyordu. 

   Selçuklu Sultanı Alparslan’ın ordusunda ise sadece Müslüman Oğuz Türkleri’nden oluşan 50.000 kişilik ordu vardı. Bu orduda 40.000 atlı, iyi silah kuşanmış 4.000 hassa askeri ve gönüllü askerler vardı.Sayı olarak ordu küçüktü ama komutanları çok tecrübeliydi. Kumandanlar şunlardı; Süleyman Şah, Bozan, Sanduk, Altuntaş, Çavlı, Savatekin, Mengücek, Afşin, Atsız, Porsuk, Danişmend, Gevherayin, Aksungur, Çavuldur, Artuk, Saltuk

Zafer
Malazgirt Zaferi
   Halep’ten gelen Türk ordusu ile İstanbul’dan ilerleyen Bizans ordusu, Malazgirt yakınlarında 26 Ağustos Cuma günü, karşı karşıya geldi. Sultan Alparslan, savaş başlamadan evvel karşı tarafa barış teklifinde bulundu ama Romen Diyojen kabul etmedi.

   Malazgirt Ovası’nda namaz kılındı, sonra Alparslan askerlerini toplayıp vasiyette bulundu. Vasiyetinde eğer şehit olursam, giydiğim beyaz elbise kefenim olsun. Nefsimi Allah’ın yoluna adadım. Benim için şehadet de, muzaffer olmakta ebedi bir mutluluktur. Eğer zaferi kazanırsak, İstikbal bizimdir.

   Savaş yaklaşık 14:00 gibi başladı. Türk okçuları, Bizans ordusuna oklar atmaya başladı. Bizans’taki paralı asker olan Müslüman olmamış Türklerden Uzlar ve Peçenekler, savaşın başında Alparslan’ın tarafına geçtiler.

   Savaş esnasında Alparslan askeri dehasını kullanarak hilal taktiği için ordusunun belli kısmını pusulara yerleştirdi. Kendisi merkezde kalıp, savaşmaya başladı.

Plan
Hilal
   Sultan Alparslan’ın hazırladığı savaş planı ile Türkler hilal taktiğini yapmaya başladı. Bu taktikte merkezde bulunan askerler yavaş yavaş geri çekilmeye başladı. Diyojen ise Türkler savaştan kaçtı zannederek ordusunu ileri sürdü. Bu esnada pusuda bekleyen Türk kuvetleri, harekete geçerek Bizans ordusunu çember içine aldı. Geride kalan destek ordusu ise kaçtı. Ermeniler’de Bizans saflarını terk edince, Bizans ordusu dağıldı. 

   Savaş akşama kadar hızla devam etti. Bizans ordusunun çoğu kılıçtan geçirildi, rütbeli generalleri esir alındı, İmparator Romen Diyojen’de esir alınanlar arasındaydı.

Alparslan
Sultan Alparslan
   Esir olan Diyojen kötü bir muameleyle karşılaşmadı. Savaş sonunda bir anlaşma yapılıp 1,5 milyon altını Osmanlılar’a verecekti. Ayrıca Bizans Devleti’de her yıl Selçuklular’a 360.000 altın ödeyecekti. Diğer bir madde ise Bizans’ın elinde bulunan Müslüman esirlerin serbest bırakılması olacaktı.

   Bu zafer, Türk Tarihi açısından çok önemlidir. Zaferin peşinden Bizans güç kaybederek, Türk Beyleri Anadolu’nun batı kıyılarına  kadar ulaşıp, yerleşti. Sonrasında beylikler güçlendi. Bunlardan biri olan Osmanlı Beyliği, ileride 3 kıtaya hükmeden bir İmparatorluğa dönüştü. 

   Bizans’ta yenilginin ardından Diyojen tahttan indirildi. Bunu öğrendiğinde ise ordudan kalan askerleri ile harekete geçip, çatışmaya girdi, kaybetti. Bu yenilgiyle Kilikya’da ufak bir kaleye çekildi, sonra teslim oldu. Diyojen’in gözlerine mil çektiler. Sonra Kınalıada’daki bir manastıra kapattılar ve birkaç gün sonra yaraları yüzünden öldü.

   Romen Diyojen’in yerine geçen 7.Mikhail, Alparslan’la yapılan anlaşmayı tanımadı. Bunun üzerine Alparslan Türk Beylerine, Anadolu’yu fethetmeleri için emir gönderdi. Bu emirleri alan Beyler, Ege ve Marmara kıyılarına kadar, direnişle karşılaşmadan ilerlediler. Buraları yurt edinmek için fetheden Türkler, buralarda bir çok beylikler kurdular. Zamanla Anadolu göçlerle dolarak, tam bir Türk yurdu haline geldi. Böylece üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanan tarihi süreç başlamış oldu.

   Sultan Alparslan son seferini ise Karahanlılar üzerine gerçekleştirdi. Eylül 1072’de yola çıkan 200.000 kişilik ordunun yine en önündeydi. Barzam Kalesi’ni aldıktan sonra kale kumandanı Yusuf Harizmi’yi huzuruna çağırdı. Yusuf Harizmi, sakladığı hançerle Sultan Alparslan’ı ağır şekilde yaraladı. Alparslan, dört gün boyunca yarası ile mücadele etti. Hayatını kaybettiği gün takvimler 24 Kasım 1072’yi gösteriyordu. Büyük sultanın cenazesi, Türkmenistan’daki Merv şehrine defnedildi.

Ovası
Malazgirt Ovası

   Dünya'ya 600 yıl hükmeden Osmanlı'nın kuruluşunun adımları, büyük Malazgirt Zaferi ile başlamıştır. Bu zaferi şimdiki gençlere ne kadar iyi anlatabilirsek, gelecek nesillerin  hedefleri o şuurla çok daha ileriye gider. Malazgirt Zaferi'nin 1.000 yılına az kaldı. Ömür yeterse, o yılları sağlık ve sıhhat içinde birlikte görmek dileğiyle...

Zafer
Malazgirt




Kaynaklar; wwwmusgovtr, interaktiftrthabercom, derstarihcom, aacomtr

24 Ağustos 2019 Cumartesi

Doğal Termal Kaynak, Pamukkale

   Ege bölgemizin Denizli ilinde bembeyaz görüntüsüyle adını Dünya'ya duyuran bir doğa harikamız vardır, Pamukkale Travertenleri

   Görüntü olarak uzaktan pamuk gibi bembeyaz olan Pamukkale Travertenleri, ülkemiz turizmi için çok önemli bir yere sahiptir. Burası kimyasal reaksiyon sonucu oluşmuş bir kayadır. Oluşumu yapılan araştırmalara göre binlerce yıl ötesine dayanmaktadır. Burada sıcaklığı 35 dereceden başlayıp, 100 dereceye kadar çıkan toplam 17 tane sıcak su alanı mevcuttur. Termal sular kaynaktan çıkar, belli mesafe gittikten sonra travertenlerin başına gelip, katlara dökülmektedir.

   Kaynaktan çıkan suda yüksek oranda kalsiyum hidrokarbonat vardır. Bu havadaki oksijen ile temas sonucu travertenleri oluşturmaktadır. Travertenlerdeki beyazlık; hava şartları, ısı kaybı, akışın yayılımı ve süresi ile etkilidir.

   Her yıl 1 milyonun üzerinde ziyaretçi ağırlayan Pamukkale Travertenleri, yabancı turistlerin gözde yerlerinden birisidir. Gidilip görülmesi gereken bir yer olan Pamukkaleyi sizlerinde görmesi dileklerimizle

Denizli Doğa
Pamukkale Traverten

Traverten Doğa
Pamukkale

Traverten Doğa
Pamukkale Denizli

Traverten Denizli
Pamukkale Doğa

Denizli Doğa
Pamukkale Traverten

Doğa Denizli
Pamukkale Traverten

Traverten Doğa
Pamukkale

Doğa Traverten
Pamukkale Denizli

23 Ağustos 2019 Cuma

Sultan Ahmet Camii, The Blue Mosque

   İstanbul, İstanbul, İstanbul...Adım attığınız her yeri tarih kokan, bizler ne kadar yazsak ta anlatılmayacak kadar büyük bir şehirdir İstanbul. 1453 yılından 1923 yılına kadar toplamda 470 yıl Osmanlı'nın başkenti olmuş şehirdir İstanbul.

   İstanbul'umuzda o kadar tarihi yerler varki, anlat anlat bitmez. Zamanla her tarihi eseri sitemizde anlatmaya çalışacağız. Şimdi yabancılar arasında ''The Blue Mosque'' olarak bilinen, Sultan Ahmet Camii'ni anlatmaya çalışacağız sabırla. Niçin sabırla dediğimizi merak etmiş olabilirsiniz, çünkü tarih sabır işidir. Bir tarihi okurken aklınıza bir sürü soru gelir, o sorunun cevabını araştırırken, başka sorular aklımıza gelir. O sorularında cevabını araştırırken bu sefer başka sorular aklımıza gelir. Kısaca tarih, sabırla ilme işlenen bir nakış gibidir. Şimdiden herkese tarihimizi sabırla okumanızı dileriz.

   Sultan Ahmet Camii 17. yüzyılda, Sultan 1. Ahmet tarafından Mimar Sedefkâr Mehmet Ağa' ya yaptırılmıştır. Camii'nin yapımına 1609 yılında başlanmış olup, temeline ilk kazmayı Sultan Ahmet vurmuştur. Yapımı ise yaklaşık 7,5 yıl sürmüştür. Cami çok ferah ve aydınlıktır. Caminin 6 minaresi vardır, 4 tanesi üçer, 2 tanesi ise ikişer şerefelidir. Caminin 3 kapısı mevcut olup cami içinde yuvarlak ve çok iri sütunlar kullanılmıştır.

Sultan Ahmet Camii tamamlayıcı öğelerle beraber (medrese, türbe, sebiller...) tam bir Külliye halini almıştı zamanında.

Camii kareye yakın, dikdörten şeklinde yapılmıştır. Yaklaşık 53 mt * 50 mt dir. Caminin akustiği için duvar ve sütunlarla bir ilişki yapılmıştır. Mermer kaplamaları özel bir kesme yontma işlemi ile yerleştirilmiştir.

Caminin Yerleşme Düzeni Şöyledir;

- Türbe
- Darulkurra
- Muvakkithane
- Sıbyan Mektebi
- Arasta
- Hamam
- Darüşşifa
- Sebiller
- Hünkâr Kasrı
- Medrese

Camii Yapılırken Şu Malzemeler Kullanılmıştır;

   Küfeki taşı, Mermer, Renkli Taşlar, Ateş taşı, Tuğla, Kiremit, Ağaç, Kireç, Demir, Kurşun, Çivi, Boya, Badana, Alçı, Lökün, Pamuk, Keten, Keçe, Saman, Tutkal, Mastaki, Sandalos, Zift, İsvidaç, Bezeme, Çini, Gümüş, Altın, Taş, Sedef, Taş Oymacılık, Yazılar, Minare, Mahya, Işıklandırma

   Bu güzel ve büyük Camii'mizi görenlerin bir daha görmesi, hiç görmeyenlerin ise gidip görmesi dileklerimizle

İstanbul
Sultan Ahmet Camii

İstanbul
The Blue Mosque

İstanbul
Sultan Ahmet Camii

İstanbul
The Blue Mosque

İstanbul
Sultan Ahmet Camii

İstanbul
The Blue Mosque

İstanbul
Sultan Ahmet Camii

İstanbul
The Blue Mosque

Yeşillikler içindeki Doğa Harikası, Uzungöl

   Yeşilliği ile meşhur Karadeniz'in o kadar çok doğa harikası vardır ki, gez gez bitmez. Bu yazımız da oksijeni bol, havası temiz, şehrin gürültüsünden uzak olup insana huzur veren, yöresel yemekleri ve doğal alabalıkları ile insanlara eşsiz tatlar sunan Uzungöl'ü anlatacağız.

   Uzungöl Trabzon İli'nin Çaykara ilçesine bağlı turistik bir yerdir. Trabzon'a 99 km, Rize'ye ise 77 km uzaklıktadır. Denizden 1.100 metre yukarıda olup, bu bölge Tabiat Parkı olarak ilan edilmiştir. Gölün çevre uzunluğu 7 km dir. Gölün bu kadar ünlü olmasının nedenlerini maddeler halinde yazalım;

- Doğası muhteşemdir
- Bol oksijeni vardır
- Temiz havası vardır, yayla havası
- Seslerden uzak kalırsınız, doğada ki kuş seslerini duyarsınız
- Huzur verir insana
- Yamaç paraşütü vardır
- Olta balıkçılığı vardır
- Doğa yürüyüşü yapılır
- Tadına doyamayacağınız yöresel yemekleri vardır
- Doğal alabalık yiyebilirsiniz
- Mıhlamanın tadına bakarsınız , organik mısır ve tereyağından yapılan
- Eşsiz ormanları vardır
- Yüksek dağları vardır
- Bir çok bitki türü vardır
- Bir çok yırtıcı kuşun göç güzergahı buradır
- Yazın serinletici bir havası, kışın bol kar yağışı, baharlarda ise bol yağmurları vardır
- Kış turizmi içinde iddalı olmaya başlıyor

   Bu kadar çok özelliği olan, temiz hava deposu ve yeşilliklerine bakmaya doyamayacağınız Uzungöl'ü vaktiniz olduğunda ailenizle beraber gezmeniz dileklerimizle...

Doğa Harikası
Karadeniz Uzungöl

Doğa Harikası
Trabzon Uzungöl

Doğa Harikası
Uzungöl

Doğa Harikası
Uzungöl Karadeniz

Doğa Harikası
Uzungöl

Doğa
Karadeniz Trabzon Uzungöl

Doğa Harikası
Uzungöl

Doğa Harikası
Uzungöl Çaykara


Kaynaklar ;    wwwuzungolcom, wwwuzungolnettr


Karadeniz'in İncisi, Ayder Yaylası