İşsizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşsizlik etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Kasım 2022 Salı

Ülkemiz üzerinde büyük planlar, neler olabilir?

   3 aydır dünya çapında Ülkemiz için gözlem yaptığımız durumlar vardı, onları toparlayıp detaylı bir analiz yazısı olarak yazmaya karar verdik. Yazımıza geçmeden önce, daha evvel yazdığımız 2 tane yazımızı hatırlatmak istedik. Bu yazıları okursanız, şu an yazacağımız yazının vereceği mesajlar, daha kuvvetli olacaktır.

Bu yazılarımız şöyledir;

1) Amerika Başkanı Biden'ın seçimden önce söylediği sözler ile alakalı olan ''Dolar, Stokçuluk ve Arka Perdedeki Planlar'' isimli yazımız, 12 ay önce yazmıştık. Yazımızı okumak için bu linkimizi tıklayıp okuyabilirsiniz.

2) Çürütülen Soğanlar üzerinden Stokçuluk ile ilgili analiz yazımız, 7 ay önce yazmıştık. Bu yazımızı da okumak için linkimize bakıp okuyabilirsiniz. 

   Bu iki yazımızı okuduğunuza göre şimdi yeni yazımızı yazmaya başlayabiliriz. Yeni yazımızı farklı bir bakış açısı ile yazmayı düşünüyoruz, yani ülkemiz üzerine küresel dış güçler senaryolar yapmışsa ''neler planlamış'' olabilirler? Bunları düşünerek yazımızı yazacağız.

Marketler Zamlar
Market Zamlar Fabrika

   Önce kendimizi onların yerine koyup, biraz empati yapalım. Planlarında neler var ve neler düşünmüş olabilirler? Bir bakıma onlar gibi düşünüp aklımıza yatanları maddeler halinde sıralayıp, yazmaya başlamak istiyoruz. O zaman haydi başlayalım, onların olası senaryosunu.

SENARYO PLANLARI NELER OLABİLİR? (olası bir varsayım yazalım)

- Önce ülkenin önündeki 1 yıldaki planlarına ve ülkede neler olacaklarına bakarlar

- Amerika Başkanı Biden göreve gelmeden önce bazı planlardan bahsetmişti, onları tekrar incelerler

- Bu inceleme sonucunda önümüzdeki 1 yıl içinde seçim olduğunu görürler

- Bu seçim üzerine yoğun çalışma ve analizler yaparlar

- Hükümete nasıl oy kaybettiririz, onun derinlemesine analizini çıkartırlar

- Türkiye'yi en kolay ekonomi, göçmenler ve terör faaliyetleri ile sıkıştırmak için plan yaparlar

- Terör faaliyetlerinin artık zor olduğunu gördükleri için bu yola nadir olsa da başvururlar

- Göçmenler üzerine çalışmaları yoğunlaştırırlar

- Bu göçmenlerden bazılarını ayarlayıp, onları Türkiye Devleti'ne karşı hareketlerde bulundururlar

- Ekonomi üzerine büyük çalışma planı yaparlar. Bu yol onlar için en etkili yol diye düşünürler. Şimdi bu ekonomi ile ilgili planlarını, alt başlıkta toplayıp yazalım.

ONLARIN EKONOMİ PLANLARI NELER OLABİLİR?

- İnsanların rahat yaşayabilmeleri için devamlı para kazanması gerekir diye düşünürler

- Para kazanan insanların bunu rahatça harcaması için şunları isterler;

  a) Alacağı ürünleri kolay bulmalı, yani tedarikinde sorun yaşamamalı

  b) Uygun fiyatlı, yani ucuz olmalı

- Eğer insanlar devamlı para kazanamazsa, ürün tedarikinde sorun olursa ve fiyatlar ucuz olmazsa (3 durum), milleti Türkiye Devleti'ne karşı soğutabilirler. Bunu da seçimlerde sandıklara yansıtmak için çalışırlar.

- Bu 3 durumun olması için farklı planlar yapılır, nasıl mı ?

- Önce fabrikaların yurt dışındaki müşterilerine baskılar yaparak siparişlerde azaltma yaptırabilirler

- Bu sipariş azaltma planları az gelirse, sipariş iptalleri yaptırırlar

- Yani fabrikaların siparişleri azalacağı için, yarı kapalı gibiymiş gibi çalıştırırlar

- Hatta bazı fabrikaları 1-2 ay sipariş yokluğundan dolayı kapattırmak

- Böylece fabrikalarda insanların işini kaybetmesini sağlarlar

- Amaçları çalışan insanları tedirgin ettirmek ve hükümetten soğutmak

- Sonradan meyvelerini almak için (işçi çıkartmaları) beklemeye başlarlar

- Market ve pazarlarda sebze ve meyve fiyatlarının çok zamlanması için, özel çalışmalar yaparlar

- Sebze ve meyveleri birilerine toplatıp yarısını çöpe attırarak, fiyatların yükselmesine sebep olurlar

- Bu çöpe giden ürünlerin zararlarını karşılarlar (kaz gelen yerden, tavuk esirgenmez misali)

- Marketlerde ürünlere aşırı zamlar yaptırtarak, milletin bıkmasını sağlarlar

- Marketlerdeki bu aşırı zamlarla milleti marketlerden soğutup, marketlerin işlerini azaltmak

- İşleri azalan marketlerin bunu ''sebep göstererek'' personel çıkarmalarına sebep olmak

- Böylece marketlerden insanları işten çıkarttırarak, (işsizlik) devlete karşı soğutmak

- Marketlerdeki tedarik zincirini kırmaya çalışarak insanların ürünlere ulaşmasını zorlaştırmak

- Tedarik zinciri kırılabilirse, milleti tedirgin ettirmek

- Bu planları kış aylarında yapıp seçime 3-4 ay kala, yani bahar aylarında meyveleri almayı beklerler (ekonomik sıkıntılar, ürünlerde aşırı artışlar ve işsizlik artışı) 

   Küresel dış güçler böyle düşünerek, bu tarz senaryolar planlamış olabilirler. Eğer böyle bir senaryoları varsa, Ülkemiz bunlara karşı nasıl karşı bir plan yapabilir, şimdi onları yazalım. 

DEVLETİMİZİN KARŞI PLANLARI NELER OLABİLİR? ÖNERİLERİMİZ

   Fabrikalar üzerine yazdığımız planlara karşılık, başta Ticaret Bakanlığı sonra Dışişleri Bakanlığı nezdinde gerekli takipler yapılmalıdır. Eğer böyle bir plan izleri görülürse, gereken hamleler yapılmalıdır. Hiç bir güç ülkemiz üzerine plan yapamamalıdır, ülkemiz için ihracat çok önemlidir.

AŞIRI ZAM YAPAN MARKET ve TOPTANCILARA KARŞI ÖNERİLERİMİZ

   Bu konuda daha önceki 2 yazımızda öneriler yazmıştık. Şimdi hepsini bir araya toplayıp, yenileri ile beraber yazmaya başlayalım

- Fiyatları aşırı artan tüm ürünler için fabrika çıkışında SABİT ETİKET uygulamasına geçilmeli

- Bu ürünler perakende satışı bitene kadar değiştirilmemeli

- Stokçuluk yapanlara 5 yıla kadar hapis cezası olmalı

- Sabit etiket uygulamasına geçilir ve bu etiketleri değiştiren olursa, 10 yıl hapis cezası olmalı

- Aşırı zam yapanların mal varlığına Devlet olarak el koyma veya kayyum atama

- Ticaretten 5 yıl men cezası

- Başta 1 hafta olmak üzere dükkan kapatma cezası. Tekrarında 2 hafta ve 1 ay olmalı

- Fiyatları aşırı artan tüm ürünler  için ihracatına sadece % 50 oranında izin verilmeli

- Eğer bir ürün yurt içine o an yetmiyorsa, 3 veya 6 aylık olmak üzere tamamen ihracata kapatılmalıdır

- Market veya toptancıların AŞIRI STOK yapması önlenmeli, online takip ile

- Büyük marketler ürünleri alırken araya başka şirketleri almamalıdır, (kendileri ile direkt olmayıp, dolaylı bağlantısı olan) direkt fabrikalardan almalıdır ve devletimizde bunu online takip etmelidir 

- Marketlere giren ürünler belli bir kâr oranı ile bitene kadar aynı fiyatla satılmalıdır

- Marketler normalde gıda ve temizlik ürünleri satardı. Dolayısı ile ciroları az olurdu ama şimdi nerdeyse her ürünü satıyorlar. Yani beyaz eşya + giyim + züccaciye ..vs..hatta tekne bile sattılar. O yüzden bu ürünlerden yapılan cirolar çok olduğu için gıda ve temizlik ürünlerinde rekabet yapmıyorlar. Bu rekabeti sağlamak için marketler, sadece giyim ve temizlik ürünleri satmalıdırlar.

   Yazdığımız bu öneriler harf sayısına bakılmadan (3,4,5,6,7,8,9,10,11,12) tüm marketler için yapılmalıdır. Sadece marketler değil piyasada hangi ürünün fiyatı çok artıyorsa, onlara da benzer önerilerle gereken neyse yapılmalıdır. Kimse Türkiye Devleti'nden büyük değildir, büyük olan Milletimizdir.

   Konumuzu ''çok önemli bir soru'' ile bitirmek istiyoruz. Farklı marka, aynı tip ürünler ne hikmetse farklı marketlerde kuruşuna kadar aynı olabiliyor, o zaman aklımıza şu soru geliyor. Bu kadar ''tesadüf'' nasıl oluyor? Rekabetin olduğu bir yerde kuruşuna kadar fiyatları aynı tutturmak, büyük başarı ve ilginç bir durum. Sizce de değil mi ?

   Yazımızın sonuna yaklaştık, biraz uzun oldu gibi. Ama okurken sürükleyici olduğu için zamanın nasıl geçtiğini çoğunuz anlamadınız. Bu analizimiz Ülkemizdeki milyonların ortak sesi olmaya aday bir yazı olacaktır İnşallah. O yüzden bu yazıyı sizler gibi herkesin okumasını isteriz. Bunun için yazımızı okuduktan sonra tüm tanıdıklarınıza gönderirseniz ve sosyal medyada paylaşırsanız milyonlara niçin ulaşmasın?

   Ayrıca şunu da not olarak yazalım, dünyada doların hükmü yavaş yavaş azalıyor. O yüzden bu azalmanın önüne geçmek için doları, karşımıza dağ gibi sorun göstermeye çalışanlar olacaktır. Bunları fazla dikkate almayalım, çünkü biz büyük Türkiye'yiz. Birlikte daha büyük Türkiye'ye kavuşmak için hepimiz çok çalışmalıyız. Şimdiden herkese Teşekkür eder, başka yazılarımızda görüşmek üzere hepinize Saygı ve Selamlarımızı sunarız...



Kaynaklar ve etiketler; wwwtrcooltextcom (resim), Dolar/TL

20 Ağustos 2022 Cumartesi

İhracatın artması, ne anlamlara geliyor?

   Ülkemizde çok konuşulan konulardan biri ihracat, üretim, fabrika ve istihdamla arasında olan analitik bağlantılardır. İhracat artarsa en basitinden devletimize ödenecek vergilerin artması ve döviz girişinin artması demektir, dolayısı ile devletimizin büyümesi demek olup, bizlere olan hizmetlerin artması demektir.

İhracatın Artması
İhracatın Artması

Bunun dışında ihracat artışı ile ilgili şu sorularda hemen, akıllarda dolaşmaya başlar.

- Üretim ne olur? 

- Fabrika sayısı ne olur?

- İstihdam ne olur?

- İşsizlik ne olur?

   Her ihracat artışında bu sorular sorulmaya başlanır. Biz konuyu basit bir örnekle açıklayalım, sonra genişçe bir analize başlarız.

   Sizin  bir fabrika olduğunu düşünün ve ihracatınız yıllar boyunca 7 kat arttı. Bunu rakamlarla örneklendirirsek;

   10-15 sene önce yıllık cironuz 4 milyon dolar iken şimdi 28 milyon dolara çıktı. Bu zaman zarfında neler yapmış olabilirsiniz?

- Üretim otomatik 7 kat arttı, toplam ihracat rakamından dolayı

- 1 işletmeniz varken, 2-3 işletmeniz veya 1 büyük fabrikanız oldu

- Üretim arttığı için, otomatik personel sayınız 2-3 kat arttı

- Yeni personeller alındığı için, işsizlik otomatik azaldı

   Yani kısaca işsizlik dışında, diğerleri arttı. Peki bunun yansımaları çalışan personellere ve esnaflara nasıl olur, bunun analizine başlayalım.

   Bazı kişiler ihracat artarsa artsın, bana ne faydası var diyebiliyor. Halbuki o kadar çok faydası var ki, şu an kendisi bir fabrikada çalıştığı için, bunu tam anlamayabiliyor. Biz şimdi sorular yazarak, konunun daha rahat anlaşılması için çalışacağız.

ÇALIŞANLAR İÇİN SORULARIMIZ

- Eğer ihracat 7 kat artmasa idi, şu an çalışan yaklaşık 25 milyon sigortalıdan kaç milyonu işsiz kalacaktı?

- Bu işsizler arasında sizlerin de olmayacağının, bir garantisi var mı?

- İhracat artınca, patronların gelirleri artar. Dolayısı ile zam zamanları yüksek maaşlar verme imkanı olmuyor mu?

- Eğer ihracat artmasaydı patronların gelirleri azalacak, belki çok az zam yapabileceklerdi. Yada personel çıkaracaklardı, bunu hiç düşündük mü?

- İşsizlik azalınca herkesin alım gücü, normalde artmaz mı?

- Önceden sokaklarda eski arabalar varken, şimdilerde nerdeyse hep yeni yeni model arabalar var, nasıl alındı bunlar diye hiç düşündük mü?

- Önceden çoğumuz kiracıydık, şimdi kredilerle ev sahibi olmaya başladık. Bunlar nasıl oldu diye acaba hiç düşündük mü?

- Şu an işimiz var diye fazla umursamıyor olabiliriz, bana ne, niçin ihracatın artmasını düşüneyim diyebilirsiniz. Peki siz emekli olunca, sizin çocuklar büyümüş olacak, onların nasıl iş bulacağını hiç düşündük mü? 

- İstihdam artınca bunun otomatik yansıması esnaflara olmaktadır, Türkiye'de yaklaşık 2 milyon tane esnaf vardır. Bu yansımayı hiç düşündük mü?

-İhracat artınca otomatik sigortalı personel sayısı da artmaktadır, böylece emeklilik haklarınız garanti altındadır. Bunu ne kadar düşündük acaba?

- Sigortalı sayısı artınca, bunun emeklilere pozitif yansımalarını hiç düşündük mü? Çünkü sigortalılardan alınan paralarla, emeklilerin maaşları ödeniyor. Bunu rakamlarla yazalım;

   a) 2000 yıllarında yaklaşık 64 milyon nüfus, 20 milyon çalışan ve 6 milyon emekli vardı

   b) 2022 yılında ise 84 milyon nüfus, 31 milyon çalışan (Sgk'lı + memurlar) ve 14 milyon emekliye yanaştı rakamlar.

   c) Kısa bir analizle 2000 yılında çalışan 20 milyon kişiden yaklaşık 8 milyonu günümüze kadar emekli olmuş. Yani çalışan 12 milyon kişi kalmış. Şu an ise çalışan sayısı yaklaşık 31 milyon. Dolayısı ile çalışan sayısı 12 milyondan 31 milyon kişiye kadar artmış (artan nüfusla beraber).

- Fabrikaların ihracatı artınca, bunun yansımasının otomatik fabrikalarla bağlantılı sanayilere de uğradığını ne kadar biliyoruz acaba?

- Dünyada doğalgaz fiyatları 10 kat, elektrik kat, petrol ise 3 kat arttı. İhracat artınca devletimiz doğalgaz faturalarımızın % 75'ini, elektrik faturalarımızın ise % 50'sini hazineden kendi karşılıyor (sübvanse ediyor). Eğer ihracatımız artmasa idi, o zaman ne olacaktı. Hemen yazalım örnek faturalarla;

  a) Bize  200 TL  elektrik faturası geliyorsa bu, 400 TL olarak tahsil edilecekti

  b) Bize 300 TL doğalgaz faturası geliyorsa bu, 1.200 TL olarak tahsil edilecekti.

   Bunlar olursa, neler olur hiç düşündük mü acaba? 

- Ayrıca birileri ha bire ihracat artsa da faiz niçin artırılmıyor diyor, faiz artmadığı için döviz artıyor diyor. Öncelikle şunu diyelim, faiz artarsa fabrikaların mali bütçeleri sıkıntıya girer. Dolayısı ile personel çıkartmaya kadar işin sonu gider, böylece işsizlik artar. Bu yüzden faizin artması sadece faizden parasına para katanların işine gelir, başka kimsenin işine gelmez. Eski yılları düşünün, kimler faizlerden neler kazanmıştı?

- Döviz artıyor diyenlere ise şöyle bir soru sorabiliriz. Bizler döviz almazsak, niçin dolar artsın ki. En basitinden Amerika'nın şu an 30 trilyon dolar borcu var. Bir sabah kalktığımız da Amerika'nın ekonomik olarak zora girdiği haberlerini duyup, peşinden dolar % 50 değer kaybetmiş diye duyarsak, ne olacak, hiç düşündük mü?

- Geçenlerde Merkez Bankası Başkanı'nın bir demeci vardı, şöyle dedi;

''Kurumsal firmalar yatırım yapacağım diye kredi çekip, 55 milyar dolar döviz aldılar''

   Şimdi soruyoruz, ucuz kredileri alıp onunla döviz alarak, doları artırdınız. Sonra artan dolarla ürünlerin fiyatları zamlandı, sonra da enflasyon arttı. Vicdanen rahat  mısınız ?

- Devletimiz bu 55 milyar dolar alan firmalara gereken neyse hemen yapmalıdır, yoksa kışın bunun daha büyüğünü yaparlar. İşin daha ilginci bu dolar alanlar, her şeye zam geliyor diyebiliyor. Sizler yatırım yapsaydınız ne dolar artar, nede zamlar olur. Ayrıca enflasyon artıp, fabrikaların işgücü zayıflarsa ve personel çıkarmaları başlarsa, o zaman ne olacak? Sonra o dolarların sizleri kurtaracağını mı zannediyorsunuz, bunu hiç düşündünüz mü acaba?

- Devletimiz Savunma Sanayiinde çok süper ürünler yapmaktadır. Bir ülkenin dünyadaki gücü, sahip olduğu teknolojik silahlarla doğru orantılıdır. Eğer ihracatımız azalır ve Savunma Sanayiimizde üretilen ürünler de azalırsa, dünyada bir savaş çıkma durumunda hâlimize neler olur, hiç düşünüyor musunuz? En basitinden çevremizdeki ülkeleri düşünün (Irak, Suriye, Ukrayna) ne durumdalar?

- İhracatımız azalır ve birileri ha bire dolar almaya devam ederse, doğalgaz ve petrol bulma çalışmalarımızın sekteye uğrayabileceğini hiç düşündünüz mü? Doğalgaz 10 kat arttı dünyada, eğer sekteye uğrarsa şu an ödediğimiz faturalardaki sübvanseler kesilebilir ve 4 kat faturaları ödemek zorunda kalabileceğimizi hiç unutmuyoruz değil mi?

- Bazıları ihracat artıyor ama ithalatta artıyor diyebilir, evet doğrudur. Ama bu ithalatın yüzde olarak büyük pastası enerji ve altın ürünleridir (petrol, doğalgaz) yaklaşık % 25-30 civarı, devasa oran değil mi? Ülkemiz niçin enerji ve altın üzerine çalışmalar yapıyor? Petrol kuyuları, doğalgaz aramaları, yenilenebilir enerji..vs.. Ayrıca ithalat yapılan ürünlerin benzerlerini Türkiye'de üretmek için yoğun çalışmalar yapılmaktadır. Böylece hem ithalat azalacak, hem de ihracatımız ve istihdam artacak.

Son
Soru

Son olarak şu soruyu yazmak istiyoruz;

- 2 dakika için şu hayali kurar mısınız? İhracat birden azalmaya başladı, fabrikalar zam vermeyi bırakın, personel çıkartmaya başladı. O zaman neler değişir hayatınız da?

   Dünya gerçekleri ile ilgili yazdığımız bu analiz yazımızı umarım a'dan z'ye herkes okur. Dünyada her sabah farklı bir olay oluyor. Kimi yerde savaşlar, kimi yerde ise kışın nasıl soğukta otururuz mevzuları. O yüzden birlik olalım, güzel Türkiye'mizi büyültelim. Türkiye sadece 84 milyondan ibaret değildir. Dünya'daki 1.8 milyar Müslüman, Türk ve Mazlum İnsanların gözü ve kulağı, hep Türkiye'dedir.

   Yazımızın sonuna gelmiş bulunmaktayız. Bu yazımızı sizler okuduktan sonra, çevrenizdeki herkese okutmanızı tavsiye ederiz. Hayat her zaman tatlı değildir, acı gerçekleri de vardır. Bu gerçeklerle baş başa kalmamak, sizlerin elindedir. Başka yazılarda görüşmek üzere herkese Saygı ve Selamlarımızı sunarız.



Kaynaklar; wwwtrcooltextcom (resim), export, import 

24 Haziran 2022 Cuma

Yurt Dışı ve İşsizlik

   Bu yazımızın çoğunu yurt dışında yaşam için ayıracağız, kalan kısmında ise yurt içindeki işsizlik ile personel bulamama üzerine olacaktır.

   YURT DIŞINDA YAŞAMAK

   Bazı kişiler şunu demektedir, başka ülkelerdeki emekli maaşları ülkemize göre düşününce çok iyi paralar yapıyor. İlk bakışta öyle görünüyor ama işin yüzdelik dilimine bakınca öyle olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle bir örnek verelim, Almanya'da normal emekli  maaşları 900 ile 1200 euro arası değişmektedir. Bu Türkiye'ye bakınca büyük bir paradır ama orada ev kirası yaklaşık 2+1 için 600 ile 900 euro arasıdır, yani maaşın % 50 sinden fazlası ev kirasına gidiyor. Fatura ve gıda harcamaları ile bu para belki de yetmiyor, Almanya'da yaşayanlar için. 

Yurt Dışı
Yurt Dışı

   Türkiye'de de emeklilerin aldığı maaş, kira + fatura + gıda harcamalarına yetmeyebiliyor. Yani demek istediğimiz Almanya'da kazanıp, Almanya'da harcarsanız, o paranın bir anlamı yok. Çünkü orada her şey pahalı. Türkiye'de 1500-2000 TL'ye kiraya tuttuğunuz ev Almanya'da 600-900 euro arası. Yani Almanya'nın parası oraya göre değil, buraya göre değerli gibi. Sonuçta bir yerde kazanıp, başka ülkeyle kıyas yapmak yanlış gibi olur. Kazandığınız yerde, maaşınız çok kenara artıyorsa o maaş çok iyi demektir.

   Yurt dışı bazı ülkelerdeki asgari ücretleri yazalım, bunlar zamanla değişebilmektedir. Bizim rakamları yazmamızın nedeni, harcamalarla maaş arasındaki oranları yaklaşık olarak söyleyebilmektir. Mesela Almanya'da asgari ücret brüt 1.621 euro. Oradaki yaşam standartlarına göre az, ama başka ülkelere kıyaslarsanız çok. Yani kıyaslamayı her zaman nerde kazanıyorsak, orada harcayacakmışız gibi düşünürsek, daha sağlıklı sonuçlara varırız. Buna benzer bazı Avrupa ülkelerindeki asgari ücretlerde euro cinsinden şöyledir:

Hollanda:  1.725 euro

Belçika:     1.658 euro

İngiltere:    1.583 euro

Fransa:      1.603 euro

İspanya:     1.126 euro

Portekiz:      823 euro

   Mesela İngiltere'den örnek verelim. Burada ise normal ev kiraları 600 ile 1400 pound arasında değişiyor (700 ile 1500 euro gibi, yani % 50 civarı maaşın). Yani görüldüğü üzere bu ülkelerdeki yaşam standartlarına göre bu asgari ücretler, insanlara ancak yetiyor. Yani parayı kazandığınız yerde, harcarsanız fazla bir anlamı olmuyor. Parayı oradan kazanıp, başka ülkelerde harcayabilirseniz (online işler yaparak) o zaman anlamı çok olur. Sanırım bu örneklerle konumuz biraz daha iyi anlaşıldı gibi. 

KIDEM TAZMİNATI HAKKINDA

   Dünya analizlerine baktığımızda karşılaştığımız başka ilginç bir durumda kıdem tazminatı konusudur. Burada dikkatimizi çeken durum gelişmiş dediğimiz ülkelerde kıdem tazminatı ya yok, yada çok azdır. 

Örnek; Amerika, Belçika ve Almanya'da kıdem tazminatı hiç yok. 

Diğer bazı ülkelerde ise 20 yıl için yaklaşık toplam kıdem tazminatları şöyledir:

Kanada'da  1.30 maaş, Fransa'da 5.60 maaş, İspanya'da 12 maaş, Türkiye'de 20 maaş ve Çin'de 20 maaştır.

Kıdem Tazminatı
Kıdem

   PERSONEL BULAMAMA ve İŞSİZLİK

   Bu arada dikkatimizi çeken bir durumda Türkiye'de fabrikaların personel arıyoruz diye her tarafa ilanlar vermeleri, ama personel bulamamaları. Bir tarafta işsizlik var deniliyor, ama diğer tarafta fabrikalar personel bulamıyor. O zaman burada işsizlik maaşına bir göz atılması lazım diye düşünüyoruz. Yani bir kişi işten çıkarılıp 10 aya kadar maaşa bağlanıp, fabrikalar personel bulamıyorsa, burada sıkıntı var demektir. 

   Yetkililer ve fabrikalar bunu ortak değerlendirip, bir kanun hazırlanmalıdır. Mesela Almanya'da işsiz kalan kişi, iş bulma kurumuna başvuru yapıyor. Son 24 ayda eğer en az 12 ay sigortalı çalışmışsa, 6 ay maaş bağlanır. Sigortalı olarak çalışılan süre fazlaysa alacağı maaşın süreside artar. Sonra maaşı bağlanan kişi, iş aradığını kuruma ispatlaması gerekiyor. Ayrıca iş bulma kurumu kişiye, işler öneriyor. 

   Eğer önerilen işi kabul etmezse maaşı kesilebilir veya miktarı düşürülebilir, Almanya'da durum böyle şu an. Ülkemizde ise fabrikalar personel bulamıyoruz derken, on binlerce kişinin ise işsizlik maaşı alması (işe girmediği için) biraz ilginç değil mi sizce de ?

Personel
Personel İşsizlik

   İş hayatı ile ilgili bir yazımızın sonuna geldik. Bu yazımızda yurt dışından örnekler vererek, orada yaşamın nasıl olduğunu anlatmak istedik. Başka bir yazımızda daha görüşmek üzere, hepinize Teşekkür eder, Saygılar sunarız...



 Kaynaklar; trcooltextcom (resimler), wwwgooglecom, YURT DIŞI

Öne Çıkan Yayın

TEI ve Motor