13 Mart 2022 Pazar

Hastanelerimiz ve Çalışanlar hakkında, 14 Mart Tıp Bayramı

   Bu yazıyı yaklaşık 2 yıldır yazmayı düşünüyorduk, nasip bugüneymiş. Çünkü hastanelere gittiğimizde bekleme anlarımızda hastaları uzaktan gözlemliyoruz. Psikolojileri nasıl, ruh halleri nasıl. Bu aslında bir vatandaşlık görevi gibi geliyor bizlere. Çünkü bulunduğumuz yer bir hastane, yani buraya gelen insanlar bir hastalığı için gelmektedir. Dolayısı ile buraya gelen kişilerin psikolojileri, dışarıda keyif kahvesi içen birine göre iyi olamaz hiç bir zaman. Kısaca derdi olanların çare aradığı bir yerdir hastaneler.


Geçmişten günümüze hastaneler

   Kimi evde veya yolda bir kaza geçirip acil getirilmiştir, kimi ani bir kalp krizi ile, kimi ani bir ameliyatlık durum ile, kimileri de rutin muayeneleri için gelmiştir hastanelere. Allah'a Şükür şu anki hastane binaları 4 ve 5 yıldızlı otel konforunda. Eskiden bir odada 6-12 arası kişi kalıyordu, şimdi ise nerdeyse herkese bir otel suit odası konforunda, odalar veriliyor. Devletimiz 30 Büyükşehre, Şehir Hastaneleri yapmak için çalışmalara başlamıştır. Bunların 14 ildeki hizmete başlamıştır, 5 tanesi devam etmektedir. Kalan 11 şehirde ise yakın zamanda yapılacaktır.

Hizmete Giren Şehir Hastaneleri; Yozgat, Elazığ, Mersin, Adana, Isparta, Kayseri, Manisa, Eskişehir, Ankara Bilkent, Bursa, İstanbul Çam ve Sakura, Konya, Tekirdağ, Balıkesir.

Yapımı Devam Eden Şehir Hastaneleri; Kütahya, İzmir, Kocaeli, Gaziantep, Ankara Etlik.

   Devletimizde şu an 20 tane ambulans helikopter ve ambulans uçaklar vardır (görevde olan 17 helikopter + 3 uçak ambulans). Bunun yanında 5400 adet ülkemizde değişik türlerde ambulanslar vardır. Bunlar deniz ambulansı, motorize ambulanslar, çeker ambulanslar (paletli), yeni doğan ambulanslar, obez ambulanslar, acil ilk yardım ambulansları ve çoklu ambulanslardır.

   
Hava ambulansları

   Havada ambulans.

Ambulanslar ücretli mi

   Karada ambulans.

112 ambulans paralımı

    Her yerde ambulans.

   Ayrıca eskiden hastanelerin dar ve uzun koridorları vardı ve muayene odalarının kapılarında bekleyenlerle beraber koridorlar, dolup taşıyordu. Şimdiki hastanelerin koridorları nerdeyse, çocukların rahat maç oynayacağı büyüklükte. Bunları yapan Devletimize teşekkür ederiz. Ayrıca eskiden hastanelerde o an için paranız yoksa, siz veya cenazeniz rehin kalabilirdi. Şu an bu durumlar ortadan kalktı şükür. 

   Bu durumun daha iyi anlaşılması için, eski ve yeni hastanelerden bir kaç örnek resimler ve video ekleyelim. Daha sonra ise analiz yazımıza başlayalım. Dediğimiz gibi 2 yıldır aklımızda ne oluştuysa sizlerle paylaşmak istiyoruz. Amacımız birlikte büyüyen Türkiye ve daha sonra dünyadaki tüm mazlumlara yardım eden büyük Türkiye'nin olabilmesi için çalışmaktır. Bu adeta çınar ağacının büyürken, bir yaprağı olabilmek gibi bir durumdur.

   ESKİ HASTANELERDEN VİDEO ve RESİMLER

   Bu konuda en iyi video rahmetli Savaş Ay'ın videosudur. Youtube'a şunu yazarsanız videoyu kolayca bulabilirsiniz; SSK Hastaneleri 1998 Yılı A Takımı Savaş AY.


Eskiden hastane kuyrukları

    Neydi o eski günlerdeki hastane kuyrukları.

Eski hastaneler

   MODERN HASTANELERİMİZDEN BİRİNE ÖRNEK

   Avrupa'nın en büyük yoğun bakım kapasitesine sahip hastanelerinden biri olan İstanbul Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi'nin resimlerine bakalım. Nerelerden nerelere geldiğimizi, daha iyi anlarız.

   Çam ve Sakura ne demek: Çam insanlara sağlık ve enerjiyi hissettirir, Sakura ise meşhur Japonya'nın Sakura çiçeklerinden gelmektedir.

    
Çam ve Sakura Şehir Hastanesi

   Dünyada sayılı hastanelerimizden.

Çam ve Sakura ne demek

   Sağlıkla ilgili gerekli donanımları, eski ve yeni hastanelerin karşılaştırmalarını yazdıktan sonra şimdi gelelim asıl konumuza, yani ''Analiz Yazımıza''. Bu analizi 3 başlıkta inceleyeceğiz, böylece herkes açısından akılda ne sorular varsa yazmış olacağız.

  Eskiden hastanelere gidip muayene olup, ilaç almak için neler yapılırdı. Onları şimdi bir hatırlayalım isterseniz.

- Normal bölümlere gitmek için sabah 6'da kalkılır ve yola konulurdu.

- Eğer normal bir bölüm değil de, acilliği olan bölümse bazen gece 4-5 de kalkılır, otobüs varsa binilirdi. Eğer otobüs yoksa yürünür veya taksi çağırılıp, hastanenin yoluna konulurdu.

- Hastaneye varınca muayene odasının kapısında ayakta kuyruğa girilirdi, sıra almak için.

- Saat 7:30 olunca kapı açılır ve şanslı iseniz o gün için ayrılan sıralardan kağıt numara alınırdı.

- Sıra numarası alabildiyseniz karnenizle beraber, kayıt yaptırırsınız.

- Saat 9:00 olunca doktor gelir ve kapıyı gözetlersiniz, isminiz okunana kadar.

- Doktor gelince muayenenizi olur, reçete kağıdınızı alırsınız.

- Sonra anlaşmalı olan eczanelere bakar, ilacınızı almaya çalışırsınız. Tabii eczanede ilaçların hepsi varsa.

- Eğer ilaçların hepsi yoksa veya anlaşmalı eczane bulamazsanız, başka eczaneye gider % 100 parayı ödeyip, ilacınızı alırdınız. Bu parayı da 3 ay sonra devletten geri alırdınız.

- O zamanlar şehirde bulunan eczanelerin %5 ile %10 arası anlaşmalıydı, gerisi %100 paralı satardı ilaçları.

  Eskiden prosedürler bu şekildeydi, ya şimdi nasıl?

- Telefonla istediğiniz doktoru seçip, önünüzdeki 15 gün içindeki boş günlerden birine randevu alırsınız.

- Muayene vaktinden 30 dk. önce yola çıkar, hastaneye gider, kaydınızı yaptırırsınız.

- Sıra numaranız tabelada yanınca, muayene olur, online reçeteniz yazılır.

- İstediğiniz eczaneye gidip, ilacınızı alırsınız, ödenmesi gereken düşük oranlarda.

   Bu detayları yazdıktan sonra şunu söylemek isteriz. Biz birlik olduğumuz sürece dünyada kimse bizleri tutamaz. Şimdi hazırsanız 3 tane alt konu başlıklarını yazmaya başlıyoruz.

   ANALİZLERİMİZ 

   1) HASTALAR için ANALİZLERİMİZ

   Hastalar hastanelerin gerçek sahibidir. Dün siz, bugün komşunuz, yarın akrabanız, başka gün arkadaşlarınız, diğer gün hemşehrilerimiz gider. Şimdi hastaneye gittiğimizde nasıl davranmalıyız, onları yazalım.

- Hastaneye gittiğimizde dışarıda çok kullandığımız acil durumunu kıyıya bırakmalıyız.

- Hastanede sabırlı olup, sıramızı bekleyeceğiz.

- Hastaneye gelen başkalarına karşı saygıda kusur etmeyeceğiz.

- Adı üstünde hasta olduğumuz için psikolojik olarak iyi olmayabiliriz. Bu yüzden kimseyle tartışma yapmamalıyız.

- Eğer hastanede sinirimizi bozacak bir durum olur ise, kimseye kızmadan direkt hastanedeki ''Hasta Hakları'' birimine başvuralım durumu anlatalım, durum çözülsün.

- Eğer hasta haklarında da çözülmezse, orada yaşadığınız durumu tüm detayları ile ''Cimer'' üzerinden Sağlık Bakanlığına başvurun. 

- Ayrıca e-nabız üzerinden doktorun hizmetine, düşük puan verin.

  Cimer ve Bakanlık gerekli tahkikatı yapıp, size bilgi verecektir.

  Hiç bir zaman fevri davranıp, hastanelerde görevlilerle münakaşa yapmayın. Şunu unutmayın herkes kurallara uyduğu sürece, her şey çözülür.

  Ayrıca hastanede kavga çıkartırsanız, hukuki yaptırımları vardır. Bunun yanında başkasının muayene olma hakkına da girmiş olursunuz, buda kul hakkına girer. O yüzden her zaman anlayışlı olalım.

   2) SAĞLIK ÇALIŞANLARI için ANALİZLERİMİZ

   Sağlık çalışanları hastanelerin ev sahibidir. Yani hastalar onların misafirleridir ve her gün başka hastalar, sağlık görevlilerimize adeta misafirliğe giderler. Şimdi hastaneye gelen misafirleri sağlık personellerimiz nasıl karşılamalıdır, onları yazalım.

- Hastaneye gelen tüm hastalara hoş geldiniz demeliyiz.

- Hastaneye gelen kişiler, dışarıdaki gibi çok pozitif olamayacağı için, onların psikolojilerini iyice analiz etmeliyiz.

- Kendimizi onların yerine koyarak, empatiler yapmalıyız. Ekstra ne derdi olabilir, diye düşünmeliyiz.

- Oraya gelen herkes zengin değildir. Belki cebinde ilaç alacak kadar ancak parası olabileceğini düşünmeliyiz.

- Ne olursa olsun onlara karşı tepeden bakma gibi bir davranış düşünmeyelim.

- Bu ülkede sizden daha ağır görevlerde çalışan insanlarımız olduğunu asla unutmayalım (her an bir çatışmada kurşunlar arasında kalabilecek polis / asker gibi veya yerin yüzlerce metre altında çalışan madenciler..vs..Bu tarz işlerde çalışanları düşünerek, işimizin kıymetini bilip, işimize daha sıkı sarılalım.

- Kimseyi hiç bir zaman küçük görmeyelim, kendimizi onun yerine koyup düşünelim. Belki onun yerinde siz, sizin yerinde ise onun olabileceğini unutmayalım. Halimize her zaman şükredelim.

- Bir hastanın yüzünü güldürerek hayır duasını almanın, en büyük kazanç olacağını sakın unutmayalım.

- Hasta olan misafirlerimize karşı, hep ilgili olalım.

- Bunlara rağmen saldırgan tutumlu birisi olursa görev başında, soğukkanlı olup acil durum kodları ile güvenliğe haber edelim.

- Ayrıca konu ne olursa olsun, görevimizi hiç bir zaman aksatmayalım. Eğer bir sorununuz olursa bunu üst amirlerinizle paylaşıp, çözümler arayalım.

- Eğer çözüm arama yerine hasta ile tartışma yaparsak herkes strese girer, buda kimseye bir şey kazandırmaz. Hasta bizi, hasta haklarına şikayet eder, bizde hastayı güvenliğe bildiririz.

   3) HALKIN BEKLEDİĞİ ACİL ÇÖZÜMLER için ANALİZLERİMİZ

   Hastalar ve Çalışanları analiz ederek yazdıktan sonra, şimdi toplum olarak neler isteniyor, neler düşünülüyor onları yazalım. 

- Son zamanlarda MHRS üzerinden randevu almada sorunlar oluyor. Devletimiz bunu derinlemesine araştırmalı. Eğer birileri bilerek bunu sabote etmeye çalışıyorsa, gerekli cezalar verilmeli. Hiç bir hastamız bekletilip, mağdur edilmemelidir.

- Hastane girişlerinde kayıt yapılırken hiç bir hasta azar işitme gibi bir durumla karşılaşmamalıdır. Böyle bir durum olursa hasta hemen, hasta haklarına başvurup, durum hızlıca incelenmelidir. 

- Cimer'e hastaneler ile ilgili gelen şikayetler acil kodu ile hemen incelenmelidir. Gerekirse o gün çözülmelidir durum. Yani Cimer üzerinde çok sıkı denetim olmalı, hem Bakanlık hem de Cumhurbaşkanlığı üzerinden.

- Hastalar zar zor randevu alıp, o günde hastaneye gidince sağlık çalışanları şu an grevde, muayene yok gibi bir durumla karşılaşmaması gerekir. 

- Randevusunu alıp hastaneye gelen, kesinlikle muayenesini olmalıdır. Belki de hasta olan kişi çok uzaktan geliyor, bu yüzden iyice denetim olmalıdır.

- Kısaca hasta olan hiç bir şekilde zor durumda kalmamalıdır, adı üstünde gelen kişi hasta olmuş, derdine çare arıyor. Bunu da hastanelerden başka nerede bulabilir, değil mi?

- Hastanelerde grev durumlarına mesai saatleri içinde kesinlikle izin verilmemelidir. Akşam saat 5'den sonra izin verilebilir. Bu durum hastalara aksettirilmemelidir.

- Yine grev yapmaya kalkan olursa maaş kesintisi ve gerekli soruşturmalar yapılmalıdır. Hastaneye gelen hiç bir kimse hastanelere ve Devletine karşı küstürülemez, kimse hastadan ve devletten büyük değildir. Şu unutulmamalıdır, hastalar olmazsa ne hastaneler işe yarar, nede çalışanlar. Herkes boş boş oturur.

- Hastaneye hastalar gitmezse, ilaç yazılmaz. Bu sefer eczane ne yapacak? Dolayısı ile eczanelerde boş kalır, yani her şey birbirleri ile bağlantılıdır.

   Yazımızın sonuna yaklaşıyoruz. Buradaki yazdıklarımızı herkesin dertlerini duyup, orta bir yolda analiz ederek yazdık. Böylece herkes huzur ve mutluluk içinde hastaneye gider, hastanedeki çalışanlar ise huzur ve mutluluk içinde işini yapar. 

   Yazımıza gösterdiğiniz ilgi için teşekkür eder, tüm çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı kutlu olsun. Daha nice bayramlara sağlık ve mutlulukla kavuşmalarını diler, başka bir yazımızda görüşmek üzere, herkese Saygılar sunarız...


NOT 1: Bu yazımızı 13 Mart 2022 tarihinde hazırlamıştık. Bugün 14 Ağustos 2024 ve bugünkü tarih itibari ile yapımı biten Şehir Hastanesi sayısı 25 ve sağlık çalışan sayısı 1.462.000'dir. Bu yazımızı 2022 yılında hazırlarken yapımı devam eden hastanelerin hepsi şu an bitip, hizmete açılmıştır. Bunlara ilave olarak şu şehir hastanelerimizde yapılıp açılmıştır: Antalya, Erzurum, İstanbul Göztepe, İstanbul Cemil Taşçıoğlu, Kahramanmaraş ve İstanbul Lütfi Kırdar Şehir Hastaneleri. Böylece şu an toplam 21 ilimizde, 25 tane hastane hizmettedir.

NOT 2: Yapımı devam eden, sonra yeni açılacak şehir hastaneleri ise şöyledir: 

- İstanbul Sancaktepe Şehir Hastanesi.
- Sakarya Şehir Hastanesi.
- Mardin Şehir Hastanesi.
- Denizli Şehir Hastanesi.
- Trabzon Şehir Hastanesi.
- Diyarbakır Şehir Hastanesi.
- Rize Şehir Hastanesi.

NOT 3: Merak edilen bazı soruları ve cevaplarını, temmuz 2025 günü yazımıza ilave ediyoruz.

* Eve ambulans çağırmak ücretli mi, ambulans çağırmak paralı mı, ambulans paralı mı, eve ambulans çağırma ücreti, 112 ambulans paralımı, 112 ambulans çağırmak ücretli mi, ambulanslar ücretlimi: Tıbbi gereklilik varsa ücretsizdir.

* Ambulansla özel hastaneye gitmek ucretlimi: Bu konuda en iyi cevabı gideceğiniz özel hastane veya 112 acil çağrı merkezi verecektir. Ayrıca hastanenin SGK ile anlaşması olup olmadığını sorunuz. Böylece en iyi ve güncel cevabı almış olursunuz. 

* Hastanelerde nasıl davranmalıyız 3 örnek, hastanelerde nasil davranmaliyiz: Sessiz olmalıyız, kimseyi rahatsız etmemeliyiz, saygılı olmalıyız, gürültü yapmamalıyız, ziyaret saatlerine uymalıyız.

* Bağkur borcum var hastaneye gidebilir miyim 2025, Bağ-kur borcu olanlar hastanede muayene olabilir mi, 2025 Bağ-kur borcu olanlar sağlıktan yararlanabilir mi? Borcu olanlar 31-12-2025 tarihine kadar sağlık hizmetlerinden yararlanabilecektir.

* Abd ambulans ücreti, Amerikada ambulans ücreti: Dünyanın meşhur Amerika ülkesinde tıbbi ihtiyacınız olsa bile, ambulansa para ödüyorsunuz. Bunu biliyor musunuz, bununla ilgili başka bir analiz hazırlamıştık, sitemizden okuyabilirsiniz.

NOT 4: Bugün tarih 25 Ocak 2026. Resmi açılışı yapılan Aydın Şehir Hastanesi ile beraber toplam bugüne kadar açılan Şehir Hastaneleri sayısı 27 oldu. İnşaatı devam eden hastane sayısı 10 tanedir bunlar: Ordu, Rize, Trabzon, Şanlıurfa, Mardin, Diyarbakır, Van, Denizli, Maraş ve İstanbul Sancaktepe Hastanesidir. Bunun dışında projelendirme aşamasında olan hastanelerde bulunmaktadır.



   Kaynaklar: saglik site, camsakurasehirsaglik site, baharaydinlatma site, dormakaba site, şehir hastaneleri isimleri, HASTANELERİMİZ ve ÇALIŞANLAR HAKKINDA, hastane çalışanları için öneriler, halkın bekledikleri, 14 MART TIP BAYRAMI, hastane randevu sorunu, hastanede rehin kalan hastalar, savaş ay ssk hastaneleri, hasta için öneriler, hastaların hastanede karşılaştığı sorunlar, sağlık kurumlarında karşilaşilan sorunlar, tıp bayramı nasıl yazılır, 14 mart ne günü, 14 mart dünya ne günü, tıp bayramı ne zaman, türkiye o günleri unutmadı kalabalık hastaneleri, şehir hastanelerimiz, şehir hastaneleri hangileri, şehir hastaneleri hangi illerde bulunuyor, şehir hastanelerinin farkı nedir, şehir hastanesi ücretli mi, açılacak şehir hastaneleri, türkiye'deki şehir hastaneleri listesi, türkiye'de kaç şehir hastanesi var, 14 mart tıp bayramınız kutlu olsun, çam sakura hastanesi, ambulans arabası, 1 ambulans maliyeti, tıp bayramı hangi gün, tıp bayramı nedir, tıp bayramı ne demek, YAPILAN YATIRIMLAR, hastalar için öneriler.

27 Şubat 2022 Pazar

Bill Gates ile çiçekli günlere mi, Çiçek hastalığı

   Bill Gates ile ilgili başka analiz yazısı yazmayacağımızı söylemiştik, Aralık ayındaki bu yazımızda. Çünkü toplam 8 yazı yazmıştık, artık yeter demiştik. Herkes o yazıları okuyup, kendi değerlendirmesini yapar diye düşünmüştük. Ama şimdi yine yazma kararı aldık, çünkü bu sefer bazı konulardan bahsetmiş. Konu bize göre geleceğimizin büyükleri olan, çocuklarımız üzerine. Peki Bill Gates nelerden bahsetmiş önce onlara bakalım, sonra analiz yazımızı yazmaya başlayalım.

   BİLL GATES'İN BAHSETTİKLERİ

- Çiçek hastalığı biyolojik silah olarak kullanılabilir.

- Devletler gelecekte pandemilere karşı ar-ge için, on milyarlarca dolar para harcamalıdır. Amerika ve İngiltere bunun bir parçası olmalıdır. Böylece grip ve soğuk algınlığının ortadan kaldırılmasına ön ayak olunabilir.

- Mikrop tatbikatlarını yapacak DSÖ bünyesindeki pandemi güçleri için, yılda 1 milyar dolar gerekecektir.

- Bu mikrop tatbikat güçleri, ülkelerin havaalanlarına yönelik olabilecek çiçek hastalığı saldırıları gibi, biyoterörizm olaylarına karşı, ülkeleri hazırlayabilir.

- Aşılar kolunuza yapıştırılan bir bant haline getirilebilir.

- Ar-Ge aşıları ucuzlatabilir, büyük fabrikalar kurularak.

- İleride bir salgın daha yaşayacağız. Bu yeni pandeminin büyük olasılıkla, koronavirüs ailesinden farklı bir patojenden kaynaklanabilir.

- Doğru yatırımlar şimdiden hükümetler tarafından yapılmalıdır.

   Burada Bill Gates bir ''çiçekten'' bahsetmiş. Bu çiçek nedir, ne değildir önce onlara bakalım. Sonra analiz yazımıza başlayacağız. Bizim bildiğimiz su çiçeği hastalığı var günümüzde, birde 76 yıl önce (1946) biten çiçek hastalığı salgını vardı. Şimdi bunlardan kısaca bahsedelim.


Çiçek hastalığı Bill Gates

   SU ÇİÇEĞİ HASTALIĞI HAKKINDA, Chicken pox, Su çiçek hastalığı belirtileri.

   Su çiçeği nedir, su çiçeği ne demektir: Su çiçeği hastalığının büyük kısmı 6 yaşına kadar olan çocuklarda, belli kısmı okul çağındaki çocuklarda ve çok az bir kısmı ise büyüklerde görülür. Belirtileri ateş, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı ve hafif karın ağrısıdır. Bu hastalığın temelinde bir virüs (varisella zoster) vardır. 

   Genelde kendiliğinden iyileşir, bir kez geçiren hayat boyu bağışıklık sağlar. Aşı yapılınca vaka sayısında azalma olmuştur. Belirtisi su dolu döküntülerdir, başta saydam gibidir sonra ise bulanık bir hâl alırlar. Kaşıntı yapar, kaşınmamalıdır. Kaşınırsa mikrop kapıp, ciltte lekelere ve apselere sebep olabilir. Vücut gövdesinden başlayarak yüz ve saçlara kadar görülebilir. Döküntü sayısı 250 ile 500 arası değişebilir. 

   Bulaşıcı olabilir o yüzden hasta, bünyesi zayıf kişilerden uzak tutulmalıdır. Hastalık geçene kadar başkaları ile görüşmemesi gerekir. Hasta olan kişiden başkalarına, solunum yoluyla veya derideki kabarcıkların içindeki sıvıyla temas edilmesi sonucu bulaşmaktadır.

   Günlük banyo yapılabilir. Banyo yaparken lifle kese yapılmamalıdır. Ateş düşürücüler kullanılabilir, ama aspirin kullanılmaz. Kaşıntı giderici kremler kullanılır. Aşı yaptırılırsa koruma artar.


Su çiçeği nedir

  ÇİÇEK HASTALIĞI HAKKINDA, Çiçek hastalığı ingilizcesi Smallpox, Çiçek hastalığı belirtileri.

   Çiçek hastalığı nedir, çiçek hastalığı ne demektir: Bu hastalık variola isimli bir virüsten oluşmuştur. En son salgın 1946 yılında olmuştur, bireysel olarak ise en son 1977 yılında görülmüştür. Çiçek hastalığında kabarcıkların kendine özgü bir görünümü vardır ve daha derindir, ölümlü sonuçları olabilir. Çiçek hastalığının belirtileri üşümeyle beraber titreme, mide bulantısıyla beraber kusma, yüksek ateş, baş ağrısı, vücut ağrısı ve halsizliktir. 

   El, kol, yüz, ayak ve bacaklarda görülen bu hastalık zamanla boğazda yaralar şeklinde de görülebilir. İyileşmesi 2-3 haftayı bulabilir.

   Hapşırma, öksürme ve konuşma gibi solunum yolundan çıkan damlacıklarla bulaşır. Vücuttaki kabarcıkların içindeki sıvı ve kabarcığın dışındaki kabuklara birileri temas ederse, bunlara da bulaşabilir. O yüzden hasta olan kişi kendini etraftan izole etmelidir. 

   Bu hastalığa yakalananlar bağışıklık sistemini güçlendirici gıdalar almalıdır. İlk 3 günde aşı olursa korunur. Erken teşhis ve tedavi önemlidir. FDA tarafından onaylanan bir antiviral ilaç vardır (tecovirimat).

  Maymun çiçeği görüntüsü, çiçek hastalığı resmi aşağıdaki gibidir.


Çiçek hastalığı nedir

   ÇİÇEK HASTALIĞI ile SU ÇİÇEĞİNİN FARKI, Su çiçeği ve çiçek hastalığı arasındaki fark nedir?

   Bu iki hastalık ismen benzese de birbirlerinden farklıdır. İkisinde de deride döküntüler olur ama çiçek hastalığı daha ciddi ve ağır geçer. Ayrıca çiçek hastalığında görülen kabarcıkların kendine özgü bir görünümü olup, daha derindir.

  BİLL GATES'İN BAHSETTİKLERİNDEN BİZİM ANLADIKLARIMIZ

   Evet bahsedilenleri ve iki hastalık hakkındaki detayları okudunuz. Şimdi analizimizi yazmaya başlayabiliriz. 

   2010 ve 2015 yıllarındaki seminerlerinde adeta günümüzdeki Korona virüs hastalığını olacakmış gibi anlatan ve bunu görsellerle bizlere gösteren Bill Gates, şimdi bunları diyorsa artık bizim 2 kere değil, 10 kere düşünmemiz gerekir. Bizler üzerimize düşeni yaparak düşündük ve aklımıza gelen bazı deli soruları yazmak istedik. Sizlerde soruları okuyup cevaplarını düşünerek, kararınızı verirsiniz.

  AKILDA yine DELİ SORULAR

- Öncelikle Sayın Gates, siz kâhin misiniz? Her şeyi nerdeyse birebir biliyorsunuz.

- Eğer Kâhin iseniz, Afrika başta olmak üzere yıllarca açlık içinde yaşayan insanlara bugüne kadar niçin servetinizden direkt NAKİT paralar vermediniz?

- Eğer Kâhin değilseniz, bunları nereden biliyorsunuz?

- Su Çiçeği ile Çiçek Hastalığından %50-50 alınıp, ''Çiçek Virüsü'' denilecek bir hastalık mı planlanıyor dünyada?

- Tam adı ne olacak sizce, Çiçek virüsü mü? (Smallpox virus), yoksa çiçek..?

- Eğer bu çiçek virüsü doğal olacaksa, kesinlikle bunu bilemezsiniz. Biliyorsanız bu yapay virüs mü?

- Eğer yapay virüs ise, kimler planlıyor bunu?

- Bunu planlayanlarla ticari bağlantılarınız var mı?

- Var ise nasıl bir ortaklığınız var?

- Su çiçeği genelde çocuklarda görülür ve aşı yapılırdı. Korona virüste milyarlarca büyük insan aşı oldu, ama çocuklar olmadı. Aşı olmayan çocukları da aşılamak için, bu yapay çiçek virüs mü ortaya çıkarılacak?

- Çiçek virüsü için yatırımlar yapıyor musunuz?

- Yapıyorsanız başta aşı ve neler üzerinedir?

- Aşı çalışması yapmayı düşünüyorsanız bunu korona virüste olduğu gibi, mRNA teknolojisi ile mi planlıyorsunuz?

- Bu mRNA aşı sevdanızın sebebi nedir? Siz normalde bilgisayar uzmanısınız ya, o yüzden merak edip sorduk. 

- Bildiklerinizi dünya halkı ile paylaşmayı düşünüyor musunuz?

- Tarih tekerrürden mi ibarettir? En son 1946 yılında çiçek hastalığı salgını olmuştu, 1977'den sonra ise doğal yollar ile kimsede görülmemişti.

- Bu hastalıkla insanların işlerine gitmesini engelleyip, üretimi azalttırıp, dünyada kıtlık mı oluşturacaksınız?

- Bu bahsettiğiniz hastalık 2028 yılında mı vizyona girecek. Niçin bu yıl olabileceğini aylar önceki bu yazımızda yazmıştık.

- Bu çiçek hastalığında ilk 3 günde aşı olunursa koruma olur. Dolayısı ile aşırı şekilde aşıya talep olur. Bu pazarlamanızın bir parçası mıdır?

- Gelelim can alıcı sorumuza. Bu çiçek virüsünün YAPAY ET projesi ile alakası var mı?

- Hayvanlara bu virüs bulaşıp, hayvanlar telef edilerek milleti teşviklerle (ucuz yapay etler piyasaya sürerek) yapay etlere mi yönlendireceksiniz?  

- Bu yapay etleri başarırsanız, hedefiniz Kurban Bayramı'nda Müslümanların kurban kesmesine ne gerek var sözünü, söylemek mi olacak? (Bu analizi dünyada ilk yazan biziz, bizden önce yazanı görmedik 13 ay öncesinden. Bu yazımızı tekrar okumak isteyenler için bu linkimize bakabilir).

- Hükümetler olabilecek pandemi durumlarına  hazırlansın, kurulabilecek pandemi güçlerine milyonlarca dolar ödesin demekle, bir bakıma hükümetlere şantaj yapmış olmuyor musunuz? 

- Yani parayı verirsen salgın senin ülkene gelmez ama vermezsen çekeceğin var der gibi, haksız mıyız?


Maymun çiçeği belirtileri

   Şimdilik bu kadar soru yeter diyelim. Zamanla lüzum görürsek yeni bir konu daha yazıp, ilave başka sorularda yazımıza ekleriz.

   Bir yazımızın sonuna daha geldik. Başta dediğimiz gibi Bill Gates ile ilgili başka yazı yazmayacaktık. Ne hikmetse ! dedikleri çıkan Bill Gates'in bu sözlerini kulak ardı edemezdik. O yüzden araştırıp, 3 boyutlu  düşünerek yazdık. Resimlerden de gördüğünüz gibi bu çiçek hastalığı, insanı görüntü itibari ile ürperten bir hastalıktır. Bu hastalık, eğer birileri tarafından yapay olarak planlanıyorsa bize düşen görev, önce Devletlerin buna karşı önlem alması için destek olmaktır. Böylece devletlerde bunu planlayanlara karşı hesap sormalıdır.

   Biz bireyler olarak üzerimize düşen ise Allah'a dua etmektir, onlara fırsat vermesin diye. Eğer böyle planları yapanlar varsa, Allah onlara tuzakların en büyüğünü kurup, planlarını onların başlarına geçirsin diye bol dua edelim, Allah'a yakaralım. 

   Bazı çok merak edilen sorular ve cevapları

* Çiçek hastalığı suçiçeği mi? Hayır, çiçek hastalığı ağır bis hastalıktır. Su çiçeği genelde çocukluk vakitlerinde görülür.

* Çiçek hastalığı görüntüsü nasıl: Resimlere ekledik, bakabilirsiniz. 

* Bill Gates ailesi zengin miydi: Evet.

* Maymun çiçeği ölümcülmüdür: Olabilir.

   Hiç kimse dünyanın huzurunu bozamaz, bozmaya da fırsat vermeyelim. Bu iş bireysel değil, birliktelik ile olur dünyada. Birlikten her zaman kuvvet doğar, bunu asla unutmayalım hayatımızda. Bizden yazması sizden ise önce okuyup sonra  başkalarına göndererek, onların da okumasını sağlamanızdır. Başka bir yazımızda daha tekrar görüşmek üzere herkese Saygılar...


NOT 1: Bu yazımızı 2022 şubatta hazırlamıştık. Bugün 15 ağustos 2024 ve Dünya Sağlık Örgütü dünyada maymun çiçeği virüsü görüldü deyip, acil durum ilan etme kararı aldıklarını duyurdular. 



   Kaynaklar: saglik site, google site, trcooltext (resim), pngwing site, KITLIK, bill gates çiçek hastalığı, BİLL GATES İLE ÇİÇEKLİ GÜNLERE Mİ, çiçek hastalığı, ÇİÇEK HASTALIĞI, smallpox virus, maymun çiçeği virüsü nedir, maymun çiçeği nedir, maymun çiçeği salgını, monkeypox, monkey pox, maymun virüsü belirtileri, maymun virüsü nasıl bulaşır, maymun virüsü öldürür mü, maymun çiçeği virüsü belirtileri, maymun çiçeği virüsü nasıl bulaşıyor, bill gates hastalığı, çiçek hastalığı bill gates, sırada maymun çiçeği, maymun çiçeği belirtileri, maymun çiçeği hastalığı, ANALİZLER, kıtlık planları.

19 Şubat 2022 Cumartesi

28 Şubat darbesi, Demokrasiye vurulan Postmodern darbe

    28 şubat 1997, Türkiye gibi büyük bir Devlet için yaşanmaması gereken bir gündür o gün. Bu tarihte doğan bir bebek şu an üniversiteyi bitirmiş ve iş hayatına atılmış bir gençtir, o günleri hiç hatırlamıyor. Sadece televizyon ve internetten araştırarak, bilgileri öğrenmiştir. Şeyh Edebali'nin bir sözü vardır;

- Geçmişini bilmeyen, geleceğini de bilemez. Geçmişini iyi bil ki, geleceğe sağlam basasın. Nereden geldiğini unutma ki, nereye gideceğini unutmayasın.

   Evet ne güzel söylenmiş bir söz. Bizim bu yazıyı yazmamızdaki amacımız ise, geçmişi iyi öğrenmek, ona göre geleceğe sağlam adımlarla yürüyebilmektir.

   Biz o gün olanları kısaca yazalım, sonra analiz yazımıza başlayalım.

     

28 şubat ta ne oldu

  28 şubat darbesi nedir özet, 28 şubat postmodern darbesi nedir, 28 şubat post modern darbe, 28 şubat olayı nedir, 28 şubat olayı ne oldu, 28 şubat'ta hangi olaylar oldu:

  Tarih 28 Şubat 1997 idi. O gün uzun bir Milli Güvenlik Kurulu toplantısı yapılmıştı. Toplantıya hükümetten Başbakan Necmettin Erbakan, Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ve yetkili Bakanlar katılmıştı. Bu toplantı sonunda öyle kararlar açıklandı ki, adeta post modern bir darbe yapılmıştı hükümete, medya üzerinden. Kararları Başbakan imzalamadı o gün.

  28 şubat darbesini kim yaptı, 1997 darbesi kim yaptı, 28 şubat ı kim yaptı: O günkü askeriye ve bürokrasi kanadı.

  28 şubat darbesi ne zaman oldu, 28 şubat darbesi hangi yılda oldu, 28 şubat darbesi hangi yıl oldu: 1997 yılında.

  28 şubat darbesi neden yapıldı: İrticayı bahane edenler yaptı. 
  28 şubat olayını kim yaptı: 1000 yıl sürecek diyenler!
  28 şubat 1997'de iktidarda kim vardı: Refahyol Hükümeti.

   ALINAN BİLDİRİDEKİ KARARLARDAN BAZILARI KISACA ŞÖYLEYDİ;

- Tarikatlara bağlı okul ve yurtlar devletin yetkili organlarınca denetim altına alınmalıdır.

- 8 yıl kesintisiz eğitim, tüm yurtta uygulamaya konulmalı.

- Kuran kursları Milli Eğitim Bakanlığının sorumluluğu ve kontrolünde olmalı.

- Yurdun değişik yerlerinde yapılan dini tesisler gündemde tutularak, belli çevrelere mesaj vermek amacıyla siyasi istismar konusu yapılmamalı.

- 677 sayılı yasa ile men edilmiş tarikatların ve bu kanunda belirtilen tüm unsurların faaliyetlerine son verilmelidir.

- İrtica nedeniyle askeriyeden çıkarılan personeller istismar edilerek TSK'yı dine karşıymış gibi göstermeye çalışan bazı yayın organlarının yayınları kontrol altına alınmalıdır.

- TSK'dan ilişiği kesilen personeller diğer kamu kurum ve kuruluşlarında istihdamına imkan verilmemelidir.

- Aşırı dinci kesimin faaliyetleri yasal ve idari yollarla engellenmelidir.

- Belediyeler yasasına aykırı olarak sergilenen olayların sorumluları hakkında gerekli yasal ve idari işlemler kısa zamanda sonuçlandırılmalı.

- Kıyafetle Türkiye'yi çağdışı bir görünüme sevk edecek uygulamalara mani olunmalı.

- Kurban derileri rejim aleyhtarı örgüt ve kuruluşlar tarafından toplanmasına mani olunmalı.

- Ülke sorunlarının çözümünü ümmet kavramı bazında ele alan girişimler yasal ve idari yollardan önlenmelidir.

   Kararların kısa özeti bu şekildeydi. Peki o günlerde söylenen bazı sözler vardı. Birde onlara bakalım.

   O GÜNLERDE SÖYLENENLER;

- Sincan'da demokrasiye balans ayarı yaptık.

- 28 şubat bin yıl sürecek.

- Gerekirse silah bile kullanırız.

- Beceremediniz artık bırakın.

- Rektörler uyardı.

  Bu kararlar ve söylenen sözlerden sonra ülke olarak neler kaybettik. Onları analiz olarak maddeler halinde yazalım.

  NELER KAYBEDİLDİ?

- Karardan sonraki yıllarda yaklaşık 35 milyar dolar fazladan direkt faiz ödendi.

- Bankalardan hortumlanan para yaklaşık 50 milyar dolar oldu.

- 28 Şubatın toplam ekonomik zararı yaklaşık, 280 milyar doların üzerinde oldu.

- İnsanlar fişlendi.

- Öğretmenler soruşturma geçirdi.

- Yatırımlar azaldı, döviz aşırı arttı.

- Büyüme azaldı.

- Enflasyon %99'lara çıktı.

- Demokrasimiz yara aldı, parti kapatıldı.

- Şiir okudu diye 1999 yılında, o zaman İstanbul Belediye Başkanı olan Sayın Erdoğan'a hapis cezası verildi.

   Şükür o günler artık geride kaldı. Peki ya kalmasaydı neler olurdu. Onları maddeler halinde yazalım. Bu yazdıklarımızı empati yaparak çok iyi düşünelim. Ya o günkü durumlar hâlâ şimdi, devam etseydi?

  28 ŞUBAT KARARLARI DEVAM ETSEYDİ, ŞU AN NELER OLURDU?

- Üniversitelerde başörtülü öğrenciler okuyamayacaktı.

- Askerde çocuğunun yemin törenine başörtülü anneler giremezdi.

- Başörtülü olarak memurlar işe gidemeyecekti.

- Peruk satışları tavan yapardı!

- 12 yaştan küçüklere Kur'an-ı Kerim öğretilme yasağı devam ederdi.

- İmam Hatip ve Meslek Lisesini okuyan öğrencilere uygulanan katsayı uygulaması devam ederdi.

- Üniversiteler de ikna odalarına devam edilirdi.

- İrtica kelimesi, gündemden düşmezdi.

- Öğretmenler soruşturma geçirmeye devam ederdi.

- Vakıflar kapatılmaya devam ederdi.

- Türk Silahlı Kuvvetleri'nden ihraçlar yapılmaya devam edilirdi.

- Halkın fişlenmesine devam edilirdi.

- Yöneticiler hakkında kovuşturmalar devam ederdi.

- Halkın seçtiği partileri, irtica ile kapattırmak için çalışmalara devam edilirdi.

- İrtica brifingleri verilmeye devam edilirdi.

- Terörle mücadele bu kadar ilerleyemezdi.

- İrtica ile önleri kesilen gençler kendilerini geliştirip iha, siha, helikopter ve bunun gibi teknolojik ürünler üretemezdi.

- Yapay senaryolar kurulmaya devam ederdi, başka irtica bahaneleri için zeminler hazırlanırdı.

- Bir emirle gazetelere istenen  manşetlerin atılmasına devam edilirdi.

- Batı çalışma grubu gibi oluşumların kurulmasına, devam edilirdi.

- Yurt dışına beyin göçü çok artardı.

- Askeriyeye lazım olacak savunma araçlarını, yurt dışından almaya devam ederdik.

- Heronlar alabilirsek alırdık, ama görüntüler önce başka ülkelere gidip, bize saatler sonra görüntüler kesilerek gelirdi!

   Yazımızın sonuna yanaştık değerli okuyanlarımız. Bazen insan hayatında öyle anlar olur ki, uzun zaman unutamaz. 28 şubat dönemi de böyle anlardan biriydi. O zamanları en çok hissedenler üniversitelerde okuyan başörtülü öğrencilerdi. Allah C.C. buna benzer günleri bir daha bizlere yaşatmasın. Bu da sizlerin elinizde. Nasıl mı? Bunları yapanlara o imkan ve gücü ellerine vermeyerek. Yoksa yine olabilir mi, her zaman olabilir. Tarih tekerrürden ibarettir. Etrafınızdaki başka ülkelere bakın, her sene 2-3 ülkede darbe denemeleri olmaktadır. O yüzden bir daha olmaz diye düşünmeyin.

   Bizler bu yazıyı yazarak herkesin olanları tekrar hatırlamasını, hiç bilmeyen kişilerin empati kurarak yaşananların neler olduğunu hissetmelerini istedik. Birlikten kuvvet doğar, önemli olan insanların birbirine saygı duyması, Vatan için çalışması, kardeşler gibi birbirlerine yardımcı olmasıdır. Bu bilince her zaman hayatımızda yer vermeliyiz.

   Yazımızı başka tanıdıklarınıza gönderdiğiniz için şimdiden tekrar hepinize teşekkür eder, başka bir yazımızda daha görüşmek dileğiyle, herkese Saygılar sunarız...



   Kaynaklar: google site, Şeyh Edebali Sözü, trcooltext, post-modern darbe tarihi, demokrasiye vurulan darbe 28 şubat, 28 ŞUBAT DARBESİ, 28 şubat süreci, DEMOKRASİYE VURULAN POSTMODERN DARBE, 28 şubat gerçekleri, 28 şubat'ta ne oldu kısaca, 28 şubat'ta neler yaşandı, 28 şubat'ı kim yaptı, 28 şubat'ta ne oldu 1997, 28 şubat'ta hangi kararlar alındı, 28 subat darbe, 28 şubat darbesi hangi yıl, 28 subat darbesi, 28 şubat 1997 darbesi, 28 şubat postmodern darbe nedir, 97 darbesi, 1997 darbesi, 28 şubat'ta iktidarda kim vardı, ANALİZLER, 28 şubat'ta neler oldu.

4 Şubat 2022 Cuma

Togg Arabamız ile Ces 2022 Fuarı'na, Ces Fuarı nerede

   Tarih 29 Ekim 1961 sabahıydı. Ülkemiz için belki de dünyada sanayi girişimlerinin başlayacağı büyük günlerden biri olacaktı. 

   Devrim arabası hikayesi: O gün Ülkemizin Mühendisleri 4.5 ay geceli gündüzlü çalışarak 2+2 tane Devrim Arabalarımızı üretmişti. Ama bu arabayı üreten mühendis ve tüm ustalar alkışlanacağına, arabanın deposuna benzin konulması unutulduğu için (teknik nedenden dolayı trenle Eskişehir'den Ankara'ya giderken nakil sırasında benzin depoları boşaltılmıştı, sonra konulacaktı) adeta cezalandırıldı ve gazetelerin çoğu da şu başlığı atmıştı:

  ''100 metre gitti bozuldu''.

   Devrim Otomobili neden üretilmedi?

   Evet garip geldi değil mi? Arabalara benzin unutuldu diye bu manşet atılır mı hiç? Halbuki arabalar çalışıyordu. O zaman sorumuz şu.

- Kimler araba sanayisinde bizim olmamızı istemedi? Cevabını sizlere bırakıyoruz.


Yerli Otomobil TOGG

   Şimdi sizlere bazı araba markalarının kuruluş tarihlerini yazalım, sonrada 2 soru sorup, geçmişi bir kenara not etmiş olalım.

Ford 1903.

Audi 1909.

Bmw 1916.

Mercedes-Benz 1926.

Volkswagen 1937.

Toyota 1937.

Honda 1948.

Hyundai 1967.

   Bu markalardan Toyota geçen sene dünyada 9.56 milyon, Volkswagen ise 8.88 milyon sattı. Rakamların  büyüklüğüne bakınca, yıllık cirolarının ne kadar büyük olduğu kolayca anlaşılır. Yaklaşık yıllık cirolarını yazımızın sonundaki, analizimizde yazacağız. 

   Bizim Devrim arabamız 1961'de yapılmıştı. Buna göre 2 soru soralım.

1) Cirosu milyarlarca dolar olan Hyundai arabasının kuruluşu bizim Devrim'den sonra, fark ettiniz mi? Cevabınız evetse, o zaman bizim 60 yıl boyunca kaç trilyon dolar kaybettiğimizi (ithalat için ödediğimiz paralar ve yapamadığımız ihracat kayıpları) hesaplamakta çok kolay değil mi?

2) Diğer büyük markaların kuruluş tarihlerinin de çok eski olmadığını fark ettiniz mi? Cevabınız evetse, ülkemiz sizce kaç tane büyük araba markası oluşturabilirdi bugüne kadar?


Togg hangi ülkenin arabası

   Bu soruları yazdıktan sonra geçmişi biraz yad etmiş olduk. Şimdi günümüze gelelim.

   2011 yılında bu ülkede otomobil üretecek ''Babayiğit'' yok mu sorusuyla hızlanan serüven, 2017 yılında cevap bulup, 5 babayiğidin ortaklaşa yapacağı söylenip açıklandı. Sonra 2019 yılında tanıtımı yapıldı. Daha sonrada fabrika inşaatına başlandı. Bir yandan inşaat devam edip, bir yandan da arabanın ince detayları belli olmaya başlanıp, arabaların numuneleri yapıldı.

   18 Aralık 2021 yılı günü TOGG arabamızın logosu açıklandı video ile. Açıklamasın da ise şu cümle yazıyordu: ''Doğu ile Batı'nın buluşma, bugün ve geleceğin kesişme noktası''.

Resim görüntüsü şu şekildedir.


Togg açılımı ne demek

   

   Ve geldik 2022 yılına.

   CES Fuarı nedir, CES Fuarı ne demektir: Her yıl Ocak ayında Amerika/Las Vegas Nevada'da dünyanın en büyük CES teknoloji fuarı olan CES yapılır. CES açılımı, Consumer Electronics Show olarak bilinir. Bu fuarda yeni çıkan teknolojik ürünlerin tanıtımı yapılmaktadır. Sıra bizim TOGG arabamızın bu fuara katılmasına gelmişti.

   Tüm hazırlıklar yapıldı ve 5 Ocak 2022 sabahı güneş sanki ayrı bir doğmuştu dünyaya. Çünkü arabamız TOGG'un sedan modeli ilk defa görücüye çıkacak ve tanıtılacaktı. TOGG Ceo'su Mehmet Gürcan Karakaş çok heyecanlı idi, bunu nereden mi anladık? O güne kadarki verdiği röportajlardan. O gün geldiğinde bir röportaj verirken sevinç gözyaşları döktü, bizlerde kendisine ve ekibine çok teşekkür ediyoruz ülke olarak. Böyle bir arabanın üretimi için, çok çalışmalarından dolayı.

   5 Ocak günü Sayın Karakaş tanıtım konuşmasını yaptıktan sonra, arabanın üzerindeki örtü kalkmaya başladı ve kelimelerle tarif edilemeyecek güzellikte, muhteşem bir arabayı görmeye başladık.

   2019 yılında tanıtılan TOGG Suv modelinden sonra yapılan bu sedan modeli de çok harika olmuş. Hepsinin ellerine sağlık, çok ince detaylar düşünmüşler, tebrik ediyoruz tüm görev alanları. Ayrıca sektörünün saygın yayını Exhibitor, 2300 katılımcı arasından ''CES'in En iyi 20 Markası''ndan biri olarak TOGG'u seçti, bu gurur Türkiye'nin. Teşekkürler hepinize. 

   Şimdi gelelim analizimize.

   Yıl 1961'da yapılan Devrim arabamız engellendi, bizden önce araba üreten firmaların bazıları şu an yılda 10 milyon adete kadar araba üretebiliyorlar. Buda yaklaşık her firmanın 200 milyar dolar ciro yapması demektir. Devrim arabamızdan sonra kurulan Hyundai'nin bile yıllık cirosu neredeyse 90 milyar dolarlar civarında. Yani bizim devrim araba engellenmese idi belki de şu an 50 veya 100 milyar dolarlık satış yapabilen markamız olacaktı. Ayrıca buna ilaveten belki de 3-4 markamız daha olabilirdi. Hesaplar ortada, neler kaybettirilmiş ülkemize. 

   1960-2000 yılları arasında ülkemizin genç beyinleri teknoloji ile yönlendirileceğine darbelerle durduruldu (ilk darbe 27 mayıs 1960 yılında yapıldı), kılık kıyafetle durduruldu. Ne geçti ellerine, kocaman bir hiç. Peki neler kaybettik, yaz yaz bitmez. En basitinden bazı parlak beyinli öğrencilerimiz gidip yurt dışında çalışmaya başladı, bundan büyük ne kayıp olabilir.

   Olanlar geçmişte kaldı, bunlardan iyi dersler alıp, geleceğe iyi odaklanmalıyız. Şu an ülkemizin gençleri çok güzel üretimler yapıyor, her konuda. İha, siha, helikopter, gemi, araba, silah..vs..Kısaca neyi ithalat yapıyorsak onları üretmeye başladık. Bu gençlik çok güzel işler yapacak ilerisi için. Bizim bundan hiç şüphemiz yok, yeter ki boş işlerle engellenmeye çalışılmasın.

      
Togg Modelleri

   Togg ile ilgili merak edilen bazı sorular ve cevapları:

* TOGG hangi ülkenin arabası: Türkiye.
* TOGG açılımı ne demek: Türkiye'nin Otomobili Girişim Grubu.
* TOGG modelleri olacak mı: İleride başka modeller olacaktır, çalışmalar devam etmektedir.

   Bu yüzden önce ülkemiz için, sonra dünyadaki Türkler, Müslümanlar ve Mazlumlar için çok çalışmamız gerekiyor. Dünyada güçlü devletler ha bire küçük ülkelerde huzursuzluklar çıkartıyor, darbelere vesile oluyorlar. Bunların olmaması için bizlerin çok çalışıp, güçlenmesi gerekir. Buda sizlerin elinde gençler, bize düşen sizlere her zaman güvenmek ve desteklemektir.

   Başka bir yazımızda daha görüşmek dileğiyle hepinize Saygı ve Selamlar sunarız...


   NOT 1: Bu yazımızı 2022 yılında hazırlamıştık. 2025 yılındaki fuar için bazı notlar ekliyoruz. CES Fuarı 2025 ne zaman, CES 2025 Fuarı, CES Fuarı nerede: 7 Ocak 2025'te Amerika Las Vegas'ta yapılacaktır.

   CES Fuarı 2026 ne zaman, CES ne zaman, CES 2026 Fuarı ne zaman: 6 ile 9 Ocak arası, Amerika'da CES Las Vegas düzenlenecektir.



   Kaynaklar: twitter/togg2022, eskisehir valilik/devrim-arabasi, araba markalarının kuruluş yılları, TOGG ARABAMIZ İLE CES 2022 FUARI'NA, togg ces fuarı, CES FUARI NEREDE, 1961 devrim arabaları, made in türkiye, togg benzeri araba, togg arabası, togg araba resimleri, togg araba modelleri, ces dünyanın en güçlü teknoloji etkinliği, ces 2025 nerede, ces fuarı neden önemli, ces nedir, dünyanın en büyük tüketici elektroniği fuarı ces, ces fuarı 2025, ces 2025 las vegas, ces 2025 lasvegas, ces 2025 elektrik elektronik fuarı las vegas abd, ces hakkında, ces 2025 fuarı hakkında, ces las vegas 2025, ANALİZLER, ces fuarı ne zaman.

25 Ocak 2022 Salı

Dünya deprem ülkeleri, Dünyadaki deprem kuşakları nelerdir

   İnsanın doğumundan ölümüne kadar iç içe yaşayacağı bir durum üzerinde bugün yazmak istedik, konumuz deprem. Önce deprem nedir tarifine bakalım, sonra yazımıza devam edelim.

   Deprem nedir nasıl oluşur alınacak önlemler nedir, şimdi bunları sırayla yazmaya başlayalım.

   Deprem ne demek, deprem nedir kısa bilgi, deprem neyden oluşur: Yer kabuğu içindeki kırılmalar nedeni ile ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarma olayına denir. Bu depremle ilgili konuları inceleyen bilim dalına ise Sismoloji denir. 

   Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin ölçüsüne depremin büyüklüğü denilip, Richter ölçeği (magnitude) kullanılarak, latin rakamlarla yazılır. Ölçüm ve hesaba dayalıdır.

   Derinliklerde olan depremin yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsüne ise depremin şiddeti denilip, Mercalli ölçeği kullanılarak, romen rakamları ile yazılır. Gözlem ve deneyime dayalı bir değerdir.


Deprem nedir nasıl oluşur alınacak önlemler

   Yer kabuğunu oluşturan levhaların hareketleri sonucu oluşan gerilme ve sıkışmalar, kabuğun bazı bölümlerinde yüzyıllar boyu enerji biriktirir. Biriken enerjiler zaman zaman ortaya çıkar. Yer kabuğundaki bu hareketli kısımlara fay denilir.

   Birbirlerinin hareketini engelleyen levhaların arasında sürtünme başlayıp birbirlerine sürtünmesi sırasında, büyük kaya kütlelerinin arasında kalan zayıf yerler (fay) zorlanırlar ve buralarda gerilme enerjisi birikir.

   Zorlanma ve sürtünmenin etkisiyle kısa bir zamanda çok şiddetli bir kırılma ve hareket ortaya çıkar. Oluşan ilk harekete ''deprem'' yani ana şok, sonraki sarsıntının etkisiyle zayıf diğer kısımlarının kırılmasına da ''artçı depremler'' yani artçı şoklar denir.

  Depremler 3 çeşittir:

- Tektonik depremler (yeryüzündeki depremlerin yaklaşık % 90'ı bu gruba girer).

- Volkanik depremler.

- Çöküntü depremler.

  Denizlerde oluşan depremlerden dolayı büyük dalgalar oluşur, buna da tsunami denilmektedir.

     

Deprem nedir kısa bilgi


Dünyadaki Deprem Kuşakları Nelerdir, dünya deprem kuşakları nelerdir, dünya deprem kuşağı, deprem kuşakları dünya, yeryüzündeki deprem kuşakları, dünyanın deprem kuşakları, dünyada deprem kuşakları, dünyadaki deprem ülkeleri:

1) Pasifik Deprem Kuşağı ülkeleri, dünyadaki depremlerin yaklaşık % 81'i burada oluyor.

2) Alp Himalaya Deprem Kuşağı ülkeleri, dünyadaki depremlerin yaklaşık %17'si burada oluyor. Yani Alp Himalaya deprem kuşağı haritası dünyanın %17'sini ilgilendirmektedir.

3) Atlantik Deprem Kuşağı nerededir: Atlantik Okyanusu ortasında yer alan levha sınırı boyunca uzanmaktadır. 

   Atlantik Deprem kuşağı ülkeleri hangileridir, Atlantik deprem kuşağında yer alan ülkeler: Şili, Güney Amerika kıyıları, Meksika, Orta Amerika, Amerika'nın batı kıyıları, Alaska'nın güneyi, Filipinler, Japonya, Yeni Gine, Yeni Zelanda ve Pasifik Adaları.

   Büyük Okyanus'un Asya ve Amerika kıtalarına komşu olan sınırları, Pasifik Deprem Kuşağı'nda yer almaktadır.

   Endonezya'dan başlayıp Himalaya'lar ve Akdeniz üzerinden Atlantik Okyanusu'na uzanan kuşağa, Alp-Himalaya deprem kuşağı ülkeleri, Akdeniz Himalaya deprem kuşağı ülkeleri denilmektedir. Türkiye'nin büyük bölümü, bu kuşakta yer almaktadır.

  Dünyadaki Okyanuslar

1) Büyük Okyanus (Pasifik Okyanusu).

2) Atlantik Okyanusu (Atlas Okyanusu).

3) Hint Okyanusu.

4) Arktik Okyanusu (Kuzey Buz Denizi).

   Dünya Deprem Ülkeleri şunlardır:

   Dünyada çok sıklıkla deprem görülen ülkeler şöyledir, dünya deprem ülkeleri sıralaması: Japonya, Hindistan, Türkiye, İran, Meksika, Çin, Endonezya, Peru, Amerika'nın batı kıyıları, Şili ve Rusya.

   Türkiye'deki Deprem Kuşakları Nelerdir, Türkiye'deki deprem kuşaklarının isimleri nelerdir, Türkiye'de deprem kuşakları, Türkiye'deki deprem kuşağı:

   1) Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı.

   2) Güneydoğu Anadolu Deprem Kuşağı.

   3) Batı Anadolu Deprem kuşağı.

   Türkiye'deki Deprem Haritası

   Haritadan Türkiye'deki tehlike derecesinin durumunu, renklerden anlayabiliyoruz. Koyu renklerden açık renklere gidildikçe tehlike durumu azalmaktadır.

       
Türkiye'deki deprem kuşakları

   Deprem olunca hemen herkes Richter ölçeğine göre depremin büyüklüğü kaçtır diye merak eder. Bu değer 0.1 den başlar 9'un üzerine kadar çıkabilir. Peki bu değerlerden bizler kısaca neler anlayacağız, en basit anlatımla şunları diyebiliriz:

   Richter ölçeği nedir, richter ölçeği ne demek, richter ölçeği neyi ölçer: Çevremizde olan bir depremin veya birden fazla depremlerin aletsel büyüklüğünü hesaplamak için kullanılan ölçeğe denilmektedir.

Richter Ölçek Değerlerinin Yaklaşık Anlamları

0-3 arası: Genelde sismograf makineler hisseder, dünyada yılda yaklaşık 300.000 adet olur.

3-5 arası: İnsanlar hisseder, büyük hasarlar vermeyebilir, dünyada yılda yaklaşık 55.000 adet olur.

5-6 arası: Belli yapılar zarar görebilir, dünyada yılda yaklaşık 790-800 adet olur.

6-7 arası: Büyük zararlar verebilir, dünyada yılda yaklaşık 110-120 adet olur.

7-8 arası: Çok büyük zararlar verebilir, dünyada binalar zor dayanır ve yılda yaklaşık 17-18 tane olur.

8-9 arası: Yüzlerce kilometrelik alanda etkisini gösterir, dünyada az görülür, yılda yaklaşık 1 kere.

9 ve üzeri: Belli bölgeleri haritadan silebilir, dünyada az görülür, 100 yılda yaklaşık 5 kere olur.

  Deprem hayatımızın her anında vardı, var olmaya da devam edecektir. Bundan dolayı her zaman hazır olmalıyız. Deprem öncesi ve sonrası yapılması gerekenler nelerdir, deprem öncesi ve sonrası alınacak tedbirler nelerdir, şimdi onlara bakalım.

  Deprem Öncesi yapılması gerekenler nelerdir?

- Evler kaygan zeminlere yapılmamalı.

- Yapılar depreme dayanıklı yapılmalıdır.

- Vadi içlerine, akarsu yataklarına, çok kar yağan ve çığ gelen yamaçlara evler yapılmamalıdır.

- Eski binalar test yapılıp, sağlam değilse güçlendirilmelidir.

- Dolap üzerlerine, depremde kayacak malzemeler konmamalıdır.

- Soba ve ısıtıcılar duvara iyice sabitlenmelidir.

- Dolaplar duvara sabitlenmeli ki, deprem anında yıkılmasınlar.

- Avize, klima gibi eşyalar duvar ve pencerelerden yeteri kadar uzağa, kanca ile asılmalıdır.

- Mutfakta kayacak eşyaların altına metal parçalar konulup, kaymaması sağlanmalıdır.

- Rafların önüne bant yada tel konabilir, kaymalar olmaması için.

- Gaz vanası ve elektrik sigortaları otomatik olmalıdır.

- Binadan acil çıkarken kullanacağımız yolun üzerinde eşyalar olmamalı.

- Acil çıkış kapıları açık ve aydınlık olmalı.

- Deprem sonrası evdekilerle nerede ve nasıl buluşulacağına dair planlar yapılmalı.

- Önemli evrakların yedekleri hazırlanıp, su geçirmeyecek bir şekilde korunmalı.

- Binalarda yangın söndürme cihazları olmalıdır.

  Deprem anında ve sonrasında yapılması gerekenler şunlardır:

  Deprem Anında Ne Yapmalıyız, deprem anında yapılması gerekenler nelerdir, deprem anında yapılacaklar, deprem sırasında yapılması gerekenler nelerdir?

- Çök.

- Tutun.

- Kapan.


Deprem sırasında ne yapılır

   Ülkemiz konumu itibari ile dünyanın en güzel yerindedir. Bunun yanında da bir deprem kuşağı üzerindedir. Bu yüzden her gün deprem olabilir diye, evlerimizi en sağlam nasıl yapabiliyorsak, öyle yapmaya çalışalım. Böylece bir deprem olduğunda, evimiz enkaza dönüşmesin. Bunun yanında da deprem eğitimini öğrenmiş olmalıyız. Yani deprem anında ne yapmalıyız, deprem sarsıntısı bitince neler yapmalıyız? Onları şimdiden ne kadar iyi öğrenirsek, Allah korusun bir deprem anında kendimizi, yakınlarımızı ve başkalarının kurtulmasına sebep olabiliriz.

   Deprem Sonrasında Yapılması Gerekenler, deprem anında yapılmaması gerekenler, deprem sonrası yapılması gerekenler, depremde alınacak önlemler, deprem sonrası alınabilecek önlemler nelerdir, deprem sonrasında ne yapmalıyız, deprem sonrasında neler yapmalıyız, deprem sonrası yapmamız gerekenler nelerdir, deprem sırasında yapilmasi gerekenler kısa, deprem sonrası alınacak önlemler kisaca:

1) Deprem anında sakin kalın.

2) Balkon, merdiven ve asansörlerden uzak durun.

3) Çök, kapan, tutun hareketi ile hedefinizi küçültün.

4) Yangın ve patlamaları engellemek için ocağı, su vanasını ve gaz kokusu alınmıyorsa elektrik şalterini kapatın.

5) Afet ve acil durum çantanızı yanınıza alarak hızlı adımlarla binayı terk ediniz.

6) e-Devlet üzerinde size belirtilen en yakın toplanma alanına yürüyerek gidiniz.

7) Yetkililer çağrıda bulununcaya kadar toplanma alanında kalın.

8) Toplanma alanından barınma alanına geçiş için yetkililerin yönlendirmelerini bekleyiniz.

9) Acil yardım araçlarının hızla ulaşım sağlamalar için ilk 6 saat aracınızı kesinlikle kullanmayın ve trafiğe çıkmayınız.

10) İletişim sistemlerinin kilitlenmemesi için operatörünüz üzerinden arama yapmayınız. Sms ve internet tabanlı uygulamaları tercih ediniz.


Deprem sonrası ilk 6 saatte yapılacaklar

   Bir çok hadiste depremde vefat edenler Hükmî Şehid (Ahiret şehidi) sayılmaktadır. Sebep olarak ölüm anında çektikleri acı ve sıkıntılar gösterilmektedir. Bugüne kadar olan depremlerde vefat eden tüm vatandaşlarımıza Allah'tan rahmet, Milletimize ve Ailelerine sabırlar diliyoruz. Başka büyük olabilecek depremlerden, Allah C.C. Ülkemizi ve Milletimizi korusun.

  Depremlerle ilgili merak edilen bazı sorular ve cevapları:

* Türkiye deprem kuşağında mı: Evet.
* Kaç çeşit deprem vardır: 3 çeşit vardır, bunlar tektonik, volkanik ve çöküntü depremlerdir.
* Çöküntü depremler Türkiye'de nerede görülür: Kömür madenlerinin galerilerinde ve heyelanların olduğu bölgelerde görülür.

   Başka bir yazımızda yine görüşmek üzere, herkese Saygılar sunarız...



   Kaynaklar: AFAD 2018 Türkiye Deprem Tehlike Haritası, depremafad site, diyanethaber site, google, Türkiye depremleri, deprem nerede oldu bugün, deprem nasıl oluşur, deprem son dakika türkiye, deprem haberleri, deprem oldu mu, deprem büyüklüğü, deprem derecesi, deprem şiddeti, deprem nasıl oldu, deprem mi oldu, deprem nerede oldu son dakika türkiye, deprem nerede oldu türkiye'de, richter ölçeği nasıl okunur, deprem çeşitleri nelerdir, deprem çeşitleri kısa bilgi, deprem çeşitleri ve özellikleri, deprem çeşitleri ve açıklamaları, dünyadaki okyanus isimleri, dünyadaki okyanusların adları, deprem sonrası yapilmasi gerekenler maddeler halinde, deprem tedbirleri, deprem önlemleri nedir, deprem önlemleri kısaca, deprem önlemleri maddeler halinde, depremden korunma yolları, depremden korunmak için neler yapmalıyız, depremden korunmak için yapılması gerekenler, depremden korunmak için neler yapabiliriz, depremle yaşamak, deprem korunmak için neler yapmalıyız, DÜNYA DEPREM ÜLKELERİ, depremle birlikte yaşamak, DÜNYADAKİ DEPREM KUŞAKLARI NELERDİR, deprem anında neler yapmalıyız, son depremler, deprem ile birlikte yaşamak, ülkemizdeki fay kuşakları nelerdir, deprem olunca ne yapmalıyız, türkiye'nin deprem bölgeleri, türkiye deprem bölgeleri, türkiye'deki deprem bölgeleri, son dakika deprem istanbul depremi, deprem istanbul, beklenen büyük istanbul depremi, istanbul deprem son dakika, kandilli deprem, afad deprem, son dakika istanbul deprem, kandilli deprem istanbul son dakika, kandilli deprem son dakika istanbul, istanbul'da deprem son dakika, istanbulda deprem, istanbul son dakika deprem, istanbul depremi son dakika, kandilli istanbul deprem, deprem öncesi yapılması gerekenler 4. sınıf, ÖNEMLİ BİLGİLER, kandilli rasathanesi.

23 Ocak 2022 Pazar

Dinimiz İslam varken, Ateizm ve Deizm gibi Düşünceler

   Nasıl ortaya çıkıyor dinimiz İslam varken, ateizm ve deizm gibi düşünceler? Bugünkü yazımıza önemli bir soru ile başladık. Öncelikle bazı tarifleri yazalım, sonra analizimize başlarız.

   İslam dini nedir kısaca, Müslümanlık nedir: Sözlükte teslim olmak anlamına gelen ''İslâm'', terim olarak Hz. Adem Peygamber'den itibaren Allah'ın insanlara gönderdiği Tevhid inancına dayalı hak dinin adıdır. Bu dini kabul eden insanlara ise ''Müslüman'' denilir.

     
İslam dini nedir

Şimdide ateizm, deizm ve buna benzer düşüncelerin tariflerini yazalım, ateist deist ne demek:

Ateizm nedir kısaca, ateizm ne demek, ateist ne demek kısaca: Tanrıyı ve dini inkar etmek demektir. Tanrı'nın var olmadığını ileri süren kişiye ateist denilir ve bu kişiler ateist düşünceler ile hayatlarını boşa harcamaktadırlar.

Deizm nedir kısaca, deizm ne demek kısaca, deizm ne demektir, deizm nedir kisaca, deist ne demek kısaca, deist nedir kısaca, deist nedemek, deistlik nedir: Tanrı var ama tanrı ile benim aramda kimse yok anlayışı (Peygamberi, vahyi, melekleri ve kitabı inkar etmek). Buna inanan kişilere deist denilir.

Nihilizm nedir: Kısaca hiççilik demektir. Bunlara inananlara nihilist denilir. Bunlara göre hiç bir şeyin hakikati yoktur. Nihilistlere göre insanlar güçlüler ve zayıflar diye ikiye ayrılır.

Agnostisizm nedir: Bilinmezcilik veya bilinemezcilik demektir. Tanrının varlığının veya yokluğunun, bilimsel olarak ta evrenin nereden oluştuğunun bilinemeyeceğini ileri süren felsefi bir akımdır.

   Dikkat ettiyseniz bu kelimelerin sonu hep izm ile bitiyor. Peki o zaman bu ''izm'' ne anlama geliyor. Anlamı; Kelime sonlarına gelerek geldiği ismi bir akımın, bir fikir yumağının adı haline dönüştürür. 

   Bugün bu kelimeler karşımıza çıkar, yarın sonu yine izm ile biten başka kelimeler. Yani sonu gelmez kelimelerin ve anlamların. Mesela yarın biri çıkar Ateizmin A'sını, Deizmin D'sini alıp, sonuna da ''izm'' ekleyip, ''ADizm'' diye bir kelime yapar. Anlamına da % 50 Tanrıya + % 50 Tanrı ile aradakilere inanmak diyebilir. Bizlere düşen dikkat etmek ve uyanık olmak.

   Günümüzde gençler ve bazı yetişkinler, farklı felsefi düşüncelere kendini kaptırabiliyor. Bizlerde uzunca düşünerek bunların sebep ve bağlantılarını hem yazmak hem de bazı sorular sormak istedik. Daha sonra ise düşünmek isteyenlere sorular sorarak, yazımızı İnşâAllah bitirmeye çalışacağız. 


Ateizm ne demek

- Günümüz de okuyup, gerçekleri araştırmak yerine, videolar seyrederek her şeyi hazır bulma kolaylığına mı gidiliyor?

- İslam'ın 5 şartından biri olan Kelime-i Şehadetin ne anlama geldiğini iyice okumayıp, idrak edilmediğinden bunlar olabilir mi ? (Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şehadet ederim ki, Muhammed (s.a.s) O'nun kulu ve Peygamberidir).

- 20-30 yıl öncesine göre zenginleşen gençlik, yokluğun ne olduğunu mu unuttu acaba?

- Ateistim diyenlerin çoğu büyükşehirlerdeymiş, niçin acaba? Her şeye kolaylıkla ulaşıp, zorluk çekmedikleri için mi?

- Teknolojinin gelişmesi ile algı operasyonlarına niçin kolay kanılıyor?

- Çocukların oynadığı oyunların içinde, gizli mesajlar veriliyor mu?

- İnsanlar niçin kendinin kontrolsüz olmasını hissetmek istiyor?

- İnsanlar nereden ve nasıl geldiğini, niçin unutmaya başladı?

- Hep dünya için çalışmak isteği (seküler yaşam) neden artmaya başladı?

- Zamanla yaşadığı gibi inanmaya başlamak, neyin habercisi?

- Şükürsüzlük artmaya başlayınca, âlemin tesadüf sonucu meydana geldiğine inananları mı artıyor?

- Dîni bilgileri sahih kaynaklardan ve gerekli din bilginlerinden öğrenmeyen kişilerde, ilerde dinden niçin soğumalar olabiliyor?

- Dini bilgilerin gençlerin yoğun olduğu sosyal medyalarda, gençlere daha rahat ulaşacak şekilde anlatılması gerekmez mi?

- Din üzerinden ticaretle zengin olma hayalleri veya siyasi kariyer yapma isteği, bazılarını dine karşı soğutabilir mi?

- Bazı kişi veya grupların farklı din yorumları yaparak, insanları dinden soğutma çabaları olabilir mi?

- Dünyada olan doğal afetler, bizim hâlimize şükrümüzü artırması gerekirken, bazılarında niçin karamsarlığa yol açabiliyor?

- Kur'an-ı Kerim'i okuyup anlama oranı, azalıyor mu / artıyor mu?

- Medyada sistematik haberlerle yapılan, İslâm karşıtlığı haberlerinin arkasında neler planlanıyor?

- Her yapılan yanlışı İslâm'a ve Müslümanlar üzerine niçin atma çalışmaları var? Başka dinde yapılan yanlışlar ise niçin gizlenmeye çalışılıyor?

- Dinimiz İslam'ın en temel bilgilerinin yer aldığı İlmihal kitaplarını, gençlik ne kadar okuyor? 

- Kur'an-ı Kerim'in ilk inen ayeti, Oku'dur. Kur'an-ı Kerim-i okuyarak, dinimizi daha iyi öğrenmek için insanlar arasında bir yarış olmalı normalde, değil mi?

- Yokluğun ne olduğunu unutan kişiler, şükrü demi unutmaya başlıyor acaba?

- Peygamberlere hakaretler, neyin habercisi, kimler ne planlıyor hiç düşündünüz mü? 

- Bugün birisi kendimize hakaret etse, yapmadığımızı bırakmayız, ama Peygamberlere hakaretler veya alaya alıcı konuşmalar yapanlara kalben buğz yapıyor muyuz?

En zor ateist soruları

   ATEİSTLER ŞU SORULARA NE CEVAP VERİR ACABA, cevaplanamayan ateist soruları, en zor ateist soruları ve cevapları, ateistlere sorulacak tek soru, ateist soruları kısa:

- Ateistim diyen birine şu soru sorulsun, ne cevap verecek merak ediyoruz. Deprem anında koca koca binalar sallanıyor, peki sen ve 10 arkadaşın bir araya gelse o binayı azda olsa sallayabilir misiniz?

- Şu salgın hastalık ortamında oksijenin ne kadar önemli olduğunu, makinelere bağlanarak daha iyi anladık. Bu oksijeni tüm dünyaya sunan kim ? Bir makineye bağlanan insan için binlerce Lira para fatura ödeniyor, o zaman şu soruyu sormak lazım ateistim diyenlere. Dünyadaki yaklaşık 8 milyar insana oksijen kesilse, ne yapacaksınız?

- Çevremizde yetişen sebze ve meyvelerin, bir ahenk içinde nasıl yetiştiğini gözlemlemek bile, Allah'ın ne kadar büyük olduğunu bize göstermez mi?

- İnsan vücudundaki damar uzunluğu yaklaşık 100.000 km'dir. Bir insan olarak bu kadar uzunluktaki sistematik bir damar yapısını yapabilir misiniz? Ateistim diyenler, bir düşünsün bunu.

- Bahçeye 2 tane tohum atıyorsunuz, aylar sonra bir bakıyorsunuz, kocaman bitki olmuş. Acaba nasıl oluyor bunlar, hiç düşündünüz mü?

- Aşırı yağmur yağınca, seller oluyor. Acaba o an hiç düşündünüz mü, bu binlerce ton ağırlığındaki sular, nasıl havada duruyor? Siz bırakın binlerce tonu, 1 ton yükü havada tutabilir misiniz?

- Çevremize aşırı kar yağınca, oluşan kütlenin toplam ağırlığı yüzbinlerce ton olabiliyor, o zaman bu kadar ağırlık gökyüzünde nasıl duruyor, bunu hiç düşündünüz mü?

- Şimşek çakınca oluşan enerjinin büyüklüğünü hiç mi görmüyorsunuz?

- Bedavadan solduğumuz havanın içindeki gazların oranı bir an olsa değişerek, zehirlenme olsa ne yapacaksınız? 

- Deprem anında niçin korkuyoruz, binalarda yan gelip niçin oturamıyoruz?

- Denizlerde oluşan tsunami dalgalarının karşısında durabilir misiniz?

- Faaliyete geçen yanardağlardaki lavların karşısında hiç durabilir misiniz? Ortalama 950 derece

- Yeryüzünde içecek sular çekilse, kaç gün yaşayabiliriz?

- Dünyada tüm ağaçlar birden kurusa, neler olur hiç düşündünüz mü?

- Topraklarda hiç bir sebze ve meyve yetiştirilemez duruma gelse, ne yaparsınız açlıktan?

- En basitinden 100 m2 bir ev yapılırken kolonların sağlam olmasına dikkat edilir, yıkılmaması için. Peki yüzölçümü yaklaşık 510 trilyon m2 olan dünyamız, nasıl kolonlar olmadan ayakta duruyor? Sadece bu örnek bile Yüce Yaradan'ın büyüklüğünü anlamamıza yeterde artar, değil mi?

   Evet, bunlar gibi onlarca başka soru yazabiliriz. Allah C.C. tüm âlemin tek sahibidir. Bizler bu dünyaya yiyip, içip, sefa içinde yaşamak için gelmedik. Burası bir imtihan dünyası, imtihanda alacağımız notlar çok önemli, o notlarla öbür âleme gideceğiz. Bu yüzden Allah'a bol ibadet yapmalıyız, bol tövbe istiğfar yapmalıyız.  

   Bu kadar yazıdan sonra yine Yüce Yaradan yok diyenler varsa, sorularımızdaki durumları kendi başlarına bir yapsınlar da görelim, değil mi? Allah'tan başka galip yoktur (Lâ Galibe İllâllah).

İslamiyet ne demek

   Birileri farklı bahaneler ortaya sürerek, dinimize saldırmakla ne ellerine geçiyor? Gençleri dinimizden uzaklaştırıp, ateizm ve deizm gibi düşüncelere mi sevk etmek istiyorlar? 

   Amaçları nedir, toplumun en önemli yapıtaşı olan aileyi içten mi çökertmek istiyorlar? İnsan başı dara düştüğünde veya sıkıntıya girdiğinde Allah'a dua eder. Birilerini bu niçin rahatsız ediyor?

   Birileri yok şurada ateizm, yok burada deizm artıyor diyerek! aslında kendilerinin ''reklamını mı'' yapıyorlar. Böylece dikkat çekerek bir kaç kişi de olsa, kendi taraflarına insan almanın planlarını mı yapıyorlar ? Bildiğiniz gibi reklamı iyi yapan, dikkati kendi tarafına çeker. Yani aslında fazla olmayan durumları çok abartılı göstererek, kendilerinin reklamlarına, bizlerimi çekiyorlar? Çok dikkat diyelim.

   Birde son zamanlarda ortaya çıkan bir kelimeden de bahsedip, yazımızı şimdilik sonlandıralım, kelime ''metaverse''. Nedir kısaca, sanal evren demektir. Mesela diyorlar ki, İstanbul'dan sanal arsa aldım şu kadar paraya. Peki o zaman bizde soralım, madem arsa aldın, gidelim bir piknik yapmaya veya gidelim çiçekler, sebzeler ekelim. Arsa aldığım diyen kişi, sizi o gerçek arsaya götürebilecek mi ? Tabii ki de hayır, o zaman fazla sanal dünya ile konuşmaya gerek var mı sizce? 

   Burada şunu unutmayalım asla, bu sanal işlere ilk girenler (genelde bunlar bu işi planlayan büyük firmalardır) iyi para yatırırlar. Sonra milleti buralara çekip, kendileri bir zirve yapınca, eldekileri satarlar. Sonra ne mi olur ? En son girenler kaybeder, tepedekiler paraları saymakla bitiremezler. Yani her şey sanal, dikkat edin. Hayal işlere para yatırmayın, elle tutulur gözle görülür metalara para yatırın. 

   Ayrıca farklı bu tarz konuların bir ortak amacı da şu olabilir mi diye düşünün deriz. Hayatı çok basite indirgeyip, kolayca para kazanmak hırsı ile milleti dinden ve ibadetten uzaklaştırmak mı ? Böyle olan insanlar belli bir zaman sonra sıkıntı ve bunalıma girip, ne yapacağını bilemez hâle gelebilir. Böyle sonuçlarda bunları planlayanların çok işine gelir.

   Bir yazımızın daha sonuna geldik, amacımız sizlerin milleti ve devleti için başarılı bireyler olmanızdır. Başarılı olurken hem dünya için, hem de yarın ölecekmiş gibi Ahiret için çok çalışmalısınız. Şunu asla unutmayalım, sadece maddi mutluluklar insanları bir yere kadar mutlu edebilir. Önemli olan manevi olarak ta mutlu olmanızdır. 

   Yazımızı okuduğunuz ve başkalarının bilgilerine ilaveler yapmak için onlara yazımızı gönderdiğiniz için hepinize teşekkür ederiz. Başka bir yazımız da daha görüşmek üzere, herkese Saygılar sunarız...



   Kaynaklar: dergi diyanet site, trcooltext (resim), kendimi değersiz hissediyorum, deiste sorulacak sorular, DİNİMİZ İSLAM VARKEN, dinimiz islam, deiste sorular, ATEİZM ve DEİZM GİBİ DÜŞÜNCELER, ateiste sorulabilecek sorular, ateiste sorulan sorular, sonu izm ile biten, deist ne demektir, deizim ne demek, en iyi ateist soruları, ateist nedir, ateist ne demektir, nihilizm ne demektir, agnostisizm ne demek, ateizm deizm, adizm nedir, adizm ne demek, deizm kısaca nedir, deis ne demek, DİNİ KONULAR, ateiste sorular.

15 Ocak 2022 Cumartesi

Hello Türkiye kampanyası, Gücünü ve potansiyelini keşfet

   Marka nedir? Bu sorunun cevabı, ülkelerin geleceği demektir. Çünkü ne kadar Marka bir ülke olursanız, o kadar çok tanınırsınız. Şimdi markanın kısa bir tarifine bakalım, sonra kısa analizimizi yazmaya başlarız.

   Marka ne demek: Bir işletmenin mal ve/veya hizmetlerini bir başka işletmenin mal ve/veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlayan, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen işaretlerdir.

   

Hello Türkiye tanıtım


   Uzun teknik tanımını yazmadık, kısaca özet hali ile bu olan Marka, uluslararası anlamda değeri büyüktür. O yüzden ülkemiz için ''Türkiye Markasını'' hep birlikte ne kadar çok güçlendirirsek, dünyada ülkemizin değeri o kadar çok artar. Dolayısı ile daha çok turist merak edip, ülkemizi ziyaret eder. Şunu da bilmekte fayda vardır. En iyi tanıtım, doğallığı olan reklamlar ile olur.

   Bizde Birinci Adres olarak, üzerimize düşen görev ne ise onu yapmaya çalışıp, ülkemizi daha çok tanıtacağız, çok çalışacağız. 1 kişiden ne olur demeyin. Birler toplanıp onlara, onlar toplanıp yüzlere, yüzler toplanıp binlere, binler toplanıp on binlere, on binler toplanıp yüzbinlere, yüzbinler toplanıp milyonlara ve milyonlar toplanıp milyarlara ulaşabilir, reklam ve tanıtımlarla.

          
Hello büyük Türkiye

   İletişim Başkanlığı'nın hazırladığı güzel video var, bizler onu yurt dışına reklam edeceğiz. Biz elimizden geleni karınca kararınca yapalım, gerisi bir şekil gelir diyelim. 

   Merhaba ne demek, merhaba nedir: Sözlük anlamı selam demektir.

   Türkiye'nin yeni reklam tanıtımı #helloTürkiye olarak yapıldı, çok güzel olmuş, başarılar dileriz.

   Sitemizi takip edenler bu yazımıza çok şaşırmış olabilir. Çünkü bizler genelde uzun analiz yazıları yazarız, bu yazımız ise çok kısa oldu. Sebebi ise bu yazımızın ulaşacağı dünyadaki insan sayısı düşünülünce, tanıtım etkisi çok büyük olacak olup bizleri mutlu edecektir. Sizlerde bu yazının linkini tüm tanıdıklarınıza gönderebilirseniz, onlarda okuyup videoyu seyredebilirler.

       

Merhaba büyük Türkiye


   Eğer yurt dışında yaşayan tanıdıklarınıza gönderirseniz, onlarda kendi tanıdığı yabancılara gönderip, ülkemizi reklam edebilirler. Şimdiden hepinize teşekkür eder, başka yazılarda görüşmek üzere Saygılar sunarız...



   Kaynaklar: iletisim başkanlığı, hello turkiye, merhaba türkiye, merhaba turkiye, turkiye, gücünü ve potansiyelini keşfet, hello Türkiye kampanyası, HELLO TÜRKİYE KAMPANYASI, hello Türkiye tanıtımı, GÜCÜNÜ ve POTANSİYELİNİ KEŞFET, welcome, wel come, merhaba istanbul, merhaba ankara, merhaba izmir, merhaba antalya, merhaba bursa, hello türkiye tanıtım kampanyası, hello türkiye nedir, hello türkiye tanıtım reklamı, merhaba merhaba, DOĞA TARİHİ YER, türkiye markası.

26 Aralık 2021 Pazar

Köpekler için öneriler, Başıboş köpek sorunu nasıl çözülür

   4 yaşındaki çocuğa pitbull köpeği saldırdı haberlerini medyada görmeyenimiz kalmamıştır. Bizler videoyu görünce fazla bakıp izleyemedik, çocuğun o anki durumun vahametini siz düşünün. Bu tip köpekler ile ilgili kanun var, önce kanuna bir bakalım, sonra yazımıza devam edelim.

   (14 Temmuz 2021 tarihli Resmi Gazete,  Sayı: 31541).

   Kanun No: 7332.

   MADDE 15 - 5199 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir. 

   GEÇİCİ MADDE 3 - 14 üncü maddenin birinci fıkrasının (1) bendi uyarınca, tehlike arz eden hayvanların belirlenmesine ilişkin Bakanlıkça yapılacak düzenleme yürürlüğe konuluncaya kadar; Pitbull, Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasilerio türlerini veya bunların melezlerini üreten, sahiplenen, sahiplendiren, barındıran, besleyen, takas eden, sergileyen, hediye eden ve bunların ülkemize girişini, satışını ve reklamını yapana hayvan başına 11.000 Türk Lirası para cezası verilir. Bu hayvanlara el konulur ve bu hayvanlar belediyeler tarafından hayvan bakımevine götürülür.

   Ayrıca kanunda bazı noktalarda vardır, kısaca şöyledir. Bu yasa girmeden önce sahiplenenler hayvanlarını kısırlaştırıp buna dair belgeyi Bakanlığa başvurup veri tabanına kayıt ettirenler hayvanlarını şu şartların dışında (kayıt belgesiz, ağızlıksız ve tasmasız) dolaştıramazlar. Halkın yoğun olarak bulunduğu yerler ile çocuk oyun alanları ve parklarına sokulamaz. Buna aykırı hareket edenlere 11.000 Türk Lirası idari para cezası verilir. 

           
Büyük pitbull

   Evet kanunun kısa özetini de okudunuz. Bu hayvanların beslenmesi yasaktır, kanun çıkana kadar sahiplenenler hariç. Ama son olay gösterdi ki, bu hayvanları binalarda, sitelerde bulundurmak çok tehlikeli. Bazıları o kadar da tehlikelimi diye sorabilir. Bu köpeklere yanlış yetiştirme yöntem eğitimleri verilirse, güçlü yapıları ile çok saldırgan hâle gelebilir. 4 yaşındaki çocuğun olayında bunu bizzat gördük. Savunmasız halde birini yakaladıklarında 30-40 saniyede, insana dehşeti yaşatabilirler. Mesela pitbull tarzı köpeklerin ufak bir arabayı çekebilecek kadar gücü olduğunu biliyor muydunuz?

   Şimdi bizler bu konuda neler yapılabilir diye düşünüp, önerilerimizi yazmak istedik.

  ÖNERİLERİMİZ:

- Önce herkesin bir empati yapmasını istiyoruz, nasıl mı?  Sokakta tek başınıza yürüyorsunuz ve birden 5-6 köpek etrafınızı sardı, o an neler hissedersiniz? Peki birde yalnızken ÇOCUĞUNUZUN veya aile BÜYÜKLERİNİZİN etrafını köpeklerin sardığını düşünün, neler düşünürsünüz o an?

- Bu yasa tekrar gözden geçirilip, toplum içinde tamamen yasaklanmalı.

- Önceden sahiplenen kişiler bu tarz köpekleri, toplumdan tamamen uzak yerlerde özel mülkiyetleri varsa ve insanların olduğu yerlere çıkarmamak şartıyla ve onlara ömürlerinin sonuna kadar iyi bakacaklarsa, orada bakabilirler.

- Eğer özel mülkiyetleri yoksa, hepsini belediyelere verip, oradaki hayvan bakımevlerinde ömürlerinin sonlarına kadar bakılmalıdır. Bu gönüllülük esasına göre değil, zorunlu olarak yapılmalıdır.

- Kesinlikle binalarda, sitelerde saklanmamalı.

- Bu konuda site yöneticileri ve bina yöneticileri saklayanları uyarıp, hayvanları belediyeye teslim etmesini söylemeli.

- Eğer teslim etmiyorsa gerekli yerlere hemen bildirmeli ve gerekenler yapılmalı.

- Eğer bu yöneticiler bilerek bunları bildirmiyorsa, yöneticiler bunlardan sorumlu olmalı.

- Bu maddelere rağmen hâlâ gizliden besleyenler olursa maddi cezalar büyük oranda artırılıp, köpeğin birine zarar vermesi durumunda ise hapis cezası da yasaya eklenmelidir.

- Bunun dışında yollarda gezen başıboş köpeklerde toplanıp, belediyelerin hayvan bakımevlerinde iyi bakılmalı. Çünkü bazen zayıf görünen 1 köpek bir şey yapmayabilir ama 5-6 köpek bir araya gelip, birbirlerinden destek alıp, hırçınlaşabilirler. Böyle bir sokakta çocuğunuz tek başına nasıl okula gitsin, bir düşünün?

          
Başıboş köpek saldırısı

   Şunu unutmayalım bugün bu 4 yaşındaki çocuğun başına gelenler, yarın sizlerin çocuğunun başına da gelebilir. Sadece çocuklar değil yolda gezen büyüklerimize de (dedeler, nineler) saldırabilirler o zaman neler olur, hiç düşündünüz mü? Bunların olmaması için acilen bu kanun üzerinde gereken değişiklikler yapılmalı, yoksa daha çok canlar yanabilir. 

   Çocuklarımız bizler için önemlidir, ayrıca şunu da unutmamak lazım. Küçük yaşlarda bu travmaları yaşayan çocuklar, uzun yıllar unutamaz. Onlara bu korkuyu yaşatmamak için, gerekenler neyse el birliği ile yapmalıyız.

   ÖNEMLİ SON NOTLAR

   Eğer belediyeler barınak yapmıyorsa, Devletin belediyelere gönderdiği ÖDENEKLERDEN paralar kesilip, Devletimiz tüm ülkedeki il ve ilçelerde 3 ayda barınaklar yaptırsın. Yoksa tüm belediyelerin yapması beklenirse, belki de bu süre 10 yıl sürebilir.

   Bu zaman zarfında ise kaç tane çocuk, köpekler tarafından yaralanabilir. Bu barınaklar yapılınca isteyen kişiler, barınaklara yiyecek ve benzeri ürünleri götürüp hediye edebilir. Veya köpekleri çok seviyorum diyenlerin her biri 10 tane köpeği sahiplensin. Bizden yazması, gerisi büyüklerimizin kararıdır.

   Ayrıca önemli bir bilgide yazalım sizlere, eğer saldırgan bir köpekle baş başa kalırsanız onun dikkatini dağıtmaya çalışın, el kol hareketleri ile. Asla korkmayın, çünkü korku anında salınan hormondan sizin korktuğunuzu köpekler anlayabiliyorlar. 

   Birde pitbull benzeri köpekler eğer birine saldırıp, diş geçirmeye başlamışsa kolay bırakmak istemez, o yüzden köpeğin arka ayaklarının birini kaldırarak dengesini bozabilirsiniz, böylece dişlerini geri çekebilir, aklınızda olsun. İnşaAllah hiç lazım olmaz ama lazım olursa diye aklımızda tutarsak, iyi olur.

  Köpeklerle ilgili merak edilen bazı sorular ve cevapları:

* Türkiye de köpek saldırıları sokak köpekleri neden toplanmıyor: Belediyelere sormak lazım. 

* Başıboş köpek ihbar hattı nedir, başıboş köpek şikayet, köpek şikayet etme hattı, belediye köpek toplama numarası, sokak köpekleri nereye şikayet edilir: Alo 153 numarasıdır, ayrıca 2025 yılından itibaren Alo 112'ye de yapılmaktadır.

   Başka bir yazımızda görüşmek üzere herkese Saygılar...


NOT 1: Bu yazımızı 26 aralık 2021 yılında hazırlamıştık. Burada yazılan önerilerimiz yapılsaydı, başıboş köpek sorunumuz şuan sokaklarda kalmazdı. Yazımıza küçük bir ilave öneri ekleyeceğiz, bugünkü tarih 3 haziran 2024. Tüm sokaklardan başıboş köpekler toplandıktan sonra onlara MAMA verilmesin. Bunun yerine lokantalardan kalan yemekler, kasaplardan kalan kemik parçaları verilsin. (Biz yıllar önce bahçede 7 yıl köpek besledik, hiç mama vermedik, hep kalan yemekleri verdik). Böylece hayvanlar daha sağlıklı olur, hem de köpek sorunu bitmiş olur. Çünkü bu sorunun arkasında yıllık yaklaşık 2 milyar dolarlık mama satma durumu da vardır.



   Kaynaklar: resmi gazete site, google, köpek sorunu nasıl çözülür, köpek sorunu için öneriler, köpek sorununu, başıboş köpek, sokak köpeği, başıboş sokak köpeği, köpek sorunu bitsin, KÖPEKLER İÇİN ÖNERİLER, başıboş köpekler, BAŞIBOŞ KÖPEK SORUNU NASIL ÇÖZÜLÜR, sokak köpekleri, köpek sürüsü, köpek sürüleri, köpek saldırısı, pitbul benzeri köpekler, rednose köpek, köpek bayıltma iğnesi, pitbul tarzı köpekler, sokak köpeği sorunu nasıl çözülür, türkiye köpek sorunu, türkiye'de sokak köpeği sorunu, sahipsiz köpekler sorunu, sokak köpekleri sorunu, sahipsiz köpek sorunu nasıl çözülecek, başıboş köpek şikayetleri artmakta, türkiye'de kaç milyon köpek var, başıboş köpeklerin sayısı, sokakta köpekler, sokaklarda köpekler, köpek sayısı, ANALİZLER, başıboş sokak köpekleri.

Öne Çıkan Yayın

Allah'ın 99 ismi sırasıyla Türkçe, Esmaül Hüsna isimleri