31 Aralık 2021 Cuma

Nasrettin Hoca

   Bugünkü yazımızda büyük bilge insandan bahsedeceğiz. Kendisi güldürürken bizleri düşündüren, Türk ve İslâm düşünürüdür. Evet hepinizin de kolayca tahmin edebildiği gibi bu kişi, Nasreddin Hoca'dır.

   Nasreddin Hoca 1208 yılında Eskişehir'in Sivrihisar ilçesine bağlı eski adı Hortu Köyü, yeni ismi ''Nasreddin Hoca Beldesi'' olan yerde doğmuştur. İlk bilgilerini din görevlisi olan babasından öğrenmiştir. Sivrihisar ve Konya medreselerinde eğitim almıştır. Kendi köyünde ve Sivrihisar'da imamlık ve vaizlik yapmıştır. Bilgisini daha çok artırmak amacıyla Akşehir'e gidip eğitimi bitince buraya yerleşti. Asıl görevi hocalık olmasına rağmen katiplik, müderrislik, kadılık ve mahkemelerde bilirkişilikte yaptı. Kimi zamanlarda ise geçimini çiftçilik, bahçıvanlık ve pazarcılıkla sağladı.

Nasreddin Hoca
Nasrettin Hoca Sivrihisar 

  1284 yılında 76 yaşında Konya Akşehir'de vefat etmiştir. Nasreddin Hoca Mezarlığı'nın tam ortasındaki Nasreddin Hoca Türbesi'nde yatmaktadır.

   Her yıl 3 ile 10 haziran arası Eskişehir /Sivrihisar ve Nasreddin Hoca Beldesi'nde, ''Nasreddin Hoca Doğum Şenlikleri ve Anma Haftası'' düzenlenmektedir. 

   Bunun yanında da 5 ile 10 temmuz arası Akşehir'de ise ''Nasreddin Hoca Şenliği'' düzenlenmektedir.

Nasreddin Hoca
Nasrettin Hoca 

   Nasreddin Hoca'nın hayatını kısaca yazdıktan sonra, kişiliğini ve özelliklerini maddeler halinde yazmaya başlayalım. Çünkü Nasreddin Hocamızı çocuklar ve gençler ne kadar iyi tanırsa, geleceğe bakışları ve düşünceleri daha büyük olur.

NASREDDİN HOCA'NIN KİŞİSEL ÖZELLİKLERİ

- Mizah adamıdır

- Güler yüzlü, tatlı bir insandır

- Büyük düşünür olup düşünerek insanları güldürmeye sevk etmiştir

- Keskin zekasıyla hazır cevaptır

- Bilgilidir ama hiç bir zaman bilgiçlik taslamamıştır

- İyi bir öğretmendir

- Kalp kırmaz

- Akıllı ve bilge insandır

- Gönül adamıdır

- Toplum insanıdır, hep halkıyla iç içe olmuştur

- İnsanlara yol gösteren bir önderdir

- Hoşgörülüdür

- Merhametlidir

- Zor zamanların insanıdır, millete neşe vermiştir

- Eleştirileri zekice yapar, kimseyi gocundurmamıştır

- Kendine özeleştiri yaparak, olgunluk göstermiştir

- Abartılı ve hayalici değildir

Nasreddin Hoca
Nasrettin Hoca Akşehir

FIKRALARININ ÖZELLİKLERİ

- Fıkralarda asıl konu insandır

- İnsanın gülünç tarafları, yanlışları, zaafları, hataları, sakarlıkları ve çaresizliği ele alınır

- İnsan ilişkilerindeki bazı sorunlar üzerine durulur

- İnsana, topluma, çevreye ve diğer varlıklara karşı saygı ve sevgi esastır

- Alaycı ve küçük düşürücü bir tutum olmaz

- Eleştirilerle yol gösterilir

- Bütün dünya insanlarının sorunlarını fıkralarında işler

- Fıkralarda ahlaki kurallara sıkı sıkı bağlıdır, ayıplı ve küfürlü cümleler yoktur

   Hocanın fıkraları 15. yüzyıldan itibaren sözlü kaynaklardan yazıya geçirilmeye başlanmıştır. Bu fıkralar ilk kez 1837 yılında İstanbul'da ''Letaif'' adıyla basılmıştır. İlk resimli Nasreddin Hoca kitabı ise 1869 yılında yayımlanmıştır. 1968 yılındaki bir derlemede Nasreddin Hoca'nın 445 fıkrası yer almıştır. Unesco 1996 yılını, Nasreddin Hoca Yılı ilan etmiştir. Böylece dünyada daha çok yaygınlık kazanmıştır.

ÖNEMLİ FIKRALARINDAN BAZILARI 

- Kavuk

- Ya Tutarsa

- Sakal

- Bahşiş

- İpe Un Sermek

- Hırsızın Hiç mi Suçu yok 

- Parayı Veren Düdüğü Çalar

- Ye Kürküm Ye

- Eşek

- Kim daha büyük

- Taşınma 

- İnanmazsanız ölçün

- Kazan doğurdu

- Tartı, Kedi

Bu fıkralardan birini şimdi yazıp, beraber okuyalım.

Akşehir
Nasrettin Hoca Akşehir

KAZAN DOĞURDU

   Hoca'nın hanımı bir gün, büyük bir kazana ihtiyaç duyar. Ama evlerinde uygun bir kazan bulamaz. 

   Hanımı Hoca'ya;

- Efendi, git de komşudan kazan isteyiver, der. Hoca komşunun kapısını çalar. Kapı açılınca Hoca ezile büzüle:

- Komşum, şey, şu sizin kazanı bize ödünç verebilir misiniz ? Hanım bulgur kaynatacak da, der. Meğer hocanın komşusu cimrinin birisiymiş.

- Veririm Hocam, veririm. Ama işi bitince hemen getir, diye Hoca'yı sıkı sıkı tembihler. 

   Hoca bu sözden çok incinir ama hiç belli etmez. Hoca'nın hanımı işi bitince Hoca'ya kazanı verir:

- Tamam bey, kazanın işi bitti, geri götürebilirsin, der.

   Hoca kazanın içine bir tencere koyarak komşusunun evine gider. Komşusu kazanın içindeki tencereyi görünce merakla sorar:

- Hayrola Hocam ! Bu tencere de ne böyle ?

- Hiiç! Senin kazan doğurdu da, diye cevap verir Hoca. 

   Bu sözleri duyan cimri komşunun sevinçten gözleri parlar. Tencereyi de kazanı da alır, teşekkür bile etmez.

   Aradan epey bir zaman geçer. Hoca tekrar kazana ihtiyaç duyar. Komşusuna gidip kazanı ister. Komşusu, ''Galiba bizim kazan tekrar doğuracak'' diyerek sevinerek hemen kazanı Hoca'ya verir. Aradan günler, haftalar geçer ama Hoca kazanı geri götürmez. Açıkgöz komşusu kaygılanır. 

'' Umarım kazana bir şey olmamıştır'' diye düşünür. Gider, Hoca'nın kapısını çalar.

- Hocam, hani şu benden aldığın kazan var ya...Onu geri alabilir miyim ? diye sorar.

   Hoca üzgün üzgün bakar.

-Ah komşum ah! Üzülmeyesin diye gelip söylemedim. Başın sağolsun, senin kazan öldü, der.

   Komşusu öfke ve şaşkınlıkla sorar:

- Aman Hocam! Güldürme beni, kazan hiç ölür müymüş ? Hoca komşusuna gülümseyerek bakar ve şu cevabı verir:

-A benim akıllı komşum! Kazanın doğduğuna inanıyorsun da, öldüğüne neden inanmıyorsun ?

Kazan Doğurdu
Kazan Doğurdu

   Böyle bilge bir insan olan Nasreddin Hoca, yaptıkları ile zamanında çevresine örnek olmuştur. Onun keskin zekası herkesi şaşkına çevirmiştir. Bir anda verdiği kıvrak cevaplar, dikkatleri üzerine çekmiştir. Hiç bir konuşmasında aşağılayıcı ve argo sözler yoktur. Böyle bir öğretmeni bugünün gençleri örnek alırsa, gelecekte ufukları daha parlak olur. Herkesin Nasreddin Hoca gibi kişisel özelliklere sahip olmasını diler, başka bir yazıda daha görüşmek üzere herkese Saygılar sunarız...



Kaynaklar; http//eskisehirktbgovtr, wwwaksehirgovtr, wwwkonyakulturgovtr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Depremle Birlikte Yaşamak